« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

BÜYÜK BİR ADAM

08 Ara 2016

SONRAKİ YAZI

TARİH UYARIYOR!

26 Tem 2016

M. Metin KAPLAN

08 Ağu

2016

FİKR-İ TAKİP

08 Ağustos 2016

19 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan “DARBE’YE TEŞEBBÜS” başlıklı yazımda şöyle demiştim; “Konuya … kriminoloji ya da suç bilimi açısından yaklaşarak, … bazı şeyleri dikkatinize arz etmek istiyorum… “Darbe Teşebbüsü” gerçekte kime/kimlere hangi menfaati/menfaatleri temin etti?
Bunları … maddeler halinde sayalım:
Bir. Son günlerde İsrail’e ve Rusya’ya teslim olmuş görüntüsü vermiş olan AKP ve Hükümeti hem kendi seçmenleri hem de genel sağ seçmen nezdinde müthiş derecede itibar kaybetmiş ve âdeta bir dağılma süreci içine girmiş gibiydi... Bu “Darbe Teşebbüsü”, AKP ile Hükümetinin kaybettikleri itibarlarını tekrar kazanmalarını sağladı. Hatta “Darbe Teşebbüsü”ne maruz kalmış mağdurlar gibi göründükleri için genel sağ seçmenin de sempatisini kazandılar.
İki. AKP ve Hükümeti, yargıda (Yargıtay ve Danıştay’da) yaptığı devrim gibi değişiklikler sebebiyle her türlü olumsuz şartlara rağmen müthiş bir muhalefet ile karşı karşıya kalmak üzereydiler… Bu “Darbe Teşebbüsü” gündemi tamamen değiştirmek suretiyle yargıda yapılmış olan bu karşı devrim gibi değişikliklerin unutulup gitmesini sağlamıştır.
Üç. Rusya’dan özür dilemesi, Mavi Marmara olayı için İsrail ile yapılmış olan kötü antlaşma, İHH’ya attığı “fırça”, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verme vaadi ve üniversite diploması yok iddiası gibi meseleler sebebiyle itibar kaybetmiş olan Recep Tayyip ERDOĞAN, bu “Darbe Teşebbüsü” sebebiyle hem itibarını tekraren kazanmış ve hem de yapılmış olan algı çalışmaları sonunda “demokrasi kahramanı” haline getirilmiştir.
Dört. Bu yapay “demokrasi kahramanlığı”, Ağustos ayı başında yapılacak olan Yüksek Askerî Şura toplantısında, Recep Tayyip ERDOĞAN’a, TSK’nın komuta kademesini istediği gibi şekillendirme imkânını sağlamıştır.
Beş. Yine bu yapay “demokrasi kahramanlığı”, dolaylı olarak AKP’yi de güçlendireceği için hem TC Anayasa’sının değiştirilmesini hem de Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Devlet Başkanı seçilmesini garanti altına almıştır.
Altı. TSK’nın sadece iki birimi; Ege Ordu Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı NATO kontrolü dışında bulunmaktadır… Ve NATO, yıllardan beri Jandarma Genel Komutanlığı’nın ya feshedilmesini ya da NATO emrine verilmesini talep etmekte, fakat bu, Türkiye Cumhuriyeti tarafından reddedilmekteydi… NATO, bu “Darbe Teşebbüsü”nü Jandarma Genel Komutanlığı üzerine yıkmak suretiyle emrine girmekten imtina etmiş olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın cezalandırılmasını sağlamış olacaktır.
…..
Yedi. PKK, kendisine bağlı şehir yapılandırılmasını (PKK’yı değil, PKK, PYD adı altında Suriye’de Suriye Kürdistanı’nı kurmak için mücadele etmektedir) kendi kazdıkları hendeklere gömen Jandarma Genel Komutanlığının hem de Türkiye Cumhuriyeti eliyle cezalandırılacak olmasından ötürü müthiş derecede memnundur.
Sekiz. Bu “Darbe Teşebbüsü” dolayısıyla Türkiye maalesef müthiş derecede güç ve kuvvet kaybetmiştir… Korkarım ki emperyalizm; bu zafiyetten istifade ederek Kıbrıs konusu ile Kuzey Suriye ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürtçü oluşumlar konularında tavizler elde etmek imkânına kavuşmuş olacaktır.”
Bugün 7 Ağustos 2016 olduğuna göre yazının yayınlanmasının üzerinden 19 gün geçmiş demektir… İster misiniz? (İstemem diyorsanız, yazının gerisini okumanıza lüzum yok!) Birlikte bir muhasebe yapalım ve yazdıklarımın/öngörülerimin ne kadarının doğru ya da yanlış çıktığının dökümünü yapalım… Bunu da âfâkî değil, Anadolu Ajansı’nın geçtiği bir habere dayanarak yapalım.
AA’nın geçtiği haberde şöyle deniliyor. (Ben haberden sadece konumuzu alâkadar eden bölümleri aldım!):
Milli Savunma Bakanlığı, Kanun Hükmünde Kararname ile Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin konularda yapılan değişikliklerle ilgili bilgilendirme yaptı. Bakanlıktan yapılan bilgilendirmeye göre Kanun Hükmünde Kararname ile Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin konularda yapılan değişiklikler şöyle:
1612 sayılı Yüksek Askeri Şûra’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişikliklerle Yüksek Askeri Şûra yapısı yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda;
- Yüksek Askeri Şûra üyeleri, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı ile Kuvvet Komutanları olarak yeniden belirlenmiştir.
- Jandarma Genel Komutanı, Donanma Komutanı ve Ordu Komutanları ile orgeneral ve oramirallerin Yüksek Askeri Şûra üyeliğine son verilmiştir.
- Şûranın sekretarya hizmetleri Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınarak Milli Savunma Bakanlığı’na verilmiştir.
-Harp Akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatılmıştır.
-Yukarıda sayılan askeri okullardan 30 Ağustos tarihi itibari ile mezun olacak askeri öğrencilerin subay ve astsubaylığa nasbı yapılmayacak; bunlara, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları puanlar dikkate alınarak Yüksek Öğretim Kurulu’nca belirlenecek fakülte ve yüksek okullarca diploma verilecektir.
-Bünyesinde mevcut Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları, astsubay meslek yüksekokulları ile kurmay subay yetiştirmek ve lisansüstü eğitim vermek amacıyla kurulacak enstitülerden oluşan Milli Savunma Üniversitesi kurulmuştur. Üniversite Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olacak ve rektörü, Milli Savunma Bakanının önerisi, Başbakanın uygun bulacağı üç aday arasından Sayın Cumhurbaşkanınca seçilecektir.
Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları kendi özel kanunlarına göre, üniversite rektörlüğüne bağlı olarak faaliyet gösterecektir. Bu okullara öğrenci alımı dahil tüm askeri öğrenci işlemleri Milli Savunma Bakanlığı’nca yapılacaktır.
- GATA Eğitim Hastanesi, askeri hastaneler ve TSK sağlık hizmet birimleri Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir.
GATA’ya bağlı Tıp Fakültesi ile yüksekokul ve meslek yüksekokulları Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne devredilmiştir.
-Askeri sanayi kuruluşlarının (fabrika ve tersaneler) Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması. Askeri fabrika ve tersaneler, kuvvet komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığı teşkilatlarından çıkartılarak Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmıştır.
-Milli Savunma Bakanlığı teşkilatının yeniden yapılandırılması (sivillleştirilmesi). Milli Savunma Bakanlığı teşkilatı yeniden yapılandırılmıştır. Bu kapsamda;
Bakanlık kadroları TSK kadro teşkilatından çıkartılmıştır. Kadroların büyük bir bölümü sivilleştirilmiş olup, hangi kadrolara askeri personel atanacağı Milli Savunma Bakanının oluruna bırakılmıştır.
Bakanlık merkez teşkilatı; diğer bakanlıklara benzer şekilde müsteşar, beş müsteşar yardımcı, bu müsteşar yardımcılarına bağlı sekiz genel müdürlük, her genel müdürlük bünyesinde iki genel müdür yardımcısı ve altı daire başkanlığı şeklinde yeniden teşkilatlandırılmıştır.
-Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları doğrudan Milli Savunma Bakanı’na bağlanmıştır.
-Askeri hakimlerin alımı, mesleğe kabulü, disiplin ve özlük işlemleri ile emeklilik işlemleri kuvvet komutanlıklarından alınmış, Milli Savunma Bakanlığı’na verilmiştir.
-1324 sayılı Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanun ile 1325 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile Kuvvet Komutanlıkları, diğer kanunlarla Genelkurmay Başkanlığı’na verilen görev ve yetkiler saklı kalmak koşuluyla Milli Savunma Bakanına bağlanmıştır.
-Cumhurbaşkanı ile Başbakanın gerekli gördüklerinde, Kuvvet Komutanları ile bağlılarından bilgi alabileceği ve bunlara emir verebileceği konusunda özel düzenleme yapılmıştır. Verecekleri emir, herhangi bir makamdan onay alınmaksızın yerine getirilecektir.
-Subay ve astsubayları atama yetkisi, Kuvvet Komutanlıklardan alınmış; atamalar, Kuvvet Komutanlıklarının teklifi üzerine Milli Savunma Bakanının onayına tabi kılınmıştır.
-Türk Silahlı Kuvvetleri’ne personel temini işlemleri, Milli Savunma Bakanlığı’nın görevleri arasına alınmıştır.”
Lütfen, üşenmeyin AA’nın geçtiği haberi bir kere daha okuyun… Ve… Okuyup, okuduklarınızı iyice idrak ettikten sonra… Bana, Allah rızası için bir cevap verin:
Recep Tayyip ERDOĞAN ve AKP Hükümeti, eğer “Darbe’ye Teşebbüs” olayı vuku bulmuş olmasaydı bu değişikliklerin hepsini değil, bir tanesini dahi yapar mıydı/yapabilir miydi? Hatta yapmaya teşebbüs edebilir miydi?
Bu suale verdiğiniz cevap; eğer ‘elbette yapardı/yapabilirdi’ ise mesele yok! Türkiye’de her şey normal, asayiş berkemâl demektir!
Yok… Bu suale verdiğiniz cevap; eğer ‘hayır yapmazdı/yapamazdı’ ise işte o zaman problem var hem de büyük bir problem var! Türk Milleti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin başı -Allah korusun- ciddi olarak belâda demektir!
Ne ise… Demokrasi bayramınız kutlu olsun!
M. Metin KAPLAN

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Nis 2019

1968 yılının muhtemelen Nisan ayıydı. Kahramanmaraş Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Parasız yatılı okuyordum. Cuma günü birkaç arkadaşlarımızla bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştık.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,60 M - Bugün : 13658