« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE: AKP NASIL KAZANDI?

23 Kas 2015

SONRAKİ YAZI

İrfan Çetiner

24 Ağu 2015

M. Metin KAPLAN

16 Kas

2015

SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE

16 Kasım 2015

Bildiğiniz gibi artık yazmıyorum, daha doğrusu yazamıyorum… Çünkü Ülkücü Dünya Görüşü başlıklı belki beşbin-altıbin sahifelik bir ansiklopedi üzerinde çalışıyorum… Üstelik yazı yazmanın zamanı da değil… Yazanları içeri tıkıyorlar… Kaldı ki kimsede okumuyor, okusa da anlamıyor; internet ve türevleri kitabın da gazetenin de ve hatta televizyonun da yerini aldı… Herkes kendini birkaç kırık-dökük cümle ile ifade ediyor, karşılığını da en çok birkaç kırık-dökük cümle olarak almak istiyor…

Ancak bazı okuyucularla arkadaşlarım ve bazı ülküdaşlarım seçim sonuçları üzerine ne/neler düşündüğümü öğrenmek için öylesine ısrar ettiler ki sonunda pes ettim ve bu yazıyı yazmaya mecbur kaldım… Seçim neticeleri üzerindeki düşüncelerimi maddeler halinde arz ediyorum:

BİR. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa, olmuş ve olacak bütün seçim sonuçları hakkındaki yorumunu/hükmünü onbeş asır evvel çok açık ve net olarak vermişlerdir… Lütfen üzerinde tefekkür ediniz:

“SİZ NEYE LÂYIKSANIZ, ONUNLA İDARE OLUNURSUNUZ!”

(Hadis Meali: Nasıl olursanız ve neye lâyıksanız öyle idare edilirsiniz.)

Başka söze lüzum var mı? Yok!

Lâkin Hadis’i daha kolay ve doğru anlayabilmeniz için küçük bir kopya vereyim: Bu Hadis-i Şerif’in hükmü; mahallenizdeki Kuş Sevenler Derneği için de Hükümetler ve Devletler için de… İşçi ve Memur Sendikaları, Esnaf Birlikleri, Ziraat ve Çiftçi Odaları için de… Öğrenci ve Gençlik Dernekleri için de Siyasî Partiler için de vd. için de… Yani büyüklüğü ve gayesi/amacı ne olursa olsun tüm teşkilâtlar/örgütler için geçerlidir!

Öyle ise HATAYI HİÇ KİMSEDE ARAMAYALIM, -varsa- HATA KENDİMİZDEDİR!

İKİ. Kur’ân-ı Kerîm, inanç, ibadet ve ahlâk mevzularına doğrudan doğruya ve ayrıntılarıyla temas ederken siyasî konular hakkında, evrensel / âlemşümul / cihanşümul nitelik taşıyan genel ilkelerin dışında herhangi bir tespit veya teklifte bulunmuş değildir… Meselâ Hz. Peygamber’den sonra İslâm devletini kim idare edecek, devleti idare edecek olan şahıs hangi şartları taşıyacak, devletin yapısı ve idare şekli nasıl olacak gibi siyasetin konularına Kur’ân ilgi duymamış ve herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

Siyaset kadar diğer mevzuları da ilgilendiren bu temel prensipler, genel olarak Müslümanların işlerinin kendi aralarında istişare yoluyla çözülmesi (Şûrâ, 38; Âl-i İmrân: 159), insanlar arasında adaletle ve hakkaniyetle hükmedilmesi (Nisâ, 58), yetki sahiplerine itaat edilmesi (Nisâ, 59), emanetlerin ehline verilmesi (Nisâ, 58), insanlar arasında üstünlüğün takva ile olduğu (Hucurât, 13) şeklindeki prensiplerden meydana gelmektedir.

Çünkü… Devlet idaresi meselesi, “DİNÎ OLMAKTAN ZİYADE DÜNYEVÎ VE SİYASÎ BİR MESELEDİR. DOĞRUDAN DOĞRUYA MİLLETİN İŞİDİR. ONUN İÇİNDİR Kİ, NUSÛS-İ ŞERİ’YYE’DE BU MESELE HAKKINDA TAFSİLAT YOKDUR.” Dolayısıyla KUR’ÂN, SİYASÎ VE HUKUKÎ KONULARDA HÂKİMİYET YETKİSİNİ TAMAMEN İNSANLARA BIRAKMIŞ VE TOPLUMA AİT İŞLERİN İNSANÎ BİRİKİMİN SUNDUĞU İMKÂNLARDAN FAYDALANILMAK SURETİYLE, TOPLUM TARAFINDAN DÜZENLENMESİNİ VE YÜRÜTÜLMESİNİ İSTEMİŞTİR.

O halde hilafet nedir? Hilafet, Müslümanların tarihî süreç içerisinde ortaya koydukları siyasî pratikleri temsil etmektedir. Bu kurum Hz. Peygamber’den sonra başlayan süreçle birlikte siyasî iktidarı elinde bulunduran kişilerle güçlerin içinde bulundukları şartlar ile kendi temayülleri çerçevesinde şekillenmiştir. Hilafet, teorik çerçevesi önceden belirlenmiş bir siyaset teşkilâtından daha çok yaşanan siyaset pratiğinin idarî merkezini meydana getiren yapıyı tarif etmek amacıyla yaygın şekilde kullanılan genel bir isimdir.

Öyle ise ki böyle olduğu açık ve nettir; SEÇİM SONUÇLARI HAKKINDA KİMİN KİME VE NE DEMEYE HAKKI VARDIR?

İNSAN, KENDİ DOĞURDUĞU NETİCEDEN DOLAYI KENDİSİNDEN BAŞKA HİÇ KİMSEYİ SORUMLU TUTAMAZ… TUTMAMALIDIR… SEÇİM SONUÇLARININ TEK SORUMLUSU BİZİZ, BAŞKA HİÇ KİMSE DEĞİL!

ÜÇ. ‘Tevâfuk’ nedir, bilir misiniz? Bilirsiniz elbet, fakat ben bir kere daha dikkatinizi çekmek istiyorum… ‘Tevâfuk’un sözlük anlamı “birbirine uygunluk, denk gelme, latîfâne bir ahenkle uyum içinde olma”dır… Yani ‘tevâfuk’, “iki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi” halidir… Bilhassa TESADÜF KABUL EDİLME İHTİMALİ OLMAYAN VE ARKASINDA İLÂHÎ BİR KASIT VE İRADENİN VARLIĞI HİSSEDİLEN DENK GELMELERE ‘TEVÂFUK’ DENİR.

Seçim sonuçları ile ‘tevâfuk’ kel alâka? Cevap, tek kelime: SALTANAT!

Uhud ve Hendek Savaşları’nda Peygamber Efendimize karşı savaşan müşriklerin komutanı, Kur’ân-ı Kerîm’in ‘şeytan’ diye nitelediği (Âli İmran, 175) ve Mekke’nin Fethi’nden sonra “müellefetü’l-kulub” (kalbleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimseler)’dan olan EBÛ SÜFYÂN…

ile …

Uhud Savaşı’nda şehit edilen “Şehitler Serdarı” Hz. Hamza’nın mübarek ciğerlerini yiyen ve bu sebeple Araplar arasında ‘ciğer çiğneyen karı / âkiletü’l-ekbâd’ olarak meşhur(!) olan HİND’in… oğulları olan MUÂVİYE…

Mekke’nin Fethi’nden sonra Müslüman olan MUÂVİYE…

“müellefetü’l-kulub”dan olan MUÂVİYE,

Hz. Hasan’ı eşine zehirletmiş olan MUÂVİYE…

ve “el-humûr” (sarhoş) lakabıyla anılan Yezidîn…

Hz. Hüseyin’i Kerbelâ’da şehit ettirmiş olan Yezid’in babası olan… MUÂVİYE,

29 TEMMUZ 661 TARİHİNDE SALTANATINI İLÂN ETMİŞTİ.

Ancak bu SALTANAT, TBMM tarafından 1 KASIM 1922 TARİHİNDE KALDIRILMIŞTI!

Ve…

1 Kasım 1922 tarihinde kaldırılan SALTANAT, gene bir 1 Kasım’da, 1 KASIM 2015 TARİHİNDE malum şahıs tarafından YENİDEN-TEKRAREN KURULDU!

Bu dahi tevâfuk değil ise söyler misiniz bana, tevâfuk nedir?

Ben seçim sonuçları hakkında böyle düşünüyor ve inanıyorum… Vesselâm!

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

13 Tem 2019

“TEPELERDEN KANLI AYLAR DOĞARDI, DEV ÖMÜRLER BİR NAMLUYA SIĞARDI, SAÇLARIMIZ BİR GECEDE AĞARDI SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ. GÖKLER, YAĞLI DUMAN GİBİ PUSARDI, DAĞLAR HANÇERLENMİŞ GİBİ SUSARDI, YEDİ YÖNDE YEDİ BORAN ESERDİ SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ” O.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 51,96 M - Bugün : 650