« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

İYİ PARTİ’DE NE OLUYOR?

23 Kas 2020

SONRAKİ YAZI

TEVEKKÜL VE FEDÂKÂRLIĞIN ADIDIR, MEHMET KUTUCU

24 Haz 2020

M. Metin KAPLAN

10 Kas

2020

ABD SEÇİMLERİ

10 Kasım 2020

ABD Seçimleri 3 Kasım 2020 günü yapıldı. Ancak Türkiye’de tantanası hâlâ devam ediyor. Hâlâ devam ediyor diyorum, zirâ Türkiye; daha doğrusu yazılı, sözlü ve görüntülü medya seçimlerden bir hafta on gün önce “konuyu tartışmaya başladılar” ve henüz bitirmediler. Ne zaman bitirecekleri de belli değil. Oysa ABD Seçimleri biz, sıradan vatandaşları hiç alâkadar etmiyor. Esâsen bizi; bir taraftan pandemi denilen salgından dolayı sağlık sorunları, diğer taraftan iktidarın ekonomiyi düşürdüğü durumdan ötürü hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksullaşma sorunları alâkadar ediyor.

O halde medya, biz sıradan vatandaşları hiç de ilgilendirmeyen ABD Seçimleri konusunun üzerinde bu kadar neden/niçin duruyor?

Bunun, üç sebebi var: Birincisi, “her konuya temas edemediği için” medya konu sıkıntısı çekiyor. O sebeple bu “sözde konu” ile bu sıkıntısını atlatmaya çalışıyor… İkincisi, açık oturum veya tartışma programları neredeyse sıfır mâliyetle gerçekleştiriliyor, medya, o sebeple böyle masrafsız programlar yapmayı tercih ediyor… Ve üçüncüsü ki en mühimi budur; bilhassa iktidarın sâhip olduğu medya -ki iktidar neredeyse tamamının sâhibidir,- ABD Seçimleri’ni gündem konusu yapmak suretiyle dikkatleri vatandaşın gerçek gündeminden uzaklaştırarak, iktidarın pandemi, ekonomi ve dış politika konularındaki başarısızlıklarının üstünü örtmüş oluyor.

Ne ise… ‘Kerliferli’ bir grup ‘adam’ (mâlûm zatın adamları) ABD Seçimleri’nden bir hafta evvel televizyon stüdyolarına kuruldular ve önce; “Seçimleri Trump mı Biden mi kazanır” ve “Seçimleri hangisi kazanırsa Türkiye bundan ne şekilde etkilenir” konularını hafta boyunca tartıştılar… Bu, çeşitli iddialar ve karşı iddialar tekrarlanarak, hiçbir sonuca ulaşmadan 4 Kasım’a kadar sürdü… 4 Kasım’ı 5 Kasım’a bağlayan gece Seçim’i Biden’in kazanacağı belli oldu... Ve de tartışmacılar bundan sonra “Seçimi’i Biden’in kazanması Türkiye’yi nasıl etkileyecektir” konusuna kilitlendiler. “Tuzu kuru” bu “kerliferli” adamlar, saatlerce bu konuyu tartışıp duruyorlar.

Halbuki “devlet sistemleri” hakkında az biraz bilgi sâhibi olan herkes bilir ki ABD’nde başkanın değişmesi, ABD’nde hiçbir değişikliğe sebep olmaz. Olamaz. Çünkü ABD bir devlettir! Devletler de anayasa ve yasalarla idâre edilirler. Bu sebeple de ABD’de Başkanın değişmesi, ABD’nin iç veya dış politikalarında hiçbir değişiklik yapmaz. Yapamaz.

Öyleyse ABD’nde seçimler neden/niçin yapılır? Devlet’i idâre eden kadroların değişmesi için yapılır!

Açıklayayım: ABD’nde iki parti vardır; dolayısıyla Trump ve Cumhuriyetçi Parti ve de bunun kadroları gidecek, Biden ve Demokrat Parti ve de bunun kadroları gelecektir... -Burada, bilmeyenler için bir hususu açıklamam lâzım; ABD’nde Cumhuriyetçi Parti demokrat, Demokrat Parti ise cumhuriyetçidir.- Trump’un bakanları (sekreterleri, ABD’nde bakan yoktur) gidecek, Biden’in bakanları gelecek… ABD’nin Trump tarafından tâyin edilmiş olan bütün yüksek bürokratları ile tüm dünyadaki büyükelçileri otomatikman istifa edecekler, Biden’in tâyin edeceği bürokratlar ile büyükelçiler gelecekler… Ama devlet aynı şekilde işlemeye devam edecektir. ABD’nin devlet sistemi “Kurucu Babalar” tarafından böyle oluşturulmuştur ve böyle işler. Başkanlar buna asla müdâhale edemezler, çok kifâyetli ve dirâyetliyseler sâdece işleyişe ince, incecik bir ayar yapabilirler. O kadar.

ABD’nin devlet sisteminden habersiz olanlar ile Türkiye’de uygulanan sistemin başkanlık sistemi olduğunu sananlar elbette bunu bilmezler. Bilemezler! ABD Başkanı da Türkiye’nin Başkanı gibi sınırsız yetki ve iktidar sâhibidir ve sâdece yürütmeye değil, yargı ve yasamaya da hâkimdir, zannederler.

Halbuki ABD Anayasası kuvvetler ayrılığını esas alır… Yargı, Yasama ve Yürütme’nin yetki ve sorumlulukları kesin çizgilerle ve net/açık şekilde belirlenmiştir. Hiçbir ‘kuvvet’ yetkilerini aşamaz, sorumluluklarından kaçınamaz. Anayasa ve yasalar izin, yetki ve hak vermedikçe diğer bir kuvvete müdâhale edemez… Yâni Yasama sâdece yasa yapar, Yargı sâdece bu yasaları uygular, Yürütme de sâdece anayasa ve yasalara uygun olarak işleri yürütür, hükümet eder. Hiçbir kuvvet, kendine anayasa ve yasalarla çizilmiş sınırları ihlâl edemez! Ederse? Duvara toslar; Yargı!

Müsaadenizle söylediklerimi îzah etmeye çalışayım, yoksa inanmayacaksınız; meselâ ABD Başkanı Yasama’nın yarıdan bir fazlasının reyiyle onaylamadığı bir kişiyi Başkan Yardımcısı, bakan (sekreter), yüksek bürokrat ve/veya büyükelçi olarak tâyin edemez… Ve dahi ABD Başkanı, Yargı’nın kararlarına riâyet etmeye mecburdur… Anayasa’ya yahut yasaya aykırı hareket ederse, Yasama’nın (Kongre) bir “yargı yoluyla görevden alma” dâvâsı açma yetkisi vardır. Nitekim Başkan R. Nixon, Watergate Skandalı sebebiyle (rakibinin bürosu ile telefonlarını dinletti) hakkında böyle bir dâvâ açılmak üzereyken istifa etmek mecbûriyetinde kalmıştır. Yerine geçen Başkan G. R. Ford, eğer kendisini affetmeseydi, sâdece azledilmekle kalmayacak, ayrıca, yargılanıp hapis cezasına da çarptırılacaktı.

Bu noktada bir sual sormama izin verin; ABD Anayasası kaç maddedir? Bilemediniz değil mi? Ben söyleyeyim, ama söylediğime inanmakta güçlük çekeceksiniz; ABD Anayasası 7 maddedir! Evet, evet sâdece 7 madde ve Yüksek Mahkeme (anlaşılması için Anayasa Mahkemesi diyeyim)’nin içtihatları. Ve ABD Anayasa’nın 1. maddesi Yasama’yı (Kongre ve Senato); 2. maddesi Yürütme’yi (Başkan); 3. maddesi Yargı’yı (Yüce Mahkeme); 4. maddesi eyaletleri düzenliyor. Son üç maddede ise Anayasa değişikliği usûlleri, anlaşmalar ve yasalarla yürürlülük hükümlerini ihtivâ ediyor.

Bir sual daha, TC Anayasası kaç maddedir? 177 maddedir ve “Başlangıç, Genel Esaslar, Temel Haklar ve Ödevler, Cumhuriyetin Temel Organları, Malî ve Ekonomik Hükümler, Çeşitli Hükümler, Geçici Hükümler ve Son Hükümler” olmak üzere toplam yedi bölümden oluşur. Peki, bu kadar teferruatlı bir anayasası bulunan Türkiye’de ‘Başkan’ yargılanabilir mi? Vatana ihanet suçu hâriç, hiçbir suçtan dolayı yargılanamaz.

Ne ise lâfı daha fazla uzatmadan toparlayayım: Televizyonlardaki ‘kerliferli’ ve “tuzu kuru” ‘adamların’ söylediklerine bakmayın, siz. ABD’nde Başkan değişmekle hiçbir şey değişmez. Devlet işleyişine aynen devam eder… Hem Başkan, ABD’nde değişiklik yapma yetkisine sâhip olsaydı, ABD, R. Regan gibi ikinci sınıf bir aktörün Başkan seçilmesine izin verir miydi, sanıyorsunuz?

Hulâsâtü’l-hulâsa: J. Biden’in ABD Başkanı seçilmesi, Türkiye için ne avantajdır, ne de dezavantaj! Türkiye’ye ne fayda sağlar, ne de zarar verir. ABD-Türkiye münâsebetlerinde hiçbir değişiklik olmaz; münâsebetler Başkan Trump döneminde nasıl idiyse Başkan Biden döneminde de öylece devam eder! Arz ederim.
M. Metin KAPLAN

NOT: Söylediklerimin doğru olup olmadığını test etmek istiyorsanız, vaktiniz de varsa ve de okumayı seviyorsanız ESAT ÇAM’ın DEVLET SİSTEMLERİ (sonraki baskıda adı Çağdaş Devlet Sistemleri yapıldı)’ni okuyun… Eğer vaktiniz yoksa veya kitap okumayı –maalesef- sevmiyorsanız; NETFLIX’te, DESIGNATED SURVIVOR adlı dizinin ilk 10 bölümünü izleyin. M.M.K.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

NEY_SEN(ce)
Hüdai KUŞ

30 Kas 2020

Geçer akçe madem, şerefsizlik ve ihanet, Ne gam size! gelmişse kapıya kış kıyamet. Yaz da sizin, kış da sizin için sımsıcak, Siz'e ne? Kim aç kalmış , kim soğukta donacak.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

27 Kas 2020

Efendi BARUTCU

23 Kas 2020

M. Metin KAPLAN

23 Kas 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 69,15 M - Bugün : 8047