« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

NEŞÂTÎ

Bayram Ali Kaya, 30 Kas 2020

SONRAKİ HABER

Dr. Fazıl Küçük 14.03.1906 – 15.01.1984

, 14 Oca 2020

14 Oca

2020

Akşemsettin, 1389 – 1459

01 Ocak 1970

Asıl adı ile Şeyh Mehmet Şemsettin Bin Hamza, 15. yüzyılın en büyük alimlerinden biridir. 1389 senesinde Şam'da dünyaya gelmiştir. Baba soyu Hazret-i Ebubekir'e dayanır. Akşemseddin, 7 yaşında hafız olup, ailesiyle birlikte Amasya'nın merkezde bulunan Kavak-Kavaklı bölgesine yerleşmiştir. Burası şimdilerde şehir merkezinde "[Gar Binası]" yerleşkesidir. Babasının vefatından sonra Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitimini tamamlayan Akşemseddin, müderrislik payesi aldı ve Osmancık Medresesine müderris oldu.

Akşemseddin ayrıca, tıbba ve eczacılığa merak sararak tıp ilmini öğrendi. Daha önceden Abdülkâdir Geylânî, İmam-ı Gazali ve Muhammed Celaleddin-i Rumi gibi örneklerinde görüldüğü gibi, ilim tahsili ile tatmin olmayan Akşemseddin, irfan tahsili için müderrisliği ve medreseyi terk etti. Tasavvufa olan ilgisinden dolayı, Akşemseddin önce İran'ı dolaştı ama umduğunu bulamadığı için tekrardan Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı.

Ankara'ya giden Akşemseddin, Hacı Bayram Veli'nin öğrencilerinin nefislerini kırmak, fakirlere yardım etmek ve yoksullara ikramda bulunmak için de olsa cer ve yardım kabul etmesi, çarşı pazarda devran yaptırması gibi hallerinden hoşlanmadığı için Ankara'dan ayrıldı ve başka bir mürşid aramak için Halep'e gitti. Halep'te bir gece rüyasında boynuna bir zincirin takılmış olduğunu, zincirin diğer ucu Hacı Bayram Veli'nin elinde ve kendisini Ankara'ya doğru çektiğini gördü.

Bunun üzerine tekrardan Ankara'ya döndü. Hacı Bayram Veli'nin yanında özel ilgi ve sıkı bir riyâzet ve mücâhadeye alınan Akşemseddin, kendisine gösterilen bu ihtimamı en iyi şekilde değerlendirdi. Kısa süre tasavvufun bütün yollarını ve inceliklerini öğrenen Aksemseddin, bu başarısından dolayı Hacı Bayram Veli'den icâzet aldı ve hilafet tacı giydirildi. Bunun sonrasında Hacı Bayram Veli'den aldığı izinle Ankara'dan ayrıldı ve Beypazarına yerleşti.

Beypazarında büyük bir şöhret bulan Akşemseddin, kısa bir süre sonra oradan da ayrılır ve İskilip'e yerleşir. İskilip'ten de yine aynı kesrete düşme sebebiyle ayrılır ve Bolu'nun Göynük ilçesine yerleşir. Göynük'te de yine bir değirmen ve mescid inşa ettirip, kendi çocuklarının tahsil ve terbiyesi ile meşgul olmuş, diğer taraftan mevcut eserlerini yazmış ve yedi kere hacca gidebilme imkanı bulmuştur. Akşemseddin'in on iki evladı olduğundan bahsedilmekte ise de mevcut diğer kaynaklarda sadece on çocuğundan söz edilmektedir.

Akşemseddin, fetihten sonra, II. Mehmed'in ısrarına rağmen İstanbul'da kalmak istemedi, Göynüğe çekildi ve bir süre sonra yetmiş yaşında orada vefat etti.

NEY_SEN(ce)
Hüdai KUŞ

30 Kas 2020

Geçer akçe madem, şerefsizlik ve ihanet, Ne gam size! gelmişse kapıya kış kıyamet. Yaz da sizin, kış da sizin için sımsıcak, Siz'e ne? Kim aç kalmış , kim soğukta donacak.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

27 Kas 2020

Efendi BARUTCU

23 Kas 2020

M. Metin KAPLAN

23 Kas 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 69,12 M - Bugün : 18045