« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

SA‘DÎ-i ŞÎRÂZÎ

Mustafa Çiçekler, 09 Ara 2019

SONRAKİ HABER

'Güvenlik odaklı siyasete geri dönüş' Ceyda Karan - Bilgehan Alagöz

, 25 Kas 2019

25 Kas

2019

Neo-darbe

Mehmet Ali Güller 01 Ocak 1970

ABD hegemonyası inişte: Öyle eskisi gibi düğmeye basarak hükümet değiştirebilmesi mümkün değil, sabah iktidar deviren açık darbe yapabilmesi de dünkü kadar kolay değil, Irak’ı işgal ettiği gibi doğrudan bir savaşa yönelmesi de artık çok zor…

Fakat bu yeni durum ABD’nin hiçbir şey yapamayacağı anlamına da gelmiyor kuşkusuz...

Gücündeki erozyonu gören ABD bu nedenle bir süredir “neo-darbe” diyebileceğimiz yeni bir yolu deniyor.

Venezüella’da neo-darbe girişimi

Neo-darbe, hedef ülkede rejimin ayaklanma yoluyla yıkılması ya da zayıflatılarak ABD sistemine teslim alınmasıdır. Kitleleri rejime karşı ayaklanmaya zorlayacak iklimi ise ABD’nin hedef ülkeye uyguladığı ekonomik ambargo oluşturacaktır.

ABD bunun ilk provasını Venezüella’da yaptı: Venezüella’nın petrol gelirine el koyarak bu ülkenin ciddi ekonomik kriz yaşamasına neden oldu. Ekonomik tabloya haklı tepki gösteren kitlelere monte edilen ABD’nin yatırım yaptığı aktörleri, tepkiyi rejimi yıkma hedefi için kullandı.

ABD’nin Irak’ı işgalde kamuoyu desteği sağlamak için servis ettiği sahte petrole bulanmış kuş görüntüsünü yutanlar, “açlık isyanları” diye servis edilen, muhalefetin gıda stoklarını yağmalaması görüntüsünü de yuttular ve “diktatör Maduro” diye ABD’nin neo-darbe girişimi alkışladır.

Neyse ki ABD hegemonyası inişteydi ve darbe gerçekleşmedi.


Bolivya’da neo-darbe

Fakat Venezüella’dan sonra, ondan çok daha zayıf durumda olan Bolivya’da, maalesef darbe yapabildiler. Tabii “şimdilik” yapabildiler. Zira henüz her şey bitmiş değil!

Bu arada Venezüella’daki gibi yine dünyaya ABD’nin sunduğu “emperyalist gözlük”ten bakanlar, Evo Morales’i istifaya götüren ayaklanmaya “demokrasi” dediler ama kendisini devlet başkanı ilan eden Anes’in, Morales taraftarlarınca protesto edilmesini antidemokratik buldular! Oysa Anes, Morales taraftarlarının gösterilerini sonlandırmak için orduya vur emri verdi ve askerlerin soruşturmadan muaf tutulmasını sağlayacak bir kararname imzaladı. Yani “emperyalist gözlük” takanların gördüğü gerçekte demokrasi değildi, neo-faşizmdi!

Morales niye Maduro gibi hedefti? Çünkü o da ABD’nin dayatmalarına karşıydı, bağımsızlıkçıydı ve ülkesindeki yoksulların durumunu iyileştirmeye çalışıyordu.

Başarılı da olmuştu belli ölçülerde: Dünya Bankası’nın verilerine göre 2005 yılında 9.5 milyar dolar olan ulusal gelir, 2018’de 40.3 milyar dolara çıkmıştı. 2005 yılında 966 dolar olan kişi başı gelir, 2018’de 3.557 dolar olmuştu.

Bolivya’nın yoksul yerlileri tablodan memnundu ancak Avrupa kökenli-melezleşmiş zengin Mestizo’lar durumdan rahatsızdı. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), iktidara geldiği 2005 yılından beri Morales’i devirmek için yatırım yapıyordu ve zengin Mestizo’ların ayrılıkçı “Media Luna” hareketine eğitim ve mali destek veriyordu.


İran’ı çevreleme ve neo-darbe girişimi

Gelelim bölgemize...

ABD, İran’a olağanüstü bir abluka uyguluyor. Çin dışında neredeyse İran’ın petrol müşterisi kalmadı. Petrol ihracatı yüzde 80 azalmış durumda.

Tahran yönetimi, en alttakilere bir fon oluşturabilmek için benzine zam yaptı ve edinilen geliri 20 milyon kişinin hesabına yardım olarak yatırdı. Bir başka kesim ise benzine yapılan zammı protesto ederek ülke çapında ayaklandı.

Kuşkusuz zamları protesto etmek haktır, ekonomik tabloya itiraz etmek haktır ve elbette meydanları doldurarak hükümeti istifa ettirmek de haktır. Ancak burada ekonomik sorunun kaynağı rejim değil, doğrudan ABD’nin ekonomik ablukasıdır. O nedenle zammı protesto edenlerin hedefi rejim değil, ABD olmalıdır!

Diğer yandan İran’dan önce başlayan Lübnan ve Irak’taki ayaklanmaların da hızla İran karşıtı bir rotaya girdiğini not edelim! Çünkü:



Amaç İsrail’in çıkarları

ABD, İsrail için “yüzyılın anlaşması”nı bölgeye dayatmaya hazırlanıyor. Aşamaları olarak dün Kudüs’ü başkent ilan ettiler, bugün Batı Şeria’daki yerleşimleri artık uluslararası hukuka aykırı bulmadıklarını açıkladılar...

ABD işte bu süreçte, İsrail’in “baş düşmanı” olan İran’ı, sürece takoz olamasın diye baskı altında tutmaya çabalıyor. Mesele yine ABD’nin “demokrasi havariliği” değil yani!

Esad’a katil diyenler de, Maduro’ya ve Morales’e diktatör diyenler de, İranlıların kendi sorunu olan rejimden hareketle İran düşmanlığı yapanlar da, maalesef ABD’nin bu neo-darbe girişimlerine dolaylı destek vermiş oluyorlar...

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,94 M - Bugün : 3320