« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Gazi Meclis

Servet Avcı, 16 Ara 2018

SONRAKİ HABER

‘ABD Fırat’ın doğusunu kendisi için kırmızı çizgi yaptı, Türkiye’nin operasyonunu engellemek için her girişimde bulunur’

Ceyda Karan, 02 Ara 2018

02 Ara

2018

Avukat Sofuoğlu: Biz cemevlerine ayrıcalık değil eşit yaklaşım istiyoruz

Zafer Arapkirli 01 Ocak 1970

Cem Vakfı’nın Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat Namık Sofuoğlu, Seyr-i Sabah programında Yargıtay’ın Cemevleri için aldığı kararı açıkladı. Sofuoğlu, istedikleri şeyin Cemevlerinin elektrik parasının ödenmesi değil, eşit davranılması olduğunu dile getirdi.

Türkiye'de Alevi toplumu, yıllardır devletin kendilerine diğer dini bakış açılarıyla eşit yaklaşılmadığını dile getiriyor. Okullarda okutulan zorunlu derslerin içeriğinden Diyanet'in vergilerden Cemevlerine değil camilere yaptığı ödemelere kadar birçok konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gündemine de taşındı. Oradan çıkan kararlar kapsamında Yargıtay'ın aldığı kararlarla artık devlet Cemevlerine de camilere yapılan yardımların yapılması gerektiğini, örneğin elektrik paralarını devletin ödemesi gerektiğini vurguladı. Cem Vakfı'nın Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat Namık Sofuoğlu, Seyr-i Sabah programında başlatılan bu hukuki süreçlerle istedikleri şeyin Cemevlerinin elektrik parasının ödenmesi değil, ona eşit davranılması olduğunu söyledi:

‘AİHM TÜRKİYE'DE AYRIMCILIK YAPILDIĞINI SÖYLEDİ'

"Çok önemli bir karar. Bunun geçmişini anlatmak lazım: 2006 yılında bir dava açıldı BEDAŞ'a karşı. Cemevleri ibadethanedir bunların enerji giderlerinin tahsil edilmemesi gerekir. Diyanete soruldu, onlar Camiler dışında ibadethane yoktur dendi. Mahkeme bilirkişiye gitti, ardından yüksek yargıya gitti burası ibadethane değildir diye. Biz de 2010 yılında AİHM'ye giderek adva açtık: Türkiye Cumhuriyeti İdaresi ayrımcılık yapmaktadır. Bir takım ibadethanelerin giderlerini karşılıyor bir takımının karşılamıyor. 2 Aralık 2014 tarihinde AİHM bir karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayrımcılık yapmaktadır orası ibadethanedir dedi net bir şekilde. Son Yargıtay'ın verdiği karar bu karar yüzündendir. BEDAŞ'ın açtığı icra dosyalarının üstünden yürüyen bu dava sonunda bu noktaya geldi. Türk hukuku artık Cemevlerinin bir ibadethane olduğunu kabul etmek zorunda.

Avrupa'nın birçok ülkesinde devlet pozitif ayrımcılık yapmıyor. Devlet inanç konusunda hiçbir şeye karışmıyor. Bunu tamamen vatandaşa bırakmış. Bizim elektrik faturasında ısrar etmemizin nedeni bunun bir vaka olması. Camiler sabaha kadar pırıl pırıl aydınlatılıyor. Çünkü elektrik parasını ödemiyorlar. Devlet iki noktada kendini haklı görebilir: Ben pozitif ayrımcılık yapacağım ve hepsini karşılayacağım veya ikinci noktada hiçbirini karşılamayacağım. Bence hiçbirini karşılamasın, bunlar oraya giden insanların yaptığı bağışlarla karşılansın. Biz ilke olarak başvurularda belirttik, olması gereken devletin bunları ödememesi lazım dedik. Ama madem ödeniyor bize de ödenmesi lazım dedik. Alevi çalıştaylarını yürüten Bakan Faruk Çelik, bizi hukukçular olarak çağırdı. Bunun hukuki temelini nasıl yapacağız diye sordu. Üç alternatif sundum ona: Birinci alternatif diyanet gibi bir kurumun Türkiye'de olmaması gerek dedim laiklik ilkesi kapsamında. İkinci alternatif olarak illa Diyanet olmalı derseniz o zaman bu diyaneti ortadan kaldırıp yepyeni bir yapı kurarsınız. Bahailikten tutun Hristiyanlıktan Alevilik ve Sünniliğe kadar bütün inançların içinde yer aldığı bir kurum oluşturalım. Bu kurum bütün vatandaşlara ve vatandaş olmayan kişilere hizmet versin, ibadet etmesine yardımcı olsun. Üçüncü alternatif olarak Diyanet'in karşısına aynı güçte ve statüde olan bir kurum kurarsınız, o da Aleviliği temsil eder. İlk önce her zaman bu işin vatandaşın kendisine bırakılması gerektiğini her aşamada her dairede her dilekçede söyledik.

24 Haziran seçimlerinden bu yana hiçbir mesafe katledilmedi. AİHM verdiği kararlarında devlet ayrımcılık yapmaktadır diyor. Cemevi ibadethanedir şunu yapın bunu yapın demiyor. Biz yanlış şeylerin üstüne odaklanıyoruz. Cemevlerinin elektrik parası ödensin diyorlar. Bugüne kadar biz ödüyorduk yine öderiz. Ama bunun başka yönü var: Din dersleri var mesela. AİHM ben din derslerinin içeriğine karışamam ama insanlara müsaade edeceksiniz insanlar istiyor mu istemiyor mu onlar kendileri karar verecekler deniyor. Bugünkü Diyanet'in uygulamalarında İmam Ali'ye hiç yer verilmemektedir.

2014 yılında mahkeme karar verdi, insanlar istiyorsa alsın istemiyorsa almasın dedi. Buna karşı Milli Eğitim Bakanı din dersi karmaşık bir konu ve zorunlu olması meselesi var dedi. Bence Anayasa Mahkemesi'ne göre Anayasa'nın 24. maddesinin hükmü geçersizdir, yoktur. 2013/2187 numaralı kararında diyor ki Anayasa'nın 90. maddesi gereğince söz konusu iç hukuki normu kalkmıştır. Bu söyleniyor ama kimse uygulamıyor.

BEDAŞ'ın kapısını bu karardan sonra çalmamıza gerek yok. Kimse aydınlatma giderlerini ödemeyecek. Ödemeyince BEDAŞ dava açacak. Mühürlemeye geldiklerinde karar metnini sunacağız onlara. Birkaç kişinin bunu bütün Türkiye'de takip etmesi mümkün değil. Yerel avukatlarca bunlara itiraz edeceğiz. Hukuk böyle bir karar vermiştir bunu tahsil edemezsiniz diyeceğiz. İki gün önce İzzettin Doğan Cem TV'de bir uyarıda bulundu: Madem hükümet sisteminden vazgeçtik, Sayın Cumhurbaşkanı'nın elinde kararname çıkarma yetkisi var. Bir kararname çıkarsın birkaç saatte bunu çözebilir."

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

03 Ara 2018

Bugün sahifemde Siyaset Bilimi yüksek lisansı yapan ve kendisiyle sürekli olarak Türkiye ve dünya meselelerini istişare ettiğimiz, isminin zikredilmesini istemeyecek kadar da mütevazı genç bir ülküdaşımızın, kardeşimizin -inşallah ilerde ilim ve fikir adamı olacak- görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

30 Eki 2018

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 44,04 M - Bugün : 1660