« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Kıbrıs'ta son oyun

Sadi Somuncuoğlu, 23 Eyl 2018

SONRAKİ HABER

Şeker fetvası!

Arslan Bulut, 04 Mar 2018

04 Mar

2018

Başkanlık sistemini ABD dayatmadı mı?

Arslan Bulut 01 Ocak 1970

Bir okuyucu, "Başkanlık sistemini ABD istiyor. Türkiye, aile devletine dönüşecek. ABD, TBMM'yi engel görüyor. Artık 1 Mart tezkeresinin reddi gibi Meclis kararlarıyla uğraşmak yerine, doğrudan Türkiye adına karar vermek yetkileriyle donatılmış ve seçilmiş başkanla muhatap olacak." diyor.

Bilindiği gibi Graham Fuller'in bu yönde öngörüleri var.

Bu durumda, cumhur ittifakının neresi yerli ve millî oluyor?

Türkiye'nin millî iradesini temsil eden TBMM'nin devreden çıkarılması ve yerine tek bir kişinin iradesinin konulması, yerli ve millî olabilir mi? "Curuf" nerede?

"Yargıya müdahale"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hâkim ve savcıların eğitiminde dağıtılan Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün terör soruşturmaları bilgi kitapçığının "hâkim ve savcıların kişisel suçlarına ilişkin hususlar" başlığı altındaki bölümünde "Hâkimler ve Savcılar Kurulu'yla mutlaka istişarede bulunulduktan sonra irade oluşturulacaktır." denildiğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, ülkede yargı, adalet, hak, hukukun olmadığını belirtti.

Yine kitapçığın 10. sayfasının 1. maddesinde FETÖ ile ilgili soruşturmalarda 17-25 Aralık 2013 tarihinin esas alınmasının istendiğini bildiren Kılıçdaroğlu, bunun açık ve net şekilde yargıya müdahale olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Hâkimler Savcılar Kurulu'nda görev yapanlar, hangi davalar için size soruluyor, hangi davalar için sizden görüş alınıyor?" diye sordu.

***

Son zamanlarda, Deniz Yücel'in tahliyesinde olduğu gibi, bazı mahkeme kararlarının siyasi taleple alındığı yolunda dış basında ciddi eleştiriler var. Bu eleştirilere ne yargıyı temsil edenlerden ne de hükümetten cevap verildi!

Almanya'nın Süddeutsche Zeitung gazetesi, Deniz Yücel'in tahliyesinden önce Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile iki gizli görüşme gerçekleştirdiğini yazdı.

"Gabriel, Yücel olayında nasıl arabuluculuk yaptı?" başlığıyla yayımlanan haberde "Roma'daki görüşmede Gabriel'in Erdoğan'a, Deniz Yücel'in serbest bırakılması durumunda Türkiye-Almanya ilişkilerinin normalleşeceğine dair söz verdiği ifade ediliyor. İstanbul'a davet edilen Gabriel Şubat ayının ikinci haftasında Erdoğan ile bir kez daha bir araya geldi. Görüşmede, Deniz Yücel'in serbest bırakılması durumunda atılacak adımların ayrıntıları ele alındı." denildi.

Bu iddialara da hiçbir cevap verilmedi. Konu, medyada da tartışılmadı. Sadece siyasiler gündeme getirdi ve unutuldu!

Suriye haberlerinin kaynağı ABD ve İsrail

Isparta'dan Mahmut Özyürek yazıyor:

"Türkiye'de görsel ve yazılı basının Suriye ile ilgili tüm haberlerinin kaynağı İsrail ve ABD'dir. Bu haberler, Suriye Devleti ve hükümeti üzerinde olumsuz bir algı yaratma amaçlıdır. Haberler, gerçeklerle taban tabana zıtlık taşımaktadır.

Bu haberlerde, İsrail'in Suriye'ye sıklıkla düzenlediği saldırılardan asla söz edilmemektedir.

Bu haberlerde, IŞİD'le mücadele bahanesiyle Suriye'de bulunan ve ayrılıkçı, bölücü Kürt unsurlara destek veren ABD'nin yaptığı yıkım operasyonlarından asla söz edilmemektedir.

ABD'nin Suriye'deki yasa dışı varlığı ve İsrail'in girişimlerine desteğinin, teröristlerin ayakta kalmasını sağladığına hiç değinilmemektedir.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın ve yasal yönetiminin, neyi, neden, niçin yaptığı konusundaki haberler tümüyle işgalci ABD, saldırgan İsrail kaynaklarından servis edilmektedir.

Hatırlanmalıdır; Şam'ı kimyasal silah kullanmakla suçlamak amacıyla düzenlenen kışkırtma ve senaryo, daha önce Irak için yazılmış ve oynanmıştı. Irak bu sayede parçalanmış, millî kaynaklarına ABD ve ortaklarınca el konulmuş bir federasyon devlete dönüştürülmüştür.

Türkiye'nin yarınları için aynı senaryonun yazıldığı artık sır olmaktan çıkmış, yaşanan bir gerçeğe dönüşmüş durumdadır.

Bu sebeplerle Türk halkını uyarmak, gerekli önlemleri almak, düzenlenmesi planlanan kışkırtmaları etkisiz kılmak yaşamsal bir yurtseverlik gereği ve görevidir."

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Adnan MENDERES, 17 Eylül 1961’de idam edildi ya âdet olmuştur; her 17 Eylül’de siyasî zevât, ya bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” nutku atarlar ya da beyanatı verirler, eli kalem tutanlar ise bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” yazısı yazarlar… Bu 17 Eylül’de de aynısı oldu.

Efendi BARUTCU

18 Eyl 2018

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 39,92 M - Bugün : 35545