« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Kıbrıs'ta son oyun

Sadi Somuncuoğlu, 23 Eyl 2018

SONRAKİ HABER

PÎRÎ REİS (ö. 960/1553)

İDRİS BOSTAN, 04 Mar 2018

04 Mar

2018

MEHMED EMİN RESULZÂDE (1884-1955)

YAVUZ AKPINAR 01 Ocak 1970

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı.

Bakü yakınlarındaki Novhanı köyünde doğdu. Babası tanınmış bir din âlimi olan Hacı Molla Ali Ekber, annesi Zalkızı Ziynet’tir. Küçük yaşlarından itibaren aile çevresinde aldığı dinî bilgiler yanında belli ölçüde Arapça ve Farsça öğrendi, ardından Farsça’sını geliştirdi. Rus-Tatar mektebinde okuduktan sonra bir müddet Bakü Teknik Okulu’na devam etti. Bu yıllarda Bakü’nün ekonomik, sosyal ve siyasal ortamından, Rusya’da ve Rusya müslümanları arasında gittikçe yaygınlaşan inkılâpçı hareketlerden, Gaspıralı İsmâil Bey’in önderlik ettiği usûl-i cedîd okulları ve onun eğitim hakkındaki görüşlerinden etkilenip millî meselelerle ciddi şekilde ilgilenmeye başladı. 1902’de Rus sömürge yönetimine karşı mücadele etmek için Müslüman Gençlik Teşkilâtı adıyla gizli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyet Müslüman Demokratik Müsâvat Cemiyeti ismini alarak çalışmalarını sürdürdü. 1904 yılı sonlarına doğru arkadaşları Mîr Hasan Mevsimov, Mehemmed Hasan Hacinski ile birlikte bu cemiyeti, Rus Sosyal Demokrat Fehle (İşçi) Partisi’nin Bakü komitesi içerisinde yer alan Müslüman Sosyal Demokrat Himmet (kısaca Himmet / Hümmet) teşkilâtına dönüştürdü. M. Azizbeyov, Neriman Nerimanov ve S. M. Efendiyev gibi inkılâpçıların da katıldığı bu teşkilâtın 1904-1905 yıllarında altı sayı çıkarılan ve gizlice teksir edilip dağıtılan Himmet adlı bir yayın organı vardı.

Resulzâde, iş hayatına Bakü’de Rusça yayımlanan Kaspi gazetesinde mürettiplik yaparak başladı, daha sonra gazetecilik onun asıl mesleği oldu. Resulzâde’nin ilk yazısı, Tiflis’te Mehemmedağa Şahtahtlı’nın çıkardığı Şark-ı Rus gazetesinde yayımlanan “Saadetlü Mehemmedağa Huzuruna” adlı mektubudur (2 Mayıs 1903, sy. 14). Aynı gazetede çıkan ikinci yazısı, amcasının oğlu Mehemmedeli (Muhammedali) Resulzâde ile birlikte yazdıkları “Himmet ve Gayret Vaktidir” başlıklı makaledir (1903, sy. 19, 20). Aydınların millete karşı sorumluluklarının dile getirildiği bu makalede Kafkasya’da din bilgini yetiştirecek bir medresenin ve usûl-i cedîd eğitimi yapacak mekteplerin açılması üzerinde duruluyordu. Resulzâde ayrıca Hüseyinzâde Ali (Turan) Bey’in Bakü’de yayımladığı Füyûzât dergisine (1906-1907) ve Ağaoğlu Ahmet’in çıkardığı İrşad ve Terakkî gazetelerine (1908-1909) makaleler yazdı. Türkçe ve Ermenice neşredilen Davet-Goç’ta (1906), Himmet teşkilâtının yayın organı olan Tekâmül’de (1906-1907), bu gazete kapatılınca yerine çıkarılan Yoldaş’ta (1907) çeşitli konularda yazıları çıktı. Bu yazılarından onun ilk gençlik yıllarından itibaren Rus sömürge siyasetine karşı hürriyetçi ve inkılâpçı bir tavır takındığı, sadece Kafkasya müslümanlarının değil bütün Rusya müslümanlarının, İran ve Türkiye’nin problemleriyle ilgilendiği anlaşılmaktadır.

Resulzâde, 1903’ten itibaren kurulmaya başlayan ve Azerbaycan’da millî bilincin, sosyal ve kültürel hayatın gelişmesinde önemli etkisi bulunan Sefa, Necat, Edep Yurdu, Cem‘iyyet-i Hayriyye gibi derneklerde görev aldı. Bir süre Terakkî’nin, 1908’de geçici olarak İrşad’ın redaktörlüğünü üstlendi. Öte yandan siyasal olaylarda, gösteri ve mitinglerde aktif rol aldı. Aynı dönemde Bakü petrol işçilerine ve Kafkasya’nın çeşitli yerlerine gönderilen inkılâpçı broşürlerin yazılması ve dağıtılması işine katıldı. Amcasının oğlu Mehemmedeli Resulzâde vasıtasıyla bu yıllarda Stalin’le tanıştı. Stalin’le birlikte bazı faaliyetlere girişti, onu birkaç defa ölümden kurtardı. Aynı zamanda edebiyatla da ilgilenen Resulzâde bu dönemde millî duyguları uyandıran Karanlıkta Işıklar (1908) ve Nâgehân Belâ (1908) adlı piyesleri kaleme aldı. Bu yıllarda imparatorluğun bütünlüğünü korumakta ısrar eden, esir halkların hürriyet isteklerine karşı çıkan Rus sosyal demokratlarına olan inancını kaybetmeye başladı. Düşünceleri Azerbaycan’ın ve diğer esir halkların Rusya içinde muhtariyet kazanması yönünde değişime uğradı.

Rus Başbakanı Stolıpin’in 1907’de II. Duma’yı dağıtarak çarlığı yeniden despot bir yönetime sürüklemesinin ardından birçok teşkilât gibi Himmet teşkilâtı da kapatıldı. İnkılâpçı aydınların, gazeteci ve yazarların tutuklanıp hapse atıldığı veya sürgün tehlikesiyle karşılaştığı bu dönemde Resulzâde, Rus polisinin takibinden kurtulmak ve İran Meşrutiyet Hareketi’ni izlemek için İran’a gitti. Burada Himmet teşkilâtının temsilcisi ve Terakkî gazetesinin muhabiri olarak çalıştı. Çoğunluğunu Azerbaycan Türkleri’nin oluşturduğu meşrutiyet taraftarı aydınların sosyal demokrat düşüncelerle tanışmasında önemli rol oynadı. 1910’da İran Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve partinin merkez komitesine seçildi. Bir yandan Îrân-ı Nev’de (1909) Rus hükümetini eleştiren makaleler yazarken diğer yandan Bakü’deki Terakkî gazetesine “İran Mektupları” adıyla seri yazılar gönderdi. Onun bu iki gazetede çıkan yazıları İran meşrutiyet hareketinin önemli kaynakları arasındadır.

İran’da emperyalizme karşı açılan meşrutiyet cephesinin ilk hedeflerinden biri Rusya idi. Bu sebeple çok geçmeden Rusya’nın askerî müdahalesiyle İran meşrutiyet hareketi kanlı bir şekilde bastırıldı ve Resulzâde Rus hükümetinin isteği üzerine sınır dışı edildi (Mayıs 1911). Tahran’daki mücadele arkadaşı Seyit Hasan Tağızâde ile birlikte İstanbul’a giden Resulzâde burada yine kendisi gibi Azerbaycan’dan ayrılmak zorunda kalan Ağaoğlu Ahmet ve Hüseyinzâde Ali Bey’le buluştu. Kazan Türkleri’nden Yusuf Akçura ile, başta Ziya Gökalp olmak üzere İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin ileri gelen temsilcileriyle tanıştı. Türk ocaklarının çalışmalarına katıldı. Bu çevrede tanıdığı bazı aydınlar ve özellikle Ziya Gökalp, Resulzâde’yi bir hayli etkiledi. Türk Yurdu’nda ve Sırât-ı Müstakîm’de İran ve İran Türkleri hakkında yazılar yazdı. 1913’te Romanov hânedanının 300. yılı dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak Bakü’ye döndü. Müsâvat Partisi’nin başına geçerek siyasî faaliyetlerine devam etti. Ekim 1914’ten itibaren dönemin en etkin gazetelerinden biri olan İkbal’de yönetici ve başyazar olarak çalıştı. Ertesi yıl Müsâvat Partisi’nin yayın organı Açıksöz gazetesini (1915-1918) kurarak başyazarlığını yaptı. “Türkleşmek, İslâmlaşmak, muasırlaşmak” ülküsünü savunan bu gazetede Rusya Türkleri’nin kendi mukadderatını kendilerinin belirlemesi gerektiği üzerinde durdu.

Resulzâde, 1914-1915’te I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da bir kısmı Azerbaycan, Kafkasya içlerine kaçmak zorunda kalan, Ermeni baskın ve katliamlarına uğrayan Osmanlı tebaası Türkler’e yardım kampanyasını örgütleyenlerden biri oldu; bu yolda hizmet gören Azerbaycan Cem‘iyyet-i Hayriyyesi’nin faaliyetlerini destekledi; 1917’de Kardaş Kömeği adlı bir mecmua çıkararak gelirini bu kampanya için harcadı. 1914-1916 yıllarında Dirilik’te kendi milliyetçilik anlayışını açıklamaya devam etti. 1917 Nisan ayında Bakü’de toplanan Kafkasya müslümanları kurultayında onun Rusya’nın federal bir yapıya kavuşturulması gerektiği yolundaki teklifi benimsendi. 1-11 Mayıs 1917’de Moskova’daki Bütün Rusya Müslümanları Şûrası’nda her halk için toprağa dayalı muhtariyet teklifi kabul edildi. Bu dönemde yayımladığı kitapçıklarla görüşlerini bütün Rusya müslümanlarına ulaştırdı. Moskova kurultayında yaptığı konuşma Ahmet Salikov’un konuşmasıyla birlikte basıldı. Ancak millî istiklâl yolundaki faaliyetleri ve yazıları sebebiyle hapse atıldı, 1917 Bolşevik İhtilâli’nin patlak vermesiyle hapisten kurtuldu. Gaspıralı İsmâil Bey’in damadı Nesibbey Yusufbeyli’nin 1917’de Gence’de kurduğu Türk Adem-i Merkeziyet Partisi’nin Müsâvat Partisi ile birleşerek Türk Adem-i Merkeziyet Partisi Müsâvat adını almasının ardından gerçekleştirilen kurultayda başkanlığa getirildi. 1917’nin sonbaharında Rusya’da yapılan milletvekili seçimlerinde hem Azerbaycan’dan hem Türkistan’dan Rus parlamentosuna seçildi.

1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Tiflis’te Türkler, Gürcüler ve Ermeniler’in katılımıyla Kafkasya’nın idaresini eline alan milletvekillerinin kurduğu hükümetin dağılması üzerine Azerbaycan temsilcileri Azerbaycan Millî Şûrası’nı oluşturdular. Şûra başkanlığına Resulzâde getirildi. Azerbaycan Millî Şûrası 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilân etti ve Resulzâde devlet başkanlığına seçildi. Bakü işgal altında olduğundan Gence devlet merkezi ilân edildi. Haziran 1918’de Orta Avrupa devletlerinin katılımıyla Kafkasya meselelerinin görüşüleceği düşünülen konferansta Azerbaycan’ı temsil etmek üzere İstanbul’a giden Resulzâde, burada yabancı devletlerin ileri gelenleriyle temas kurarak Bakü’nün işgalden kurtarılması için teşebbüslerde bulundu, ancak bir sonuç alamadı. O sırada Bakü üzerine ilerlemekte olan Türk ordusu ve Azerbaycan gönüllüleri 15 Eylül 1918’de şehri işgalcilerden kurtarınca hükümet merkezi Bakü’ye taşındı. Resulzâde, Azerbaycan’a dönerek devlet başkanlığı görevine devam etti. 1919’da Müsâvat Partisi’nin ikinci kongresinde yeniden parti başkanlığına seçildi. Ancak Bolşevikler’in 27 Nisan 1920 tarihinde Azerbaycan’da idareyi ele geçirmesi üzerine Abbaskulu Kâzımzâde ile birlikte yakalanarak Bakü’ye getirildi ve hapse atıldı. O sırada Bakü’ye gelen Stalin’in yardımıyla hapisten kurtulan Resulzâde, Stalin tarafından Moskova’ya götürüldü (1921). Stalin kendisine defalarca resmî görev teklif ettiyse de o Bolşevikler’le iş birliği anlamına gelebilecek her türlü faaliyetten uzak durdu; sadece Moskova Şarkiyat Enstitüsü’nde Türkçe ve Farsça dersleri vermeyi kabul etti.

Bakü’de yer altı faaliyetlerini sürdüren Müsâvat Partisi’nin kararı uyarınca Resulzâde ilmî araştırmalar yapma bahanesiyle 1922 yılı başlarında Petersburg’a gitti, buradan kaçtığı Finlandiya’da bir ay kaldıktan sonra Fransa’ya gidip oradan 1922 yazında İstanbul’a geldi. Ertesi yıl çıkarmaya başladığı, Kasım 1927’ye kadar doksan dört sayı neşredilen Yeni Kafkasya dergisinde Azerbaycan Türkleri ile çarlık yönetimi altındaki Türkler’in problemlerini dile getirdi, İran ve Sovyet hükümetlerini hedef alan sert yazılar yazdı. Yeni Kafkasya 1 Ekim 1927 tarihinde Sovyetler’in baskısıyla kapatıldı. İstanbul’da yayımlanan bazı gazetelerde Sovyetler Birliği ve İran aleyhine makaleler yazmaya devam edince yine Sovyetler’in baskıları sonucu 1928’de İstanbul’dan ayrılmak zorunda kaldı. Avrupa’ya geçerek çeşitli ülkelerde Azerbaycan davasını dünyaya açıklamaya devam etti. Rusya’nın hâkimiyeti altındaki milletlere mensup göçmenlerin oluşturduğu Prometeus adlı cemiyetin Paris’teki yayın organı Promete’de (1929-1939) ve Kafkaz (1932-1938) dergisinde makaleler yazdı. Berlin’de onun yönetiminde çıkan İstiklâl (1932-1934) ve Kurtuluş (1934-1938) gazetelerinde, ayrıca Müsâvat Bülteni’nde birçok yazısı neşredildi. 1934’te Brüksel’de Millî Gürcistan ve Kuzey Kafkasya devlet başkanları ile Kafkasya Konfederasyonu’nu kurdu. Bu dönemde Resulzâde ile bazı Azerbaycan temsilcileri arasında liderlik konusunda anlaşmazlık ortaya çıktı; Genceli Şefi Bey Rüstembeyli ile Halil Hasmemmedli, Resulzâde’ye karşı tavır aldılar. Ancak muhaceretteki Müsâvatçılar’ın ekseriyeti Resulzâde’yi tercih edince diğerleri partiden ihraç edildi.

Resulzâde, değişen siyasî şartlar sebebiyle muhaceretteki Müsâvat Partisi mensuplarını 1936’da Polonya’da toplantıya çağırdı. Bu toplantıda partinin yeni programı kabul edildi ve Müsâvat Partisi Yeni Program Esasları adıyla yayımlandı (Varşova 1936). Polonya’nın Ruslar tarafından işgali üzerine Berlin’e giden Resulzâde, burada arkadaşlarıyla birlikte Azerbaycan’ın geleceği üzerinde Almanlar’la yapılan görüşmelere katıldı. Naziler’in Azerbaycan’ın haklarını tanıma ve istiklâlini temin etme niyetinde olmadığını görerek 1942 sonbaharında Almanya’dan ayrıldı. Alman siyaseti hakkındaki olumsuz düşüncelerini 5 Ağustos 1943 tarihinde bir muhtıra ile açıklayarak Bükreş’e döndü. Burada kendisine Türkiye büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver yardımcı oldu. 1944’te Bolşevikler’in Bükreş’e de girmesi üzerine İsviçre’ye gitmek istedi, ancak vize alamadı. 1944 Ekim ayında Almanya’ya sığınmak zorunda kaldı. 1947 Eylülünde Türkiye’ye gelerek Ankara’ya yerleşti. Önce Millî Eğitim Bakanlığı Yayım Müdürlüğü’n-de, daha sonra Millî Kütüphane’de memur olarak çalıştı. 1949’da Ankara’da kurulan Azerbaycan Kültür Derneği’nin fahrî başkanlığına getirildi. Dernek, 1 Nisan 1952 tarihinde günümüzde de yayımlanmakta olan Azerbaycan adlı dergiyi çıkarmaya başladı. Bu dergide ve daha başka yayın organlarında birçok makalesi yayımlanan Resulzâde 6 Mart 1955’te vefat etti ve Asrî Mezarlığa defnedildi.

Sadece Azerbaycan Türkleri’nin değil bütün Türk dünyasının önde gelen fikir ve siyaset adamları arasında yer alan Resulzâde’nin Azerbaycan’ın çarlık Rusya’sı ve Sovyet dönemi tarihine dair objektif değerlendirmeleri ve yorumları, Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve Azerbaycan’daki katı ideolojik tavrın yok olmasıyla bir hayli değer kazanmıştır. Bugün Azerbaycan tarihi, dili ve edebiyatı hakkında yapılan yeni çalışmalarda Resulzâde’nin fikirlerine yeniden dönüldüğü ve onların ışığında değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Hayatının birçok safhası gibi çeşitli dillerde yazılmış eserleri ve makaleleri ciddi araştırmaları beklemektedir. Nitekim yakın dönemde Türkiye’de ve Azerbaycan’da hakkında araştırmalar gerçekleştirilmiş, eserleri yeniden yayımlanmaya başlanmıştır.

Mehmed Emin Resulzâde’nin şahsî evrakının bir kısmı İzmir’de Fikret Türkmen ve Yavuz Akpınar’ın, bir kısmı da Ankara’da Yücel Hacaloğlu’nun elinde bulunmaktadır; Hacaloğlu elindeki evrakı yayımlanması için Yavuz Akpınar’a vermiştir. Sebahattin Şimşir’in, Mehmet Emin Resulzade’nin Türkiye’deki Hayatı, Faaliyetleri ve Düşünceleri adlı eserinin sonunda (Ankara 1995) Fikret Türkmen’de bulunan evrak hakkında bilgi mevcuttur. Yavuz Akpınar da “M. E. Resulzade’nin Arşivi ve Elyazma Eserleri” adlı yazısında (Akademik Araştırmalar Dergisi, sy. 1 [İstanbul 1999], s. 67-73) kendisinde bulunan malzemenin listesini vermiştir. Yücel Hacaloğlu’ndaki evrakın bir kısmının Resulzâde’nin Türk Ansiklopedisi’ne yazdığı Azerbaycan’la ilgili maddelerin el yazısı nüshaları olduğu görülmektedir.

Başlıca eserleri şunlardır: Azerbaycan Cumhuriyeti: Keyfiyet-i Teşekkülü ve Şimdiki Vaziyeti (İstanbul 1922; nşr. Yavuz Akpınar v.dğr., İstanbul 1990); Das Problem Aserbeidschan (Berlin 1937; trc. Sebahattin Şimşir - Perihan Mete, Azerbaycan Problemi, Ankara 1996); İstiklâl Uğrunda Mücadele (Lehçe, Varşova 1938); “Azerbaycan” (İslâm-Türk Ansiklopedisi, İstanbul 1942); Millî Tesanüd (Ankara 1978); Asrımızın Siyavuşu (haz. Arasoğlu, Ankara 1989); Azerbaycan Cumhuriyyeti (nşr. Asif Rüstemov, Bakü 1990); Azerbaycan Şairi Nizami (2. bs., İstanbul 1991); Stalinle İhtilâl Hatireleri (haz. Nesib Nesibzade, Bakı 1991; aynı eser Bir Türk Milliyetçisinin Stalin’le İhtilâl Hatıraları adıyla, nşr. Sebahattin Şimşir, İstanbul 1997); Mehemmed Emin Resulzâde: Eserleri, I 1903-1909 (nşr. Prof. Şirmemmed Hüseynov, Bakü 1992); Mehemmed Emin Resulzâde: Eserleri, II 1909-1914 (nşr. Prof. Şirmemmed Hüseynov, Bakü 2001); Kafkasya Türkleri (nşr. Yavuz Akpınar v.dğr., İstanbul 1993 [Türk Yılı 1928’deki yazıları]); İran Türkleri (nşr. Yavuz Akpınar, İ. M. Yıldırım, S. Çağın, İstanbul 1993 [1912’de Türk Yurdu ve Sırât-ı Müstakîm’de çıkan yazıları]); Mehmed Emin Resulzâde’nin Meclis-i Meb‘ûsan Konuşmaları (1918-1920) (nşr. Sebahattin Şimşir, İstanbul 2003, Resulzâde’nin Azerbaycan meclisinde yaptığı konuşmaları içerir); Rusya’da Siyasi Vaziyet (2. bs., İstanbul 2005).

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Adnan MENDERES, 17 Eylül 1961’de idam edildi ya âdet olmuştur; her 17 Eylül’de siyasî zevât, ya bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” nutku atarlar ya da beyanatı verirler, eli kalem tutanlar ise bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” yazısı yazarlar… Bu 17 Eylül’de de aynısı oldu.

Efendi BARUTCU

18 Eyl 2018

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 39,92 M - Bugün : 35552