« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

SEYYİD AZİM ŞİRVÂNÎ

Yavuz Akpınar, 01 Haz 2020

SONRAKİ HABER

Gazetelerin basıldığı ülke

Can Dündar, 21 Eyl 2015

21 Eyl

2015

Boydak üzerinden iş dünyasına gözdağı

Nazlı Ilıcak 01 Ocak 1970

Kayserili ünlü işadamı Memduh Boydak serbest bırakıldı. Bu arada, Boydak’ın da aralarında bulunduğu 11 kişiye yönelik operasyonda bazı ayrıntılar ortaya çıktı. Boydak ailesinin Gülen Cemaati’ne yakınlığı bilindiği için, gözaltının “FETÖ örgütüyle ilişkili olduğu”sanılıyordu. Meğer soruşturma,Melikşah Üniversitesi yerleşkesinin çevresindeki arsaların, sahiplerinden tehdit ve baskı yoluyla, düşük fiyatla alınmasıiddialarıyla ilgiliymiş. Boydak, Melikşah Vakıf Üniversitesi’nin kurucusu ve Mütevelli Heyeti Başkanı.

Aslında, arazinin haksız ve hukuksuz bir şekilde üniversite tarafından ele geçirildiği iddiası mevcutsa da perde arkasındaki “suçun!” Cemaat’e duyulan sempati olduğu ortada. Yani Melikşah Üniversitesi arazisi bir bahaneden ibaret.

Nasıl bu kadar emin olabiliyoruz? Operasyon yapıldığı gün (16 Eylül 2015), Star’da Cem Küçük isimli tetikçi, “FET֒ye büyük dalga geliyor” başlıklı yorumunda şöyle yazıyordu: “Denizli ve Kayseri gibi FET֒nün belli gücünün olduğu yerde devlet hemen her şeyi biliyor. Savcı ve polisler yapıyı çözdükleri için, kim kimdir ortaya çıkartıldı. Bu arada unutmadan söyleyeyim:

FET֒nün mobilyacı ve eşarpçı finansörlerinden bazıları kaçma hazırlığında.”

Bu cümlelerden de anlaşılıyor ki, Memduh Boydak’a gözaltının sebebi, bütün baskılara rağmen cadı avına katılmaması, Tayyip Erdoğan’ın hoyratlığına boyun eğmemesi. Zaten arazi meselesi söz konusu olsa, ozaman dönemin Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhasekiesas sorumlu duruma düşer. Zira üniversite arazisi ve çevresi “konut ve ticaret alanı”yken, Kayseri Büyükşehir Belediyesi “eğitim alanı”na çeviriyor. Arsa sahiplerinin de mecburen arazilerini üniversiteye sattığı ileri sürülüyor.

O zaman ifade almaya bugün AK Parti Milletvekili olan Mehmet Özhaseki’den başlamak gerekmez mi? Zira belediye, plan değişikliği gerçekleştirmeseydi, iddia olunan “suç” da vuku bulmayacaktı.
Günümüz Türkiyesi’nde 3 milyona yakın kişi işsiz. Ama siz, 14 bin kişiye ekmek kapısı olan Boydak Holding ile uğraşıyorsunuz. Her gün şehit haberleri geliyor. Yalçın Akdoğan, “Terörü yenmek için FET֒yü bitirmek şart” diyor ve onun bu ifadesi de Sabah Gazetesi’nde manşet oluyor. Her muhalif, AK Partililer’in gözünde “terörist.” Ama çok şükür Türkiye’de haysiyetli aydınlar, kanaat önderleri var.
Onların sayesinde halk, çevrilen dolapları, atılan yalanları, demokrasiye kurulan tuzakları daha iyi görüyor.

Barış değil alışveriş
Sabah Gazetesi’ne Yalçın Akdoğan beyanat vermiş. Paralel yapıyla PKK ve HDP arasında, oy meselesinin çok ötesinde bir ittifak ve işbirliği zemini olduğunu söylemiş. “Terörle mücadelede sonuç alabilmek için, Paralel-PKK ittifakını çökertmek şart” diyor. Sabah da bunu manşet yapıyor:“FET֒yü bitirmek şart.”

Yalçın Akdoğan önce, Dolmabahçe’de yan yana durduğu ve Öcalan’ın mektubu okunurken birlikte kameralara poz verdiği HDP’lileri neden“PKK’lılarla eşdeğer” gördüğünü açıklasın. Selahattin Demirtaş, Tayyip Erdoğan’a “Seni başkan yaptırtmayacağız” dediği için mi? Meğer sizin barış süreciniz, Tayyip Erdoğan’ı başkanlık koltuğuna oturtmayı amaçlayan bir alışveriş sürecinden ibaretmiş.

Dost meclisinde düşmanlık

Abdurrahim Boynukalın, yakışıksız hal ve tavırlarıyla gündemde. Hürriyet baskınından sonra, arkadaşlarıyla bir konuşması da internete düştü. Şöyle diyor: “Ahmet Hakan'ın damağı filan düşmüş sinirden. Acayip korkaktır Ahmet Hakan. Ben bugün Nişantaşı'nda evinin önüne gitmeyi düşünüyordum. Gidecektim böyle bekleyecektim ‘Gel bakalım buraya’ filan diye.
İkinci şeyde de aynı şekilde. Sedat Ergin terliyor, merliyor. Bunlar dayak yememişler hiç. Bizim hatamız bunlara zamanında dayak atmamak olmuş. Dayak yeselerdi...”

Uslûb-u beyan ayniyle insan. Hürriyet’in kapısına dayanıp, kabadayılık eden bu adamdan ne bekleyeceksiniz? Meşhur hikâyedeki gibi, vezir olmuş ama adam olamamış.

Bu husus, Ahmet Davutoğlu’na soruluyor. Davutoğlu, o yakışıksız söylemin üzerini örtmeye çalışıyor: “Dost meclisinde sarf edilmiş sözler.”

Demek sizinkiler dost meclisinde başkalarına yönelik düşmanlıklar üretiyor. Galiba bunlar, Tayyip Erdoğan’ın istediği dindar ve kindar neslin öncüleri.

Erdoğan’dan algı operasyonu

Tayyip Erdoğan, TRT Haber’de Nasuhi Güngör’ün sorularını cevaplandırırken sözü HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ’a getirdi. Aynen şöyle dedi: “Eş başkan çıkıyor, ‘Benim arkamda YPG var’ diyor. Bu mantıksızlıktan ne bekleyebiliriz? Bir teröristin söyleyebileceği bir ifadeyi bir siyasetçi o şekilde kullanabiliyor.”

Tabii karşısında gazeteci değil bir emir kulu olduğu için böyle rahat konuşabiliyor. Gazeteci olsaydı, Nasuhi Güngör’ün ona “Arkamızda YPG var demenin terörle ne ilgisi olduğunu” sorması gerekirdi. Malum YPG Suriye’de, PYD’ye bağlı halk koruma birlikleri YPJ’nin kadın kolu. YPG ya da YPJ, ABD’nin müttefiki. Pentagon daha yeni açıkladı… Amerika’nın kara birlikleri IŞİD’le savaşta, YPG’nin yanında yer almışlar. Zaten, hava kuvvetleriyle destek verdikleri biliniyordu. İşin daha ilginç yanı, Türkiye de şimdi IŞİD’e karşı koalisyonda PYD, YPJ ve YPG ile aynı saflarda bulunuyor.

Tayyip Erdoğan tabii ki bunları biliyor. Ama maksadı algı operasyonu yaratmak. Herkes YPG deyince, PKK ile aynı şey zannedecek ve Figen Yüksekdağ’ı kınayacak.

PYD lideri Salih Müslim kaç kere Türkiye’ye geldi, Tayyip Erdoğan ile görüştü. Zaten IŞİD’in Kobanê’ye saldırısı sırasında, Iraklı Peşmergeler’in toprağımızdan geçmesine izin verdik. O Peşmergeler YPJ/YPG saflarına katıldılar.

Teessüf ediyorum Tayyip Erdoğan’a. Vatandaşı cahil yerine koyuyor. Ya da “Nasıl olsa bunlar göbeğini kaşıyan adam, ne dersem yuttururum”diye düşünüyor.

Savcılar göreve

Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinin belediye başkanı AK Partili Mehmet Özeren kent merkezine bir ışıklı pano astırdı. O da herhalde Tayyip Erdoğan’ın önerdiği dindar ve kindar neslin bir örneği. Mesajda şöyle deniliyor: “Kürt halkını hep din kardeşim diye bağrıma bastım. Ama iş değişti… Camide namaz kılıp, sandıkta HDP’ye oy veren Kürt benim kardeşim olamaz. Alçaktan kardeş olmaz.
HDP’ye gönülsüz oy veren korkaktır; gönüllü oy veren alçaktır.”

Bildiğim kadarıyla bu mesajlar Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesine girer: “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır… Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…”

Mesnetsiz iddialarla, Melikşah Üniversitesi’ne ve işadamlarına operasyon düzenleneceğine, işte size gerçek bir provokatör. Savcılar derhal harekete geçmeli.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

04 Haz 2020

CHP-MSP KOALİSYONU 1973 Genel Seçimlerinden birinci parti olarak çıkan CHP ile Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Milli Selamet Partisi 24 Ocak 1974 günü müşterek bir koalisyon hükümeti kurarlar.

M. Metin KAPLAN

12 May 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 63,94 M - Bugün : 49035