« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Bahçeli'nin duruşu

Ergün BABAHAN, 03 Tem 2007

SONRAKİ YAZI

Kıbrıs’ta İslâm Düşmanlığı Bunların Yaptığını Rumlar Yapmaz

Mehmet Şevket Eygi, 03 Tem 2007

03 Tem

2007

K. Irak üzerinden rejim değişikliği!.

İbrahim KARAGÜL 03 Temmuz 2007

Türkiye, terör konusunda başlattığı yoğun uluslararası kampanya kapsamında NATO ve Avrupa Birliği'nden sonra Birleşmiş Milletler'i de bilgilendirerek, uluslararası kamuoyunu kendisine yönelen tehdit konusunda ikna etmeye çalışıyor. İkili ilişkilerle sınırlı tutulan işbirliği arayışları bu sefer uluslararası düzeye taşındı. İkili ilişkilerin ve PKK'nın ötesinde bölgesel bir sorun olarak dünyanın gündemine getiriliyor.

Ankara ilk kez bu denli kapsamlı ve kararlı bir süreç başlattı. Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikkol'un S. Arabistan'a yaptığı ziyaret, kampanyanın bölgesel düzeyde de yürütüldüğüne işaret ediyor. Türkiye ile İran arasındaki aynı konuyu içeren güvenlik işbirliği var zaten. “BM'den meşruiyet arayışı, NATO'dan ittifak ilişkisine dair dayanışma beklentisi, bölge ülkelerinden anlayış” olarak özetlenebilecek yeni süreç, belki de Türkiye için son şans olacak.

Türkiye, müttefiki ABD ile işbirliği yapmaya çalıştı, karşılık bulamadı. Üyesi olduğu NATO'dan ortak savunma istedi, karşılık bulamadı. Bağdat hükümeti ile çalışmayı denedi, bu zaten imkansızdı. Şimdi “terörle mücadele” adı altında tehdide karşı bir uluslararası konsensus denemesi yapıyor. Ancak işaretlere bakılırsa bu mümkün olmayacak. ABD karşı çıkıyor, AB karşı çıkıyor. Bütün yükünü taşıdığı NATO nankör davranıyor. Bölge ülkelerinden şu ana kadar net bir reaksiyon gelmedi.

Türkiye bu ortamda ne yapabilir? Nelere gücü yeter? Nasıl bir politika izlemelidir? Ya da Türkiye, gerçek anlamda neye hazırlanıyor? PKK'yı tasfiye edebilir mi? Yoksa bu süreç bitmek bilmez bir etnik çatışmayı mı davet edecek? Ya da Türkiye'nin bu girişimi üzerinden bölgesel savaş mı çıkacak? Dahası, etnik merkezli iç savaş, Batı'nın Türkiye karşısında yer alması, bunun üzerine Türkiye'nin yörünge değişikliğine gitmesi, bu değişimin bölgesel hatta küresel dengeleri değiştirmesi gibi bir durum çıkar mı ortaya? Bunun, bölgesel savaşın ötesine taşacağı neredeyse bir dünya savaşına yol açabileceği ortada.

Daha şimdiden Türkiye'nin K. Irak'a operasyon ihtimali felaket senaryosu olarak tartışılmaya başlandı. Batı medyası üzerinden hemen her gün Türkiye'yi uyarıcı ikazlar yapılıyor. Kaygılandıkları K. Irak yönetimi ya da Irak'ın bütünlüğü değil. Bölgesel bir savaş korkusu da değil. Kaygı, Irak üzerinden denenen bir Batı projesinin başarısız olacağına dair kanaat.

Türkiye'nin hazırlığı ve dünyanın bu hazırlığa bakışı, durumun klasik anlamda terörle mücadele operasyonlarının ötesinde yeni bir durum yansıttığını gösteriyor. Tartışmanın seçimleri etkileme, iç siyasi yapıyı yeniden şekillendirme, ABD'deki bazı çevrelerle ne kadar işbirliği içinde yürütüldüğünü bir tarafa bırakırsak, Türkiye'nin neyi ne kadar göze alabileceğine dair her şeyin son derece belirsiz olduğu gibi bir tablo var ortada. Bir süredir tehdit algılamasının ne boyutta olduğunu tartışıyorum. Ama bu kaygıları, Türkiye'nin batağa saplanma, iç çatışma, etnik savaşa sürüklenme, yüzyıllardır birlikte yaşadığı insanlarla yüzyıllar sürecek bir düşmanlığın temellerini atma gibi kabus senaryolarını ısrarla düşünmek gerekiyor. ABD ve AB'yi karşısına alma, bölge ülkeleriyle sürtüşmeler içine girme, ABD askerleriyle çatışma riskini göze almak gerekiyor.

Bu güçler, “İslamcı terör” gerekçesiyle bir çok örgüte karşı işbirliği yaptı. ABD ve Barzani, işgalin ilk günlerinde Kürt İslamcı grupları katlederken, PKK'yı koruyorlardı. Mesele sadece Kürt etnik kimliği ise, bu güçleri neden tasfiye ettiler, neden katliam yaptılar? Aynı ABD, Türkiye'yi uyarırken 30 Mayıs'ta Barzani ile Savunma Anlaşması yaptı. Aynı ABD ve İsrail, bir yıldır Türkiye sınırına füze rampaları taşıyor, silah depoluyor, sınır ötesi harekata karşı hazırlık yapıyor. Yani, PKK konusunda Türkiye ile işbirliği hiçbir zaman yapılmayacak.

Sınır ötesi operasyonun başarı şansına inanan yok. Ancak Lübnan'la ilgili, Suriye ile ilgili, İran'la ilgili hatta Pakistan'la ilgili çatışma senaryolarının her an gerçeğe dönüşebileceği günlerde Türkiye'nin de benzer bir senaryoyu tartışması rastlantı olmamalı. Belki de bu hazırlık bölgesel savaş ihtimaline göre yapılıyor.

Ancak ilginç bir durum daha var. Demokratik Türkiye, hem dışarıdan gelen tehditler hem de iç siyasi yapıdaki kamplaşma açısından bölgenin diğer ülkelerine benzemeye başlıyor. ABD'nin rejim değişikliği projesi sadece İran, Suriye ya da Kuzey ülkeleri için değil de, Türkiye için de var gibi.

Böyle bir senaryo Türkiye'yi sadece etnik değil, çok boyutlu çatışmanın içine çekecektir. En korkunç olanı da İslamcı-Kürt ittifakı üzerinden yeni bir Türkiye tasarımı olacaktır. ABD'nin böyle bir çabası olabilir mi? En azından birileri bu görüntüyü vermeye çalışıyor! Artık buna rejim değişikliği mi denir, renkli devrim denemesi mi denir bilemeyiz. Ama K. Irak üzerinden Türkiye'yi yeniden dizayn etmeye girişenler, bu ülkede kendilerine ortak bulamayacaktır. Kimse bu ihanetin altından kalkamaz.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

04 Nis 2020

Aşağıdaki yazı ilk defa 17 Kasım 1950 tarihinde Orkun Mecmuası’nda merhum Alparslan Türkeş tarafından “Kazganoğlu” müstear ismiyle yayınlanmıştır. Yazıyı arşivinden bularak bize gönderen değerli araştırmacı yazar Metin Turhan beye teşekkür ederiz.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 61,20 M - Bugün : 16400