« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Made in Turkey

HASAN ÜNAL, 05 Mar 2008

SONRAKİ YAZI

Anayasa taslağımız ABD'lilere anlatıldı

, 05 Mar 2008

05 Mar

2008

Türkiye’nin “bu kadar” zengini varmış!

Yiğit BULUT 05 Mart 2008

Günlerdir basında “Türkiye’nin kaç zengini var” haberlerini okuyoruz... Türkiye’nin “en zengin” 100 ismi sayılırken hatta bu listeye bu yıl 13 yeni isim eklenirken, önemli bir detay daha var; ülkemizin dolar milyarderi denebilecek “dünya ligine” giren 30 ” zengini” var...
Ne komik!
30 “en zengin” dünya çapında isim ve aynı topraklar üzerinde “30 milyon açlık sınırında yaşayan” insan!
Peki çarpıklık nereden kaynaklanıyor? Bütün dünyada bu dağılım böyle mi?
Maddeler halinde detaylandıralım;
- Evet, Türkiye’de sayı olarak ‘Japonya, Fransa, İtalya, Brezilya’dan daha fazla milyarderimiz var ama birçok gelişmiş ülkeden daha fazla dolar milyarderinin olduğu ülkemizde, ‘sıcak para politikasından’ dolayı, reel ekonominin çarkları durma noktasına geldi. Dükkânlar satış yapmadan kapatıyor, çekler ve senetler devamlı dönüyor, esnaf çaresiz...
- Dolar milyarderleri dediğimiz “30 kişinin serveti”, 75 milyonluk ülkenin milli gelirinin yüzde 10’una eşit. Bu da gelir dağılımı bozukluğuna en güzel örnek...
- Sayı olarak baktığımızda 30 dolar “milyarderi” Fransa, Japonya, İtalya, Brezilya gibi ülkelerden fazla ama aslında değer olarak baktığımızda durum çok farklı. 30 zenginimizin toplam serveti yaklaşık 36-40 milyar dolar arasında. Oysa Japonya ve Fransa’da tek bir zenginin toplam serveti rahatlıkla 40 milyar doları geçtiği gibi bu ülkelerdeki zenginlerin toplamı bizim gibi ‘36-46 milyar dolara filan’ değil ‘3-4 trilyon doların üstünde’ rakamlara ulaşıyor...
- Bu sınıflama içinde Türkiye gibi iki ‘en ayıplı’ yani servetlerin milli gelirin yüzde 10’una ulaştığı, hatta daha üstüne çıktığı iki önemli ülke var: Rusya ve Hindistan. Bu ülkelerde ‘para yukarıda süzülüp halkın eline asla ulaşamadığı’ için Rusya’da en zenginlerin servet toplamı milli gelirin yüzde 30’u, Hindistan’da ise yaklaşık yüzde 23’ü. Daha açıkçası; gelir dağılımımız ancak Rusya ve Hindistan ile kıyaslanacak kadar bozuk...
Sevgili dostlar, yukarıdaki verilerden ortaya çıkan net bir gerçek var; Türkiye’de gelir dağılımı inanılmaz derecede bozuk ve ‘zengin’ diyerek ortaya çıkarabildiğimiz isimler, daha doğrusu “büyük” diye “öğündüğümüz” servetler bile dünya standartlarında ‘küçük bir iz kadar’ dahi yer tutmuyorlar...
Sonuç: İsteyenler “yukarıdaki zengin haberleri” ile “kişisel tatmine” devam edebilirler. Oysa “reel ekonominin çarklarından” gelen haberler “iç karartıcı” cinsten. Son iki haftadır, 3 bölgede “konferanslar” sebebiyle bulundum ve ‘sokakta’ edindiğim izlenim çok açık ve net; özellikle tarım kesiminin yoğun olduğu bölgelerden başlamak üzere, tek kelimeyle şunu söyleyebilirim; sokak kan ağlıyor, reel ekonominin çarkları durma noktasında, dükkânlar ‘satış yapmadan’ kapatıyor, çekler ve senetler devamlı dönüyor, esnaf çaresiz...
Son söz: Ne artan zengin sayısı, ne de sıcak paranın köpüren rantı ‘reel ekonomik çarklar’ açısından hiçbir şey ifade etmiyor. Dolar-faiz-borsa üçgeninde ülkeye giren sıcak para ‘coşuyor, yerli katılımcıları da coşturuyor’ ama bu çark dışında kalan kesimler tek kelimeyle ‘kan ağlıyor’... Çarklar dönmüyor, üreten, ücretli tarım kesiminde çalışanlar cezalandırılıyor, dışlanıyor, sosyal çatlak büyüyor...Bizden söylemesi...Ha bu arada “zengin haberlerini” kapak yapan hatta üstüne dergi çıkaran basın kuruluşlarına da bir çağrım var; “ekonomi yayınıyım” diyorsanız ve özellikle bu ülkeye bir katkı yapmayı düşünüyorsanız, bırakın ona-buna yalakalık yapmayı da “sokağın” durumunu, reel ekonominin halini yazın!
Not : Türkiye’de “zengin var” diye eleştirmiyorum ! Olsun, keşke dünya çapında daha büyük “sermayeler” yaratabilsek. Keşke 100 değil 1000 zenginimiz, 500 dünya çağında sermayemiz olsa ! Olsun, artsın ama şunu unutmayalım; “bir tarafı” inşa ederken, diğer tarafı “açıkta” bırakırsak, asla ama asla “kalıcı” dengeler kuramayız !

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

25 Eyl 2020

Değerli okuyucularım, sizlere araştırmacı, yazar, hukukçu Dr. İrfan Sönmez Bey’in büyük emekler vererek yayınladığı üç kitabından bahsetmek istiyorum. Birincisi “Anadille Eğitim ve Milliyetçilik ve AB Hukuku”, ikincisi “Kürt Sorunu mu Devletleşme Sorunu mu ?” ve üçüncüsü de “Self-Determinasyon Ayrılma Girişimleri ve Kürtler”.

Hüdai KUŞ

24 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,46 M - Bugün : 8728