« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

'Milli'yim demek mi daha tehlikeli? PKK'yı övmek mi?

Güler KÖMÜRCÜ, 05 Mar 2008

SONRAKİ YAZI

CHP, MHP, TSK ve medyaya dair

Serdar AKİNAN , 26 Şub 2008

05 Mar

2008

Rusya seçimleri

Mahir KAYNAK 05 Mart 2008

Kuzey Irak'a yönelik askeri harekat, baş örtüsü krizi ülkemizin gündemini yeteri kadar dolduruyor ve dışarısıyla çok fazla ilgilenmiyoruz. Benim gibi içerden dışarıya değil dışarıdan içeriye bakanlar ve bu alandaki gelişmelerin etkilerinin belirleyici olacağını düşünenler açısından Rusya'daki seçimler ilgi çekici. Gerçi seçim sonuçları, bir sürpriz beklenmediği için, merak uyandırmıyordu ama yönetimdeki sürekliliğin nasıl bir sonuç yaratacağı irdelenmeliydi.

Bunlar düşünürken bir dostum Rusya'daki siyasi yapının ülkemize çok benzediğini, Putin çizgisinin AKP'yi, Komünist partisinin de CHP'yi hatırlattığını söylüyordu. Üstelik dünya görüşü nedeniyle CHP çizgisinde olması gereken bir kişiydi ama o da birçokları gibi partisiz kalmıştı.

Eskiyi savunarak alternatif oluşturmak mümkün değildi. Sınır ötesi harekatın bölgedeki konumumuzu nasıl etkileyeceğini, dengenin nasıl kurulacağını ve yerimizin ne olacağını tartışmak yerine harekatın çapını ve çekilmenin zamanında yapılıp yapılmadığını tartışmak muhalefet sayılamazdı.

Rusya yöneticilerini çok partili seçimlerle belirliyor görünse de geçmişteki yönetim modelini değiştirmedi. Devlet politikalarını ve bu politikayı uygulayacak kişileri belirliyor sonra seçimlerin bu sonucu yaratmasını sağlıyordu. Bu şu anlama gelirdi: Biz seçimlerin nasıl yapıldığını biliyoruz. Ülkeyi, herkes gibi, seçilmiş görünen atanmışlarla yönetmeyi biz de beceririz.

Demokrasilerde yöneticileri halk seçer ama halkın tercihlerini etkileyen kimdir sorusu sorulmaz. Hiçbir somut olayı kastetmeden farazi bir örnek verebiliriz. Eğer bir güç odağı seçimlerin şahinler tarafından kazanılmasını istiyorsa birkaç terör eylemi yapar ve dış politikada kriz yaratır ya da önemsiz bir olayı bir kriz gibi yansıtır. Demokrasilerle yöneticileri halk seçer ama halk hangi etkiler altında tercihlerini belirler? Bu tercihleri etkileyen bir güçten söz edilebilir mi sorusu cevapsız kalır.

Rusya'da komünistler kazansaydı ekonomide devletin rolünü artıracaktı. Şimdi özel teşebbüs ekonomiyi kontrol ediyor ve büyük zenginler karar verici konumda. Eğer bu zenginler, birileri tarafından belirleniyorsa ve bir görevli gibi davranıyorsa bunun komünistlerden farklı olan yanı ne?

Bu nedenle Rusya'da seçimi kimin kazandığının, hangi ideolojiyi savunduğunun hiçbir önemi yok. Önemli olan onun uygulayacağı politikalar ve bunun dünyaya etkileridir. Bu politikanın komünist, kapitalist ya da dinci bir zümre tarafından uygulanmasının, sonuçlar açısından, ne farkı var?

Rusya'nın küreselleşme karşıtı politikalarının devam edeceği, Avrupa ve Uzak Doğuda oluşması muhtemel yeni güç odaklarını engelleme politikasını sürdüreceği, ekonomide ithal ikameci bir yol izleyeceği ve askeri açıdan güçlü konumundan vazgeçmeyeceği söylenebilir. Askeri açıdan rakipsiz iki güç olan ABD ve Rusya'nın stratejik düzeyde uzlaşmacı, taktik planda rekabetçi olmaları beklenir.

İç politikada muhalefetin yeniliklere kapalı olması, söylemlerini ideolojiyle sınırlaması bir değişimi imkansız kılıyor. Muhalefet iktidarın payandası haline dönüşüyor.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

25 Eyl 2020

Değerli okuyucularım, sizlere araştırmacı, yazar, hukukçu Dr. İrfan Sönmez Bey’in büyük emekler vererek yayınladığı üç kitabından bahsetmek istiyorum. Birincisi “Anadille Eğitim ve Milliyetçilik ve AB Hukuku”, ikincisi “Kürt Sorunu mu Devletleşme Sorunu mu ?” ve üçüncüsü de “Self-Determinasyon Ayrılma Girişimleri ve Kürtler”.

Hüdai KUŞ

24 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,46 M - Bugün : 8964