« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Oca

2016

ELMA BAHÇESİ

12 Ocak 2016

İki seçim arası kitap meşguliyetine denk geldi. Seçim neticesi zafer mi, hezimet mi; değişim mi lazım, kalışım mı tartışmalarına uzak düştük. Pek şikâyetçi de değiliz.

Kitap olmasına kitap da, pek cesametli değil, memleketi kurtarmaya matuf bir muhtevası da yok. Arkadaşımız yayınevi kurunca yoğun tercüme eserlerin yanında yerli neşriyata ağırlık vermek ihtiyacı duydu. Onbeş sene evvelinden kendi kendimize bir şeyler karaladığımızı unutmamış. Çoğu Servet ile müşterek hatıraların hikâye edilmiş hali. İlla tutturdu, bunları derle topla, kitap yapalım. Yapalım da, onları sakladığım taşınabilir aygıt bozuldu. Yazılar elde yok. Rahmetli Servet Somuncuoğlu kardeşim de ara sıra sorar, yazılar uçtu deyince; ‘Azizciğim yazılmış yazı hiç kaybedilir mi?’ diye sitem ederdi.

Onur inatçıdır. Yazıların şu an faal olmayan Arifiye Öğretmen Lisesi mezunları sitesinde yayınlandığını biliyor. İnternette bir şey kaybolmaz, site yöneticisine sor, dedi. O sıra Alirıza adaydı, onlarla uğraşacak vakti yok. Yine de sorduk. Şifresi başkasındaydı, yönetimi bilmem kimdeydi, dedi. Velhasıl ulaşamadık.

Onur ve Ender yazıların bir kısmını muhafaza etmiş. Bulamadıklarımızı yeniden kaleme aldım. Bazıları önceki tadı bulamadı, bazıları daha iyi oldu. Süre de kısıtlı olunca hummalı bir mesaiyle İstanbul Kitap Fuarı’na yetişti. Kitap çıktıktan sonra birader Mustafa demesin mi: Abi, Berber’i ne biçim yazmışsın. İlk hali çok daha güzeldi. Meğer yazıların hepsini yazılı olarak saklıyormuş. Geçti Bor’un pazarı.

Kamuoyundan (Onur ve Ender) gelen yoğun baskı, Servet’in aşkı, Metin ağabeyin, Nurullah’ın, Emin’in ve Muzaffer’in de iltifatkâr teşvikleri ile Elma Bahçesi ortaya çıktı. Fena da olmadı. Fatih kitapta unvanımı yazmamışsın, otobüs muavini yapmışsın diye sitem etti. Benzer bir sitem İdris’ten de gelmişti. Reisliğin şanından herhalde. İdris erken davrandı, kurtardı.

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara Kitap Fuarı’nda imza günü tertip ettiler. Matbuat Yayınevi standında iki masada oturduk, Ender de Sevi’ye isimli şiir kitabını imzaladı.

Kurumdan mesai arkadaşlarımız, TRT camiası, Arifiye mezunları, Kurucu Umum Genel Başkan Fatih Şahin ve kalabalık maiyeti, Boğaz Batısı Ocak Bucak Başkanı İdris Savaş ve muhibleri, Yasin ve teşkilatı yalnız bırakmadılar. Nevin Hanım da eşinin kitaplarını imzaladı. Duyurulmamasına rağmen Servet Somuncuoğlu’nun eserlerine alaka çok daha büyüktü. İftihar ettik.

Bir ara tanımadığım bir vatandaş geldi. Hah dedim, gerçek okuyucuyla buluştuk. İsmini söyledi. Tam yazacakken kafamı kaldırdım. İsim benzerliği mi, dedim, yoksa siz o musunuz? O’yum, dedi. Evet, o idi; Hasan Aktaş… Yanında altı ay sonra hekim olacak yakışıklı oğlu.

1975 yılı, Arifiye Öğretmen Lisesi 1/A sınıfı, 126 numaralı Hasan Aktaş. Sivas İmranlı’lı. Henüz ben ülkücü, o devrimci olmamışken ortaokulda iki sene yakın arkadaşlık ettiğimiz, Küçükyalı’da bir hafta sonu evlerinde misafir kaldığım, anacığının yemeğini yediğim, kardeşleriyle tanıştığım Hasan Aktaş. Kıyamet kopsa aramızın bozulmayacağını zannettiğim eski dost, sonra da kıyamet kopsa kucaklaşmayacağımı zannettiğim eski hasım.

Biz öyle kullanıldık, yanlış yaptık hikâyelerini hiç sevmeyiz. Doğru yaptık ve kendi irademizle yaptık. Bugün de aynı yerde duruyoruz. Fakat öyle bir güne geldik ki, Allah’tan rakibin de haysiyetlisini dileyecek zamanlardayız.

Hasan Aktaş haysiyetli, şahsiyetli, karakterli, ahlaklı, olgun bir insandı. Dostluğundan mahrum kalmak önemli bir kayıp ve iç yakan tahassürdü. Okulda saltanatlı günleri oldu. Onların iktidarı bizim eza ve cefa çekmemiz demekti. Devran döndü, onlar eza ve cefa çekti, lise ikinci sınıfta arkadaşlarıyla birlikte okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Siyasal Bilgiler okumuş. Ve otuzbeş yıl sonra kucaklaştık. Büyüklük gösterdi, tevazu gösterdi, medeni cesaret gösterdi. O yine yolunda yürüyor. İnandığı yolda samimiyetle yürüyen herkes hürmete şayandır.

Naçiz kitaba alaka gösteren, zaman ayıran, zahmet eden bütün dostlarımıza teşekkürler.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

M. Metin KAPLAN

26 Şub 2024

M. Metin Kaplan’ın, henüz yirmi üç yaşında Bursa’da üniversite öğrencisi iken, tutuklu bulunduğu sırada, arka sayfasını tamamen “Ülkü Ocakları Sayfası” adı altında ülkücü yazarlara tahsis eden milliyetçi bir gazetede, 6.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

26 Şub 2024

Halim Kaya

26 Şub 2024

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Şub 2024

Efendi BARUTCU

20 Şub 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Hüdai KUŞ

19 Eki 2023

Nurullah KAPLAN

20 Şub 2023

Ziyaret -> Toplam : 101,07 M - Bugn : 9299

ulkucudunya@ulkucudunya.com