« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

03 Kas

2021

MİLLİYETÇİ TÜRKİYE VE KURT KARACA

03 Kasım 2021

1970’li yıllarda “Milliyetçi Türkiye” kavramı, kavram olmaktan öte kitaplaşmış ve ülkücü hareket arasında hemen hemen hekes tarafından okunan bir eser haline gelmişti. Kitabın yazarı “Kurt Karaca” takma adını kullanarak kitabı yazan Prof Dr. Fikret Eren’di. Kitabın kapağında “MİLLİYETÇİ TÜRKİYE” ibaresinin yanında sol alt köşesinde “Milliyetçi Toplumcu Düzen” yazılması ayrıca dikkate değerdir.

Efendi BARUTÇU, Fikret Eren Hoca’yı facebok sayfasında 28.11.2016 tarihli paylaşımında şöyle anlatıyor.

”Bizim Ülkücü-milliyetçi camia Fikret EREN Hoca’mı 1970’li yılların başında yazmış olduğu ve bütün Türk milliyetçilerinin o yıllarda başucu kitabı olan MİLLİYETÇİ TÜRKİYE isimli kitabıyla hatırlar. Kitabın yazarı Doç. Dr. Kurt Karaca müstear ismiyle yazan Fikret EREN Hoca’mızdır.

Fikret EREN Hoca’m kitabın yazılış hikâyesini kısaca şöyle anlattı: “1965 senesinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doktor asistan olarak çalışıyordum. Avrupa’dan yeni dönmüştüm. Fransızca ve Almancayı konuşup yazabiliyordum. Medeni hukuk dalında doktora yapmıştım. Bir iki sene sonra üniversitedeki hocalarımızdan Prof. Dr. Hüseyin Cahit OĞUZOĞLU, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in benimle tanışmak istediğini, beni Yüksel Caddesi’ndeki CKMP Genel Merkezine davet ettiğini söyledi. Hüseyin Cahit Hoca rahmetli Türkeş Bey’in halaoğluydu. Herhalde benden sitayişle bahsetmiş olmalı ki benimle tanışmak istemiş. Bir gün beraberce gittik. Türkeş Bey masasından kalkıp beni odasının kapısında karşıladı. Nezaketle elimi sıkıp buyur etti. Masasına geçmeyip karşımdaki koltuğa oturdu. Uzun süre sohbet ettik. Çok nazik ve çok mültefiddi. CKMP’nin ismi 1969 yılındaki Adana’daki kurultayda Milliyetçi Hareket Partisi olarak değişti. Biz Türkeş Bey’i ziyaretlere devam ediyorduk. Ankara’daki milliyetçi bilinen üniversite hocalarını her ay evine yemeğe davet ederdi. Biraz para bulursa dışarıda yemek verirdi. Bu davetlerde Türkiye’nin, Türk dünyasının ve hatta insanlığın temel meseleleri ilgili sohbetler, müzakereler yapılır, Türkeş Bey herkesi büyük bir sabırla dinler, birçok konuyu hocalara danışır, böylece bu davetler birer fikir ziyafetine dönüşürdü.

Bir gün benden Türkiye’nin temel meseleleri ile ilgili Türk Milliyetçiliği fikri doğrultusunda bir kitap yazmamı istedi. Ben medeni hukuk alanında doktora yaptığımı dolayısıyla siyaset bilimi alanı ile çok fazla ilgilenmediğimi, bunu başka hocalardan hatta profesörlerden istemesini söyledim. Israrla “Bunu istersen başarırsın, sen bu kitabı yazarsın” diye teşvik etti. Kıramadım. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi kütüphanesine kapandım, yerli yabancı birçok kaynağı, milliyetçilik teorilerini, siyaset teorilerini aylarca okudum, notlar aldım bunlardan hangisinin Türk milletinin bünyesine uygun olacağına dair kafa yordum, kırk elli sayfalık bir metin hazırladım. Türkeş Bey’e gittim, aynı nezaketle karşılayıp engin bir sabırla beni dinledi. Sonra “Bu metni biraz daha geliştirip bir kitap hacmine ulaştırabilirsin” diye teşvik etti; yine uzun bir çalışmadan sonra Doç. Dr. Kurt KARACA müstear ismiyle yazdığım Milliyetçi Türkiye isimli kitap böylece doğmuş oldu. Kitap yirmiye yakın baskı yaptı. 1970’li yılların başlarında milliyetçi aydınlar ve özellikle Ülkücü-milliyetçi gençler tarafından çok geniş alaka gördü. Kitabın satışından elde edilen bütün gelirleri Milliyetçi Hareket Partisi’ne bağışlanmıştır. (Efendi Barutçu, Facebook Sayfası, 28.11.2016)

Emine Işınsu ise, Devlet Dergisinin 30 Kasım 1970 sayısında “Milliyetçi Türkiye” kitabı ve Kurt Karaca hakkında şu bilgileri vermiştir:

Milliyetçi Türkiye Doç Dr. Kurt Karaca (Asıl adı Fikret Eren’dir.)

Uzun bir süreden beri değerli makalelerini takip ettiğimiz Doç. Dr. Kurt Karaca, “Milliyetçi — Toplumcu” anlayışı ilk defa etraflı ve inandırıcı bir şekilde izah eden, “Milliyetçi Türkiye” isimli bir kitap çıkardı. Kurt Karaca kitabında, Türkiye'ye has bir düzen çizmektedir. Kitap, bir giriş ve üç bölümden ibarettir. Giriş kısmında, milliyetçi — toplumcu sistemin esas aldığı değer, Türk milliyetçilik ve toplumculuk esprisi, Milliyetçi — Toplumcu doktrinin devrim anlayışı ile dünya görüşü açıklanmaktadır. Milliyetçi — Toplumcu sistemin esas aldığı değer TÜRK MlLLETÎ’DÎR. Bu sistemde her şey millet içindir. Burada, liberal — kapitalist ve Marksist — Sosyalist sistemlerde olduğu gibi, sınıflar yoktur. Fert ve sınıflar milİî toplum içinde erimiş, kaynamıştır. Milliyetçi — Toplumcu sistemin milliyetçiliği, akla, müsbet ilme dayanan, Türk Milletinin bütün fertlerini kaderde, tasada ve kıvanç ta ortak yapmak isteyen özcü, devrimci bir milliyetçiliktir. Bunun romantik şovenizm ve Nazi ırkçılığı ile bir ilgisi yoktur. Karaca'ya göre, milliyetçi — toplumcu sistemin toplumculuğu Marksist — Sosyalist tip toplumculuğu reddeder. Markist—Sosyalizmin hareket noktası, soyut bir İşçi sınıfıdır. Oysa millî toplum sadece işçilerden ibaret değildir. Milli bir toplum içinde işçilerden başka, esnaf, köylü, memur, serbest meslek mensubu ve işverenler de vardır. Milliyetçi — Toplumcu doktrinin toplumculuğu, millî toplumu meydana getiren her çeşit grup ve kategorilerin ekonomik ve moral kalkınmasını esas alan bir toplumculuktur. İşçi sınıfı dışındaki sosyal kategorileri imhaya kalkışan Marksist bir sosyalizm yerine, işçi de dâhil olmak üzere her türlü millî gurupları, Türk Milletinin bütün fertlerini esas alan bir toplumculuğu savunur. Milliyetçi — Toplumcu sistemin devrim anlayışı, kökü dışarıda olan Liberal — Kapitalist ve Marksist — Sosyalist sistemlerin devrim anlayışından farklıdır. Kökü millî olmayan devrimler, Türk Milleti için devrim olamaz. Devrim, özcü, yani Türk insanının özelliklerine uygun olursa gerçek bir devrim niteliğini taşır. Milliyetçi — Toplumcu devrim demokratik yoldan, kurulu düzenin hâkim anlayış ve müesseselerini değiştirip, bunun yerine millî bir düzen kurmayı amaçlar. Bu düzenin hâkim esprisi, Milliyetçi — Toplumcu dünya görüşüdür.

Kitabın 1. Bölümü, “Milliyetçi — Toplumcu Kültür Düzeni” ne ayrılmıştır. Kültür milliyetçiliğinin genel esasları ve müesseselerinin işlendiği bu bölümde, “Kültür Milliyetçiliğinden amaç, Türk Kültürü ne bağlanmak, onu yabancı kültür emperyalizmlerine karşı koruyup savunmaktır.” Yazara göre, “Tarihi, sosyolojik ve tabii bir ünite olan milleti meydana getiren en önemli unsurlardan, en esaslı bağlardan biri, kültürdür. Kültür, millet denilen bu canlı organizmayı, tarihin uzun seyri içinde, mazide, halde ve gelecekte aynı bütün olarak görmemiz sağlar.” Kültür müesseseleri içinde, eğitim, sanat, dil, aile, hukuk, din ve devlet milliyetçi — toplumcu sitem açısından incelenip değerlendirilmektedir. Devlet, birer sınıf devleti olan, liberal ve Marksist devlet anlayışına karşı, Millî Devlet olmalıdır. Millî devlet, belirli bir ülke üzerinde, belirli bir soy ve kültür birliğin den gelen insanların kurmuş oldukları, Bağımsız, Egemen ve Demokratik Devlettir. Milliyetçi — Toplumcu devlet, milli bir devlettir. Millî devletin amacı, toplumdaki mutlu fertlere dayanan liberal devletle, sözde işçi sınıfını esas alan Marksist devlet anlayışının aksine, Türk Milletinin bütün fert ve sosyal dilimlerinin yükselmesi, ekonomik ve moral kalkınmasıdır. Karaca, millî devletin demokrasi anlayışını Millî Demokrasi olarak nitelemektedir. Millî demokrasi, Türk Milletinin bütün fertlerinin kendini ilgilendiren kültür, ekonomi ve siyaset alanında alınacak kararlara katılması demektir. 4 yılda bir sandık başına gidip, hangi partiye oy verdiğini dahi bilemeyen kimselerin katıldığı demokrasi, bir mutlu azınlık demokrasisidir. Millî devletin yürütme, yasama ve yargı organları, millî demokrasiye uygun hale getirilmektedir. Buna göre, yürütme organı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikili yapıdan uzaklaştırılıp, tek yapı ya indirilmektedir. Yürütme, Başkanlık sistemi adını almakta ve başkanın seçimi doğrudan doğruya millet tarafından tek dereceli seçimle yapılmaktadır. Yasama organı da. Meclis ve Senato şeklinde iki yapıdan, sadece Meclis şeklinde tek yapıya indirilmektedir.

Kitabın 2. bölümünde “Milliyetçi — Toplumcu Ekonomi Düzeni” işlenmektedir. Kapitalist ve Marksist — Sosyalist ekonomiyi bilimsel bir şekilde eleştiren yazar Türkiye'nin kalkınmasında bu sistemlerin başarılı olamayacağı sonucuna varmaktadır. Nasıl ki, 200 yıldan beri uygulanan kapitalist sistem ülkemizi kalkındırmamışsa, Marksist sistem de kalkındıramayacaktır. Çünkü bir sermaye birikimi olan ekonomik kalkınma iki hareketten ibarettir: Tasarruf ve yatırım. Az gelişmiş bir ekonomi olan ülkemizde, tasarruf yolu olarak, vergi sosyal kurumlar, millî kalkınma ordusu ve millî teşkilâtlar esas alınmaktadır. Sistem iktidar şansı kazandığında Türk milleti sos yal — ekonomik yapısına uygun olarak 6 sosyal dilim içinde teşkilâtlandırılacaktır. Millî Teşkilâtlanma adını alan bu teşkilâtlar, îşçi, Köylü, Esnaf, Memur, Serbest Meslek Mensubu ve İşverenler Birliklerinden ibarettir. Sosyo — Ekonomik yönden, her kişi, mensup olduğu birliğe üye olacak ve kazancının belirli bir kısmı (yüzde 10) bu birliğin Tasarruf ve Yatırım Sandığına kesilecektir. Bu kesintiler sonucu, yeni ve çok büyük bir tasarruf kaynağı meydana gele çektir. Kalkınmanın ikinci unsuru, yatırımdır. Yatırımlar, sermaye mallarına yatırılacak, Türkiye bir endüstri toplumu haline gelecektir. Sermaye mallarının başında, makina yapan makina sanayii, geliştirilecek, bunlardan elde olunan ürünler bir taraftan iç piyasada kullanılarak, ithalât ikamesi sağlanırken bir kısmı da dış pazarlarda satılarak kalkınanın sonraki safhaları için gerekli dış finansman kaynakları, döviz elde olunacaktır. Karaca, meydana getirilen yeni üretim araçlarının mülkiyeti konusunda Milliyetçi — Toplumcu sistemin en orijinal yönünü şu biçimde açıklamaktadır. Kapitalist ekonomilerde üretim araçları bir avuç kişiye (kapitaliste ) aittir. Marksist ekonomide ise bunların sahibi devlettir, gerek kapitalist gerekse Marksist ekonomide, üretim araçları millî bir çalışma ve emek sonucu olduğu halde, bir avuç veya bir tek sömürücüye kalmaktadır. Oysa bunlar milletin malı olmalıdır. Bu nasıl olacaktır? Yukarıda açıklandığı üzere, kalkınma önce topyekûn bir tasarruf hareketine bağlıdır. Sonra da bu tasarrufla sermaye mallarına yatırılacaktır. Yeni kurulacak Millî Teşkilâtlar çok büyük tasarruf kaynaklan yaratacağına ve bu tasarruflar da sermaye mallarına yatırılacağına göre, meydana gelecek üretim araçları bu Teşkilâtlara üye kişilerin mülkiyetine geçecektir. Böylece ekonomi millileşecek, üretim araçlarının sahibi Türk Milletinin bütün fertleri olacaktır. Karaca, durumu şöyle bir misalle canlandırmaktadır: Bugün Türkiye'de sanayi, ticaret ve hizmet sektöründe çalışan sendikalı ve sendikasız üç milyon işçi vardır ve işçilerin ortalama aylık gelirleri 750,— TL. dır. Bu işçiler Millî teşkilâtlanma fikrini uygun olarak îşçi Sendikaları içinde birleştirileçektir. Böylece sendikalı 3 milyon işçi hukukî teşkilâtlanmaya kavuşmuş olacaktır.

Ayda her işçiden yüzde 10 aidat kesildiğin de ortalama yılda 3 milyar lira tutarında tasarruf sağlanacaktır. Bir makina yapan makina sanayii ortalama 15 milyar liraya çıkar. —Bunun için 5 yıla ihtiyaç vardır. İşte 5 yılsonunda meydana gelecek 15 milyar lira tasarruf ile Türkiye'de ilk defa bir makina sanayii kurulabilecektir. Dış Ticaret, Bankalar millileştirilecek, ekonomik kalkınma ve milli savunma stratejimizde çok önemli bir yer tutan yeraltı servetleri (madenler) ve deniz kıyıları dev leştirilecektir. Milliyetçi — Toplumcu sistemin en ilginç ve gerçekçi yönlerinden biri de, Tarım kentleri görüşüdür. Tarım kentleri, İki temel yapısal reformdan ibarettir. İlk reform, sosyal reformdur. Bununla yeni bir sosyal yerleşme biçimi getirilmekte, 10 — 15 köy, merkezi bir köy tarafından ekonomi, hizmet ve eğitim yemlerinden birleştirilmektedir. Karaca'ya göre, millî kalkınma köyden başlamalıdır. Milliyetçilik, Türk insanını en çok barındıran, fakat en kötü şartlar altında, yaşatan Ortaçağ kalımı köy yapısının değiştirilmesini gerektirir. Bugün 45 bin üniteden ibaret olan köylerimiz, bu sistemle çok çabuk bir şekilde insanca (yaşama düzeyine kavuşturulabileceği düşünülebilir. Köylerde yapılacak ikinci büyük reform, ekonomik (tarım) reformudur. Bu reform hareketi, toprak reformu, teknik ve kredi reformu ve üretim birliklerinden ibarettir. Toprak reformunda, parçalanmış tarım toprakları birleştirilecek, bundan böyle tarım İşletmelerinin bölünmesinin önüne geçilecek ve nihayet topraksız köylüye toprak dağıtılacaktır. Milliyetçi — Toplumcu düzen, vergi kaçakçılığı ve sömürüyü ortadan kaldıracak müesseseleri de getirmektedir. Bu amaçla kurulacak müessese, üretim — tuketim birlikleridir. Üretim birlikleri, ekonomik değer yaratma yanında, meydana getirilen ürünleri pazarlama imkânlarına da sahip olacaktır. Bunun için, üretilen bütün ürünler bu birliklere satılacak, elde olunan gelirden vergi, kaynağında kesilecektir. İç pazarlarda satılacak mallar. Tüketim Birlikleri kanalıyla satılacak, üretici ve tüketiciler arasında yer alan parazit çevreler ortadan kalkacaktır. Dış pazarlara satılacak ürünler ise. Millî Dış Ticaret Kuru mu aracılığıyla satılacak, döviz ve sermaye kaçakçılıkları önlenerek dış ticaret milleştirilmiş olacaktır. Millî Dış Ticaret Kurumu, Millî Teşkilâtlardan, Devlet kesiminden ve yeniden kurulacak olan Millî Plânlama Teşkilâtından gelecek kimselerden teşekkül edecektir. Milliyetçi Türkiye kitabının yazan, üçüncü bölümde, “Milliyetçi — Toplumcu Sendika Düzeni”ni izah etmektedir. Liberal — Kapitalist, Marksist — Sosyalist ve faşist sendika düzenlerini inceleyip eleştirdikten sonra. Karaca, Milliyetçi — Toplumcu sendikalizmi anlatmaktadır. Bu düzen de sendikalar, işçileri korumak, üretimi arttırıp, gelir dağılımını daha adil yapabilmek için telkin ve mecburilik esasına göre kurulacaktır. Liberal — Kapitalist sistemin İiberalist ve plüralist (çokcu) sendika anlayışına son verilecektir. Tek ve mecburi sendikacılıkta, her işkolunda tek sendika kuru lacak ve işkolunda çalışan her işçi bu sendikaya üye olacaktır. Sendikaların diğer iki özelliği, daha verimli ve bağımsız olabilmeleri için, siyasî iktidara karşı bağımsız ve millî tipte kurulmuş olmaktır. Türkiye'nin kalkınmasında millî, gerçekçi ve dinamik bir model getiren bu kitabı bütün yurtseverlerin okumasını salık verirken, Sayın Kurt Karaca'yi Türk Milliyetçiliğinin, doktrin yönünden, büyük bir boşluğunu doldurduğu için samimiyetle tebrik ederim (Işınsu,1970).

Bu arada Mehmet Ak, tarafından yazılan “Millet Sektörü” ve Tahsin Ünal tarafından yazılan “Tarım Kentleri-Milliyetçi Toplumcu Düzen” kitapları da o yıllarda en çok okunan kitaplar arasında idi.

Milliyetçi Hareket Partisinin “Tarım Kentleri” ve “Millet Sektörü” projeleri zamanın siaysileri ve gençleri tarafından o kadar çok benimsenmiştir ki bu projeler, CHP’nin Genel Başkanı Bület Ecevit zamanında “Halk Sektörü” ve “Köy Kentler” olarak kopya edilmiş ve CHP Parti programına ilav edilmiştir. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ise, “Tarım Kentleri” projesini “Câzibe Merkezleri” adı altında parti programlarına almıştır.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

27 May 2024

“Bizim için seçilmek veya seçilmemek mühim değildir. Önemli olan fikirler ve bu fikirlere göre partiyi yeniden kurmaktır. Bizi taviz verecek zannediyorlar.

Halim Kaya

27 May 2024

M. Metin KAPLAN

22 Nis 2024

Efendi BARUTCU

01 Nis 2024

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Mar 2024

Nurullah KAPLAN

04 Mar 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Hüdai KUŞ

19 Eki 2023

Ziyaret -> Toplam : 104,34 M - Bugn : 25261

ulkucudunya@ulkucudunya.com