« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

SAKIN MÜŞRİKLER GİBİ PARAMPARÇA OLMAYIN

06 Eyl 2021

SONRAKİ YAZI

AŞURA GÜNÜ VE HZ. HÜSEYİNİN ŞEHADETİ MUHARREM GÜNAY

17 Ağu 2021

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

30 Ağu

2021

İŞLERİMİZİ İBADET AŞKI VE ANLAYIŞI İLE YAPMALIYIZ

30 Ağustos 2021

Genelde ibadet denilince aklımıza namaz kılmak ve oruç tutmak gibi ibadetler gelir. Hâlbuki namaz ve oruç ibadeti Allah ile kul arasında olan bir meseledir yani Allah hakkıdır. Namaz kılmayan bir mü’min için Cenâb-ı Hakk “Dilersem bağışlarım, dilersem bağışlamam” buyurmaktadır. Hâlbuki yapmış olduğumuz başta devlet işleri ve ticaret gibi kamuyu ve bütün insanları ilgilendiren işlerde kul hakkı mevcuttur. Bunun ise affı mümkün değildir. Bu bakımdan hangi işi yaparsak yapalım ve hangi makamda olursak olalım işimizi ibadet aşkı ve anlayışı ile yapmalıyız. Çünkü Peygamber Efendimiz insanların en hayırlısını tarif ederken “İnsanların en hayırlısı insanlara hizmet edendir” buyurmuşlardır.

Burada şunu da belirtelim ki namaz dinin direği ve bütün ibadetlerin anasıdır. Bu direği yıkan dinini yıkmış olur. İşlerimizi ne kadar güzel yaparsak yapalım namaz borcundan kurtulamayız. İşlerimizi ibadet anlayışı ile yapmakla beraber dinin direği ve Mü’minin miracı olan namazı da ikâme etmeliyiz. Peygamber Efendimizin vefatından önce bizlere en önemli tavsiyesi namaz olmuştur…

Cenâb-ı Hakk, “Emanetleri ehline vermeyi ve insanlar arasında hükmettiğimiz zaman adaletle hükmetmeyi emretmiştir.” (Nisa/58)

İşkâl ettiğimiz makam, yaptığımız her iş bizim için bir emanettir. İşini bu anlayışla yapan bir mü’minin her anı ibadet haline dönüşür. İki tüccar düşünün birisinin amacı sadece para kazanmak olsun ve bu işte her yolu mübah görsün, hile yapsın, bu insan sadece para kazanmış olur, para kazanırken de aynı zamanda büyük günah işlemiş olur. Bir başka tüccarı düşünelim o da işini ibadet aşkı ve anlayışı ile yapsın. Haramdan ve şüpheli şeylerden kaçınsın, insanlara hizmet etmenin ibadet olduğunu bilerek işini yapsın. Bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır. Birincisi kul hakkı yiyip, büyük günah işlerken, ikincisi hem rızkını helal yoldan kazanıp hem de ibadet yapmış ve Allah’ın rızasını kazanmış olur. Çünkü Peygamber Efendimizin ifadesiyle

"Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tâcir, nebîler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir." (Tirmizî, Büyû, 4)

Kamu çalışanşarı için de durum aynıdır. Görevini dikkatle yapan bir mümin hem işini yapmış, hem rızkını kazanmış hem de ibadet yapmış olur. İşini doğru dürüst yapmayan birisi ise emanete hıyanetlik etmiş, hem günaha girmiş hem de kul hakkı yemiş olur.

İslâm âlimlerine göre:

“Namaz oruç gibi ibadetler insanın kendi iyiliği içindir. Asıl ibadet nasa/insanlara hizmettir.”

İnsanlara herhangi bir şekilde hizmet etmek, onlara faydalı olmak ve yine herhangi bir suretle onları sevindirmek, dinimize göre büyük sevâp kazanmaya vesiledir.

Nitekim Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki:

“Farzlardan sonra en kıymetli amel, müslüman kardeşini sevindirmektir.” (Taberânî)

“Allahü Teâlânın en sevdiği iş, elbise vererek veya doyurarak yahut başka bir ihtiyâcını karşılayarak, bir mü’mini sevindirmektir.” (Taberânî)

Bu konuda Sevgili Peygamberimizin başka müjdeleri de vardır:

“Bir kimse, Allah için, bir Müslüman kardeşinin yararına ve onun rızasına bir işe çalışır ise, göz açıp kapayacak kadar zaman içinde dahi masiyet işlemeden Allah-u Teâlâ’ya bin yıl hizmet etmiş gibi sevap alır.” (Seyyid Ali Zâde, Şirat’ül İslâm, s. 254)

“Din kardeşinin bir işini yapana binlerce melek duâ eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı affolur ve kendisine kıyâmette ni’metler verilir.” (İbn-i Mâce)

“Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin, her adımında 70 günâhı affedilir ve 70 sevâb verilir. O iş bitene kadar, böyle devâm eder. İşi yapılınca, bütün günâhları affedilir. O işi yaparken ölürse, sorgusuz, hesâpsız Cennet’e gider.” (İbn-i Ebi’d-dünya)

“Bir kimse, din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için hükümet adamlarına gidip uğraşırsa, kıyamettesırat köprüsünden, çok kişinin ayaklarının kaydığı zaman, Allah, onun süratle geçmesi için yardım eder.” (Taberânî)

Namaz, oruç ve hac gibi yapmakla yükümlü olduğumuz ibadetler bizim Allah’a olan kulluk ve şükür borcumuzu yerine getirmektir. Asıl ibadet insanlara hizmet etmektir. Peygamberimize İnsanların en hayırlısı kimdir? Diye sorduklarında Sevgili Peygamberimiz:

“İnsanların en hayırlısı insanlara hizmet edendir.” Buyurmuşlardır. (M. Arif, (tarihsiz) 1. Cilt, Hadis No: 426)

Bir başka hadis-işerifte ise şöyle buyurmuştur:

“İman yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâilâheillallah” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandandır.” (Buhari, İman, 3; Müslim, İman, 57, 58)

Ele geçen mevki, makam, akademik kariyer, mâlî imkân gibi bütün nimetleri insanlara, millete-memlekete, vatana, devlete, Müslümanlara, İslamiyet’e hizmette kullanılmalıdır. Bu durum, hem o nimetlerin kendisine verilmesinin sebebi, hem de imtihanıkazanmanın şartlarından biridir. Nitekim Peygamber Efendimiz, hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır ki:

“Allahü Teâlâ, bazılarına dünyada çok ni’met vermiştir. Bunları, kullarına faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri, Allahü Teâlâ’nın kullarına ulaştırırlarsa, ni’metleri azalmaz; ulaştırmazlarsa, Allahü Teâlâ da, nimetlerini bunlardan alır, başkalarına verir.” (Taberânî)

“Allahü Teâlâ, bazı insanları, halkın ihtiyaçlarını karşılamak, onlara yardımcı olmak için yaratmıştır. İhtiyaç sahipleri bunlara başvurur. Bunlar için âhirette azâp korkusu olmaz.” (Taberânî)

“Duâsının kabul, kederinin yok olmasını isteyen, darda kalanı ferâhlandırsın!” (İbn-i Ebi’d-dünyâ)

“Kim, arkadaşının ihtiyâcını görürse, Allah da onun ihtiyâcını karşılar.” (Taberânî)

“Bir Müslümanın sıkıntısını giderene, Allahü Teâlâ iki nur verir. Bu iki nurla Sırât’ta o kadar çok kimse aydınlanır ki sayısını ancak Allah bilir.” (Taberânî)

“Müslüman kardeşini sevindirmek mağfirete sebep olur.” (Taberânî)

“İnsanların En İyisi İnsanlara Hizmet Edendir”

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Allah’a insanların en sevimli geleni, insanlara en çok yararı olan ve kendisine zumlu/zararı dokunanı affedendir” (S.Ali Zâde, Şir’at’ül İslâm, s:255)

“İnsanların en iyisi, insanlara iyilik edendir.” (İmâm Ahmed)

“Arkadaşın iyisi arkadaşına, komşunun iyisi ise komşusuna iyilik edendir.” (Tirmizî)

“En iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenen ve kötülük etmeyeceğinden emin olunandır.” (Tirmizî)

Kutadgu Biligde insanın tanımı yapılırken: “Kişi (İnsan), derler, insan kimdir? İnsan başkalarına faydalı olan ve onların işini gören kimsedir.” (3269. Beyit) Denilir. Eski Türkler, insanların işini görmeyen ve kötü ahlak sahibi olan insanlara “kişiliksiz” derlerdi. Bu söz günümüzde de aynı anlamda kullanılmaktadır.

Pîri Türkistan hoca Ahmet Yesevi'ye göre de Yüce Allah katında “En büyük, en yararlı ve en çabuk erdirici ibadet, insana hizmettir” ama ihtiyaçlı olana yani “garip, fakir, yetim olan insana hizmettir” der.

Sevgili Peygamberimiz: “İnsanların hayırlısı, insanlara faydası olandır” buyuruyor. ( M. Arif, 1. Cilt, Hadis No: 426 ),

Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Mü'minin benzediği bir ağacı söyleyiniz, o öyle bir ağaçtır ki yaprakları hiç dökülmez, meyvaları bir vakit yok olmaz. O işte hurma ağacıdır.” (Mü'min de her yönüyle başkalarına faydalı olmalı ve özviyle meyvasını dağıtmalı) (İmâm Suyuti, Camiu’s-Sağir ve Tercümesi, Aydın Yayınevi: 1/34)

“Yaradılmışların hepsi Allah'ın ailesidir. Bunların içinde Allah'ın en fazla sevdiği halka faydalı olandır.” (Binbir Hadis, Hadis No: 434 M. Arif)

Namaz, oruç gibi hizmetlerin yanında gerek yurt içinde gerekse yurt dışında insanları bir araya getirecek onların dini ve sosyal ihtiyaçlarını giderecek dernek, ocak, dergâh ve teşkilatların, eğitim kurumlarının, mescitlerin yapılması, insanlara rızıklarını kazanacak ve üretime katkıda bulunacak işyerlerinin, işletmelerin açılması da büyük bir ibadettir. Bu konuda da kâinatın efendisi şöyle buyuruyır:

“Bir hayrın yapılmasına yardım eden hayır ve sevapta onu yapan gibidir. “(Binbir Hadis, Hadis No: 442 M Arif )

“İlahi rahmete ulaşanlar, insanlara hatta hayvanlara karşı merhametli, şefkatli ve güzel davrananlardır. Yeryüzündeki bütün milletlere merhamet ediniz, gökyüzünde bulunanlar da size merhamet etsinler. “ (Arif, Binbir Hadis, Hadis No: 460)

Kur’an dilinde, kalbinde tasdik ettiği inancına uygun davranan ve düşüncelerinin doğruluğunu iyi ve güzel davranışlarıyla ortaya koyan kimseye sadık denmiştir. Bakara suresi 177. ayette, iyilik ve doğruluk arasındaki ilişkiye dikkat çekilmiş ve Allah’a iman, ahirete iman, namaz ve zekâtın yanı sıra yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenmek durumunda kalanlara, özgürlüğünü kaybetmiş olanlara çok sevdiğimiz mallarımızdan tasadduk etmek, verdiğimiz sözde durmak, zorluk ve sıkıntılara sabretmek sadıkların, erdemlilerin özellikleri olarak zikredilmiştir.

Atalarımız İslam dininin bu güzelliklerini tarihin her döneminde hayata hâkim kılmışlar ve ayrım yapmadan insana hizmeti ilke edinmişlerdir.

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Kas 2021

Hüseyin Namık Orhun’un deyişiyle “Türk”, mukaddes soyumuzun ebedi adıdır.Yazarını heyecana gark eden bu ifade bize de heyecan vermelidir. Sadece bu gün yeryüzünde yaşayan Türkler değil, en azından ikibin (bize göre en az on bin) sene öncesine kadar varan bir geçmiş içinde yaşamış bulunan milyonlarca insan (atalarımız) ve bizden sonra yaşayacak olan torunlarımız, hep bu “mukaddes Türk soyuna” dâhildir.

M. Metin KAPLAN

03 Kas 2021

Halim Kaya

27 Eyl 2021

Hüdai KUŞ

20 Eyl 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Nurullah KAPLAN

15 Eyl 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 76,64 M - Bugün : 10593

ulkucudunya@ulkucudunya.com