« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

ŞEHİT*

07 Eyl 2015

HARBİDEN

      Efendi BARUTCU

01 Eyl

2015

MALAZGİRT 1071 KADERİMİZ BİR

01 Eylül 2015

İmparatorluğu’nun ordularını mağlup edip bu toprakları bize ebedî vatan yapmalarının 944’üncü yıl dönümüdür.
Bu zaferden üç yıl önce Sultan Alparslan Gazi Ani Kalesini ele geçirerek Karsı fethetmiş ve Anadolu’nun fethi böyle başlamıştı.
Tabi ki bu büyük zaferden önce de Türk akıncıları muhtelif kollardan, muhtelif zamanlarda Anadolu içlerine kadar girip çıkmışlardı.
Malazgirt savaşı sadece iki ordunun karşılaşmasının çok ötesinde hak ile batılın, inanç ile küfrün hak ve adalet ile zulüm ve kokuşmuşluğun kısaca yeni bir diriliş hamlesine geçen Türk-İslam medeniyetiyle çöküşün eşiğinde ki Doğu Roma medeniyetinin karşılaşmasıydı. Bu meydan okumada Türk-İslam medeniyeti galip geldi. Ve Anadolu ebedi Türk vatanı olmaya başladı.
Fethin şehitlerinin ardından maneviyatın muharipleri, gönül erleri, ruh mimarları Anadolu’ya dağıldılar. Bu gidiş gelişler, bu yüce ruh hâleti, bu deruni hissiyat, asırlar boyu devam etti. Anadolu toprakları kutlu bir maya ile mayalandı. Coğrafya vatana dönüştü.
Bu maya ile mayalanmış bütün kültür ve medeniyet hazinelerimizin emanetçisi gençliğimizdir; bu hazineyi onlar tevarüs edecektir.
Sahip olduğumuz bu hazinenin; yeni ve genç nesillere anlatılması, aktarılması ancak büyük kumandan Sultan Alparslan’ın ve onun muzaffer neferinin parlak ve ihtişamlı çehrelerine aşina olmakla mümkündür. Ancak bu çehrelere aşina olan bir gençlik, ecdat mirasına sahip çıkabilecektir.
Aksi hâlde, kültür coğrafyamızdan neşet eden ve bütün cihana bir numune-i imtisal olan tarihimizin bu ihtişamı zarafet, nezafet, nezahet ve nezaketi; modern asrın debdebesi, zemzemesi, şaşaası ve şatafatı içinde kaybolacak ve ruh hâletimize muvafık olmayan mutantan fikir cereyanları arasında genç beyinleri ifsat edecektir.
Bilindiği üzere, büyük kumandan Sultan Alparslan ve onun muzaffer ordusu her sene Malazgirt Zaferi’nin yıldönümünde Muş’un Malazgirt ilçesinde yâd edilmektedir. Son günlerde Türkiye’nin doğusunu ve güneyini yeniden kana bulayan dış güçlerin maşası bölücü eşkıyanın şehit ettiği Arslan binbaşının görev yaptığı Malazgirt’te bu merasimlerin daha coşkulu yapılmasını beklemek bütün Türk milletinin ortak arzusudur. Ümit ederiz ki bu sene yapılacak merasimler sadece birkaç şeklî tören ve kutlamanın dar çerçevesi içinde cereyan etmez, icra edilen faaliyetler mahallî çapta kalmaz..
Özellikle günümüzde küresel güçlerin ve yerli işbirlikçilerin, bölücü terör örgütü ve onun siyasi temsilcilerinin; küstahlık ve hayâsızlıkla ebedî Türk vatanını bölme, parçalama niyetlerinin ayyuka çıktığı bir zamanda, milletimize yeni bir “Şanlı Malazgirt Destanı” heyecanı kazandırmak, bölücü hainlere ve bütün cihana bu toprakların ebedî Türk vatanı olduğunu, bu topraklarda ki bin yıllık kardeşliğimizi hiçbir gücün bozamayacağını bir kere daha hatırlatmak olur.
Malazgirt ruhunun nihayete kadar gönüllere nüfuz edebilmesi; bu topraklar üzerinde bütün bir insanlığın hasret ve ümitle beklediği bir sevgi, iman ve aşk medeniyetinin inşası fikrinin ve bu ruhun; varımız, yoğumuz, istikbalimiz velhasıl her şeyimiz zamane gençliğinin de fikir dünyasına sirayet edebilmesi çok önemlidir.
Yine ümit ediyoruz ki;
Yapılacak tören ve kutlamalar, tıpkı Sarıkamış şehitlerinin anılmasında, Çanakkale ve 30 Ağustos zaferlerinin yıldönümü kutlamalarında olduğu gibi bütün bir vatan sathında ve başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız ve hükümet yetkilileri ile siyasi parti genel başkanları ve sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde gerçekleşir.
Böylece hem Malazgirt şehitlerinin hem de o günden bu güne bütün şehitlerimizin mübarek, yüce ve aydınlık ruhlarına yakışacak bir manevi iklim oluşturulur.
Hem de bütün tarihi hakikatleri tahrif ederek Türkler Anadolu’ya gelmeden biz buradaydık yalanlarına sığınan ve maalesef çözüm süreci adı altında devlet eliyle ve devletin imkânlarıyla yapay bir dil, yapay bir millet oluşturmaya çalışan bedbahtlara da en güzel cevap verilmiş olur.
Bu konuda Aziz Türk gençliğinin ve yüce Türk milletinin öncülük ve sözcülük etmesi temennisiyle…

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Kas 2021

Hüseyin Namık Orhun’un deyişiyle “Türk”, mukaddes soyumuzun ebedi adıdır.Yazarını heyecana gark eden bu ifade bize de heyecan vermelidir. Sadece bu gün yeryüzünde yaşayan Türkler değil, en azından ikibin (bize göre en az on bin) sene öncesine kadar varan bir geçmiş içinde yaşamış bulunan milyonlarca insan (atalarımız) ve bizden sonra yaşayacak olan torunlarımız, hep bu “mukaddes Türk soyuna” dâhildir.

M. Metin KAPLAN

03 Kas 2021

Halim Kaya

27 Eyl 2021

Hüdai KUŞ

20 Eyl 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Nurullah KAPLAN

15 Eyl 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 76,64 M - Bugün : 9608

ulkucudunya@ulkucudunya.com