« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

10 Ara

2012

EMÎR ŞEKİB ARSLAN

01 Ocak 1970

Şekîb b. Hammûd b. Hasen el-Arslânî (1869-1946) Lübnanlı âlim, fikir ve siyaset adamı.
Beyrut yakınında bulunan Şûf kazası¬na bağlı Şüveyfât nahiyesinde doğdu. Şûf un, XVIII. yüzyılın sonlarından itiba¬ren "emir" unvanını alan, Hîre'de hüküm süren Lahmî krallarından Münzir b. Mâ-üssemâ'ın soyundan geldiği söylenen nüfuzlu Dürzî ailelerinden birine men¬suptur. Ancak Emîr Şekîb, ailesinin Sün¬nîliği benimsediğini ileri sürmektedir. Ni¬tekim hem kendisi hem kardeşleri Sün¬nî eğitimi görmüş ve Sünnî olarak yaşa¬mışlardır. Şekîb Arslan altı yaşından iti-baren bir süre Şûf'taki bir Amerikan okuluna devam etti. 1879'da, Beyrut'ta¬ki en gelişmiş Mârûnî okulu olan Med-resetü dâri'l-hikme'ye girdi. Özellikle Arap edebiyatı ve tarihi alanında çok iyi yetişti; ayrıca Fransızca öğrendi. 1886 yılında Beyrut'ta Medresetü's-sultâniy-ye'ye geçti. Burada diğer ilimlerin yanı sıra, o yıllarda Beyrut'ta sürgünde bu¬lunan ve Medresetü's-sultâniyye'de öğ¬retmenlik yapan Mısırlı âlim Muhammed Abduh'tan fıkıh ve akaid dersleri aldı. Türkçe'yi de burada öğrendi. Ayrıca Abduh'un okul dışında yaptığı sohbet top¬lantılarına katıldı. 1887de Şûfa dönen Şekîb Arslan, aynı yıl babasının ölümüyle boşalan Şüveyfât nahiye müdürlüğüne tayin edildi. 1890'da bu görevinden ay¬rılarak gittiği Mısır'da Muhammed Ab-duh'un etrafında oluşan ve fikirlerini ya¬yan gruba dahil oldu; Mısır'ın önde ge¬len fikir ve kalem erbabı ile tanıştı. Bu arada Kahire'de yayımlanan el-Ehrâm gazetesinde çeşitli yazılar yazdı. 1890 yı¬lı sonlarında İstanbul'a gitti; devrin Önde gelen devlet adamlarından Hasan Feh¬mi ve Maarif Nâzın Münif Mehmed pa¬şalarla yakınlık kurdu. 1892'de kısa bir süre Paris'te kaldı ve orada Mısırlı meş¬hur şair Ahmed Şevki ile görüştü. Aynı yıl İstanbul'a dönen Şekîb Arslan, o gün-lerde İstanbul'da bulunan Cemâleddîn-i Efgânî ile tanıştı ve sohbetlerine katıldı. 1892 sonlarında Lübnan'a döndü. 1902'-de üç ay kadar Şûf kazası kaymakamlı¬ğı yaptı, daha sonra istifa etmek zorunda kaldı. Fakat 1908'de Jön Türkler'in yönetime gelmesiyle tekrar Şûf kayma¬kamlığına tayin edildi ve üç yıl bu görevde kaldı.
1911 sonlarında İtalyanlar'ın Trablus-garp'ı (Libya) işgalleri üzerine gizlice Lib¬ya'ya gitti ve Enver Paşa kumandasın¬daki Osmanlı ordusuna katıldı. Aynı yılın sonlarında İstanbul'a dönen Emîr Şekîb Kızılay heyetleri müfettişliğine seçildi. 1914'te Osmanlı Meclis-i Meb'ûsanfnda Havran temsilcisi olarak görev aidi; I. Dünya Savaşı'nın ilk iki yılını Suriye'de ge¬çirdi. Burada bir taraftan ayrılıkçı Arap-lar'r kazanmaya çalışırken diğer taraf¬tan güney cephesinde ordu kumandanı olarak görev yapan Cemal Paşa'ya halk¬la ilişkilerinde yardımcı oluyordu. 1916 sonlarında İstanbul'a döndü ve 1917 ortalarına kadar Harbiye Nâzın Enver Paşa ile birlikte çalıştı. Aynı yılın sonun¬da özel bir görevle Almanya'ya gönde¬rilen Şekîb Arslan uzun süre Avrupa'da kaldı.
Osmanlı Devleti'nin yıkılışından önce Emîr Sekîb, devleti parçalamaya yönelik en büyük tehlikenin Batı'dan geleceği¬ni, bunu önlemek için Osmanlı hilâfeti etrafında bir İslâm dayanışması oluştur¬mak gerektiğini, Türkler ve Araplar'ın bu dayanışmanın vazgeçilmez unsurları olduğunu, bunun da hilâfetin güçlendi¬rilmesi ve İslâm mirasının geliştirilme¬siyle gerçekleşebileceğini ileri sürmüş; adem-İ merkeziyetçiliği ve aynlıkçılığı sa¬vunan Türkler'in ve Araplar'ın yanıldık¬larını, güç dağılımının imparatorluğun kısa zamanda parçalanıp Avrupa'ya yem olmasına sebep teşkil edeceğini, bundan dolayı merkezî otoritenin güçlendirilme¬si gerektiğini söylemiştir. Bunun için hem II. Abdülhamid'in yönetimini, hem de Jön Türkler'in bilhassa Arap İleri gelenlerin¬ce tenkit edilen sertlik yanlısı politika-lanni tasvip etmiştir. Onu diğer Arap aydınlarından ayıran en önemli özellik, İs¬lâm dayanışması adına Osmanlı hilâfeti ve hükümetini kayıtsız şartsız desteklemiş olmasıdır.
I. Dünya Savaşı'ndan sonra Fransızlar'ın Suriye ve Lübnan'ı, İngilizler'in Filistin'i iş¬gal etmeleri üzerine emperyalizme kar¬şı sert bir tavır takındığı için bölgeye gi¬rişi yasaklanan Emîr Şekîb Avrupa'da ikamete mecbur edildi. Bunun üzerine mücadelesini Avrupa'nın değişik şehir¬lerinde sürdürdü/ 1920'de Berlin'de Şark Kulübü başkanlığına seçildi; 1921'de yi¬ne Berlin'de Milletler Cemiyeti'nde Araplar'ın haklarını korumayı amaçlayan Su¬riye- Filistin heyetinde yer aldı. Üç yıl sonra Almanya'daki müslümanların işleriy¬le ilgilenmek üzere Berlin'de Hey'etü şe-âiri'l-İslâmiyye adıyla bir dernek kurdu.
1925-1926 yıllarında Suriye'de mey¬dana gelen ayaklanmalar, esasen Arap-lar'ı temsil etmeye çalışan Emîr Şekîb Arslan'ın liderliğinin belirgin hale gel¬mesine vesile oldu. 1926'da Suriye Man-da Komisyonu başkanı Markiz Diyoddi ile görüşmek üzere bir heyetin başında Roma'ya. 1927'de hemşehrilerinin dave¬ti üzerine Detroifte toplanan kongreye başkanlık etmek üzere Amerika'ya git¬ti. Aynı yılın sonlarında Rusya'yı ziyaret ederek bu ülkedeki müslümanların me¬seleleriyle ilgilendi, İslâmî konularda kon¬feranslar verdi. 1929'da hacca giden Şe¬kîb Arslan bu sırada Kral Abdülazîz ile görüştü. 1930'da İspanya'yı ziyaret et¬ti. Aynı yıl Cenevre'de La Nation arabe dergisini yayımlamaya başladı. 1934'te Mekke'de düzenlenen İslâm Konferan-sı'na katıldı. 1937'de Fransa'nın yasağı kaldırması üzerine Suriye'ye dönen Emîr Şekîb Arslan büyük bir törenle karşılan¬dı. Suriye hükümeti onu Mecmau'l-ilmî1-ye başkan tayin etti. Fakat Fransa, Su-riye ile 1936'da yaptığı anlaşmayı bo¬zarak Emîr Şekîb'in sınır dışı edilmesi¬ni istedi; bu yüzden görevine başlama¬dan Cenevre'ye dönmek zorunda kaldı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Suriye ve Lübnan'ın istiklâle kavuşması üzerine 1946 Ekiminde Lübnan'a döndü ve 9 Ara¬lık 1946'da burada vefat etti.
Arapça yanında Farsça, Türkçe, Fran¬sızca, İngilizce ve orta derecede Alman¬ca bilen Emîr Şekîb Arslan, 1935'te Hâ-şim el-AttassFye yazdığı bir mektupta 1781 özel mektup, 176 makale ve 1100 sayfa hacminde çeşitli kitaplar yazdığı¬nı ifade ediyordu. Çabuk ve kolay yazar, yazılarında müsvedde kullanmazdı. Telif etmekte olduğu eserin bir kısmı dizi¬lirken diğer kısmının yazımına devam ederdi. Bunun için kendisine "emîrü'l-beyân" lakabı verilmişti. Okuduğunu bir daha unutmayacak kadar güçlü bir ha¬fızaya sahipti.
İslâm birliği düşüncesinde Cemâled¬dîn-i Efgânî ve Ahmed Fâris eş-Şidyâk. dinî anlayışta ıslah (reform) düşüncesin¬de Muhammed Abduh, dinî ilimlere me¬rakında Tâhir el-Cezâirî, geniş kültür konusunda Amerikalı doktor Kornelyus Fendik, edebî üslûbunda İbnü'l-Mukaf-fa', Câhiz, Bedîüzzamanel-Hemedânîve Ebû İshak es-Sâbî, tarih anlayışında da İbn Haldun'un etkisinde kalmıştır.
Arap dünyasının istiklâline kavuşması için çok büyük gayretler sarfeden Emîr Şekîb bu hususla ilgili hemen her top¬lantıya katılmış ve Araplar'm meselele¬rini milletlerarası platformda savunmuş¬tur. Emîr Şekîb, İslâm ve Arap âleminin parçalanmasında İngiltere ve Fransa'yı suçlu görüyor, her fırsatta bu iki devle¬tin İslâm dünyasına verdiği zararlara dik¬kat çekiyordu. Aralannda çeşitli anlaş¬mazlıklar bulunsa bile İslâmiyet'e karşı düşmanlık konusunda kolaylıkla anlaşıp bir araya gelebileceklerini söylüyordu.
Çok güçlü bir tahlil kabiliyetine ve sez¬giye sahip olan Emîr Şekîb Arslan'ın si¬yasî konularla ilgili tahminleri büyük öl¬çüde gerçekleşmiştir. Meselâ İngiltere'¬nin vaadlerine kapılarak Osmanlılar'dan ayrılmak isteyen Arap aydınlarına İngi¬lizlerin sözlerini tutmayacaklarını, Filis-tin'de bir yahudi devleti kurdurmak için Arap topraklarını parçalayacaklannı söy¬lemiş, aynı şekilde İngilizler'le anlaşan Hicaz Kralı Şerif Hüseyin'in pişman ola¬cağını, zira onlar tarafından azledilerek sürgüne gönderileceğini ifade etmiştir. Mısır'da çıkan eş-Şa'b gazetesinde 12 Mart 1913'te yayımlanan "Nâru Uvrub-bâ min şerâreti'l-Balkan" başlıklı yazı¬sında I. Dünya Savaşı'nın Balkanlar'dan çıkacağını haber vermiştir. Emîr Şekîb kendisi daha hayatta iken İslâm dünya¬sınca takdir edilmiştir. Nitekim 1935'te Hindistan'da İslâm dünyasının ileri ge¬len ilim, siyaset ve edebiyat adamları¬nın katıldığı bir toplantıda, "Bugün İs¬lâm dünyasının en büyük siması kim¬dir?" sorusuna verilen cevaplarla seçi¬len on üç isim arasından en fazla oyu Emîr Şekîb Arslan almıştır.[191]
Eserleri:
A- Telif Eserleri.
1- Bâkûretü nazmi'1-Emîr Şekîb Arslan.[192]
On yedi yaşında iken neşrettiği divanı¬dır.
2- Li-Mâzâ te'ahhare'l - müslimûn ve li-mâzâ tekaddeme ğayruhum[193]. el-Menâr dergisinin Ca-valı bir okuyucusunun Emir Şekîb tara¬fından cevaplandırılmasını istediği bir soruya verdiği cevap Önce el-Menâr'da tefrika edilmiş, ardından kitap haline getirilmiş, daha sonra da Şeyh Hasan Temîm tarafından yayımlanmıştır[194]. Eseri Abdülvehhab Öztürk Müs¬lümanların Gerileme Sebepleri adıyla Türkçe'ye[195]. M. S. Shakkoor da Our Decline İts Causes adıyla İngiliz¬ce'ye[196] tercüme etmiştir.
3- el-İrtisâmâtü'l-litâf fî hatîri'1-hac ilâ ukdesi!-metâf.[197]
4- Târihu ğazavâti'l-'Arab fî Fransa ve Suvİsre ve İtalya ve Cezâ’iri'l-bahri'l-mutavassıt.[198]
5- Dîvânü Emîr Şekîb Arslan. Olgunluk döne¬mine ait şiirlerini ihtiva eden bu eser M. Reşîd Rızâ tarafından neşredilmiştir.[199]
6- el-Hulelü's-sündü-siyye fi'l-ahbâr ve'l-âsâri'l-Endelüsiy[200]. 1930'da İs¬panya'ya yaptığı seyahatten sonra Endülüs İslâm medeniyetiyle ilgili olarak yaz¬dığı bir kitaptır.
7- en-Nehdatü'l-'Ara-biyye fil-'aşri'l-hâzır[201]. Şam'da verdiği bir konferansın metnini ihtiva etmektedir.
8- el-Vahde-ül-Arabiyye[202]. Şam'¬da verdiği bir başka konferansının met¬nidir. Emîr Şekîb'in aynca şu eserleri de zikredilebilir: Makâlât luğaviyye[203]; Şevki ev şadâkatü erba'î-ne sene[204]; Ta'Iîköt 'alâ İbn Haldûn, Kahire 1355/1936; es-Seyyid Reşîd Rızâ ev ihâ3ü erba'îne se-ne[205]; Urvetü'l-ittihâd bey¬ne ehli'l-cihâd[206]; Sîre zâtiyye.[207]
B- Tercümeleri.
1- Âhiru Benî Serrâc[208]. Fransız yazan Fran-çois Rene de Chateaubriand'm, Benî Ser¬râc hanedanının tarihine dair Aventures du deiniei Abencârage adlı eserinin ter¬cümesidir. Emîr Sekîb, notlar ekleyerek genişlettiği bu esere ayrıca kendisinin yazdığı Hulâşatü Târîhi'l-Endelüs ilâ sukütı Gırnata ve müellifi meçhul Ah-bârü 7- çaşr îî inkıdâ 'i devleti Benî Naşr adlı eserlerle Endülüs emirlerinden Ebü'l-Hasan Ali b. Ebû Nasr b. Ebü'l-Ahmer'in dört emirnamesini de ilâve etmiştir.
2- Hâzırü'l-'âlemi'1-İslâmî[209] Amerikalı yazar Lothrop Stoddard'ın The New Worid oi islam[210] adlı eserinin Accâc Nüveyhiz tarafından ya¬pılan Arapça tercümesiyle Emîr Şekîb'in notlarından meydana gelmektedir. An¬cak hem eserin aslı ile bu notlar ayırt edilemeyecek kadar birbirine karıştığı, hem de 250 - 300 sayfa hacmindeki eserin aslı bu notların ilâvesiyle 1688 say-faya çıktığı için genellikle kitap Emîr Şe¬kîb Arslan'ın telifi sayılmaktadır. Hâzı-rü'l-'âlemil-İslâmî müslüman dünya¬sının tarihî, kültürel, siyasî ve iktisadî durumu hakkında bilgi ve değerlendir-meler yanında birçok şarkiyatçının İslâ¬miyet'e. İslâm tarih ve medeniyetine kar¬şı hücumlarına cevaplar ihtiva etmekte¬dir. Emîr Şekîb, ilâve ettiği notlarda bir¬çok Batılı kaynak yanında Romen dev¬let adamı T. G. Djuvara'nın Cent projets de partage de la Turquie[211] adlı kitabından da faydalanmış, Hâiı-rü'l-çâlemi'l-İslâmî'ni bir bölümün¬de (III, 208-342) bu eserin özetini vermiş-tir[212]. Eser, Ali Rızâ Seyfi Bey tarafından Yeni Âlem-i İslâm adıy¬la Türkçe'ye çevrilmiştir.[213]
3- Anatoî Frans îî mebâzilih[214]. J. J. Broussons'un Anatole France'ın özel hayatını anlatan eserinin bazı ilâvelerle tercümesidir.
C- Neşre Hazırladığı Eserler. İbnü'1-Mu-kaffa', ed-Dürretü'1-yetîme[215]; el-Muhtâr min resâ'ili EM îshâk eş-Şdbf[216]; Ravzü'ş-şakîk[217]; Ahmed b. Muhammed el-Mevsılî, Mehâsinü'1-mesâî fî menâkıbi'l - İmâm Ebî cAmr el-Evzâ'î.[218]
Emîr Şekîb Arslan'ın henüz yayımlan¬mamış bazı eserleri de şunlardır: Büyû-tâtü'hcArab fî Lübnan, el-Beyân "am¬ma şehidtü bi'î-^ayân, Târihu bilâdi'l-Cezâ'ir, Mâ lem yerid fî mütûni'1-lu-ğa, Bahş can Trablus ve Berka, el-Hul-letü's -seniyye fi r-rihleti'l-Bosniyye, İhtilâfü'l-'ilm ve'd-dîn (tercüme), Me-deniyyetü'î-Arab, el-Ceyşü'1-murab¬ba min târihi Uvrubbâ, Târihu Lübnan. Ayrıca el-Feth, eş-Şûrâ, el-Menâr, eî-Mü'eyyed, el-cİrfân, Mecelletü'z-zehrâ ve Mecelletü Mecmaci'İ':ilmiyyi'l-cAra-bî gibi dergi ve gazetelerde İslâmiyet'le ilgili çok çeşitli yazıları yayımlanmıştır.

Ziyaret -> Toplam : 107,12 M - Bugn : 37294

ulkucudunya@ulkucudunya.com