« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Santuri Edhem Efendi

1855 – 14.09.1926, 14 Eyl 2020

SONRAKİ HABER

Ahmet Hamdi AKSEKİ ( 1887-1951m. )

, 08 Oca 2012

15 Oca

2012

DÜNYA TÜRKLÜĞÜNÜN BAŞI SAĞOLSUN

01 Ocak 1970

Türk Milleti'nin son yüzyılda yetiştirmiş olduğu en büyük dava
adamlarından, Kıbrıs Türklerinin lideri, Kıbrıs'taki Türklük
mücadelesinin bayrak şahsiyeti Rauf DENKTAŞ vefat etmiştir.
Milletimizin başı sağ olsun!

Ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına
adayan Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, bugün Kıbrıs Rum kesimi
sınırları içinde bulunan Baf bölgesinde doğdu.

1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş, Hakim Mehmet Raif Bey'in en
küçük oğlu. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş,
1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi.

Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati
Lisesi'nde yatılı okumaya başlayan Denktaş, ortaokuldan sonra Kıbrıs'a
döndü ve liseyi Kıbrıs'ta bitirdi.

Denktaş, 1941'de Lefkoşa İngiliz Okulundan mezun olduktan sonra
Mağusa'da tercümanlık, mahkemede memuriyet, sonra bir yıl da İngiliz
Okulunda öğretmenlik yaptı.

1944'te British Council'dan burslu olarak İngiltere'de hukuk tahsili
yapan ve 1947 yılında Lincoln's Inn'den mezun olan Denktaş, aynı yıl
Kıbrıs'a dönüp avukatlığa başladı.

1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başlayan Denktaş, aynı yıl
Aydın Hanım'la evlendi.

Denktaş, 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk
mitingde Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. 1942 yılında Dr.
Fazıl Küçük'ün yayımlamaya başladığı Halkın Sesi gazetesinde,
babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü arkadaşlarından işiterek
öğrendiği "Türk Haklarının İngilizler tarafından gasbedildiği"
konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Küçük'le tanışarak,
Halkın Sesi'nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında
yazılar yazmaya başladı. Bu ilişki Denktaş'ın Londra'da tahsil
yıllarında da devam etti. Denktaş, Ada'ya döndükten sonra lider Dr.
Küçük'ün yanında yakın bir dost ve gerektiğinde danışman olarak
çalıştı.

Denktaş, 1948 yılında zamanın Kıbrıs Valisi tarafından kurulan Anayasa
Konseyi'nde üye olarak çalıştı. Rum kilisesinin baskısı altında
Konsey'e katılan Komünist Akel Partisi Konsey'den çekilince Meclis
kapatıldı. Türk temsilcilerin ısrarlı talepleri sonucu Hakim Mehmet
Zeka Bey'in başkanlığında "Türk İşleri Komisyonu" kuruldu, Rauf
Denktaş bu komisyonda da çalışarak, İngiliz Müstemleke İdaresi'nin
gasbettiği hakların iadesi için bir raporun hazırlanmasında nazım rol
oynadı. Hükümetin kabul ettiği bu raporda öngörülen yasaların
yapılabilmesi için Başsavcılığa görev verildi, ancak Başsavcılıkta bir
Türk savcı yoktu. Liderliğin talebi üzerine 1949'da Denktaş Hukuk
Bürosundan ayrıldı ve az maaşla savcı yardımcısı oldu.

Birkaç yıl içinde tamamlanması gereken yasalarla ilgili çalışmalar
1954 yılına kadar uzadı. Bu arada Denktaş Savcılığa terfi etti.
1954'te Kıbrıs'ta yeraltı örgütünü kuracak olan bazı kişiler,
Yunanistan'dan Ada'ya gizlice girerken yakalandı. Bunların takibi ve
yargıya havalesiyle Denktaş'ın görevi daha da önem kazandı. 1957
sonunda İngilizlerin Ada'yı 5-10 yıl içinde Yunanistan'a devredeceğini
gören Denktaş, Savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük'ün yanında fiili
rolünü aldı.

Hükümetteki görevinden istifa ettikten sonra toplum problemlerinde
daha aktif rol oynamaya başlayan Denktaş, 1957 sonlarında Kıbrıs Türk
Kurumları Federasyonu Başkanlığına seçildi. Aynı yıl Rumların
Atina'dan sevk ve idare edilen EOKA yeraltı teşkilatının saldırıları
karşısında etkin bir kuruluşa olan ihtiyacı gören Denktaş, iki
arkadaşı ile Kasım 1957'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu. Bu
teşkilat o güne kadar var olan Volkan Teşkilatı'nın yerini aldı ve
kısa bir zaman içinde, Denktaş'ın ısrarlı talepleri sonucu olarak
Türkiye'nin uzman kişileri tarafından EOKA'ya cevap verebilecek etkin
bir Mukavemet Teşkilatı haline getirildi.

Halkın Sesi gazetesinin haftalık İngilizce nüshasının hazırlanmasında
da önemli rol oynayan Rauf Denktaş, 1958'de büyük ölçüde artan EOKA
saldırıları karşısında Türk Mukavemetinin etkili şekilde görev
yapmasını sağladı. TMT'nin yayın organı olan Nacak gazetesi Denktaş'ın
gazetesiymiş görüntüsü içinde Kıbrıs Türklerine yön gösterdi,
mukavemet telkin etti. Nacak'ın son yazı işleri sorumlusu da Alper
Faik Genç idi. Türk Hükümetinin, bir ayda yüze yaklaşan Türk kayıpları
karşısında kararlı çıkışı ve aynı yıl Birleşmiş Milletler Genel
Kurulu'nda rahmetli Fatin Rüştü Zorlu'nun Yunanlı karşıtı Averof'u
mağlup etmesi sonucu Yunanlılar Kıbrıs'ta eşit şartlarda bir ortaklık
Cumhuriyeti kurulmasına razı olmuş göründüler. Dr. Küçük ve Rauf
Denktaş bu genel kurul toplantısında kulis faaliyeti yaptılar. 1959'da
Zürih Anlaşması'nın hazırlanmasında Rauf Denktaş'ın perde arkasında
etkin rolü oldu. Türkiye'nin garantisinin 650 kişilik bir alayla
"etkin ve fiili" bir duruma getirilmesi Denktaş'ın ısrarı ve Dr.
Küçük'ün de onu desteklemesiyle mümkün olmuştur.

Aynı yıl Londra Konferansı'na katılan Türk heyetinde de yerini alan
Denktaş'ın Fatin Rüştü Zorlu'ya "Makarios bu anlaşmaları er geç
yıkacak ve Enosis yoluna çıkacaktır. Burada bir rol oynamaktadır.
İleride bu anlaşmaların kendisine zorla kabul ettirildiğini savunarak
ortaklığı bozacaktır" mealindeki değerlendirmesi, ne yazık ki ortaklık
Devletinin kuruluşu ile gerçekleşmiş ve 1963'de Kıbrıs'ta Enosis
uğruna tedhiş yeniden başladı.

GİZLİCE ADAYA GİRERKEN TUTUKLANDI

16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak
bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere
Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş, bir sandalla Kıbrıs'a
geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından ''istenmeyen
adam'' ilan edilen Denktaş'ın Kıbrıs'a girmesi yasaklandı. Gizlice
Erenköy'e çıkarak savaşa katılan Denktaş, 1967'de Ada'ya gizlice
girerken tutuklandı, yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi.

1968'de Ada'ya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a dönen Denktaş,
1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi, 28 Şubat
1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim
Başkanı seçildi.

13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet
ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca
1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi.

Denktaş, 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983'de
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.

22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı
seçilen Denktaş, 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı oldu.

4 RUM LİDERLE GÖRÜŞTÜ

Kıbrıs sorununun çözümü için 1968'de Glafkos Klerides ile ilk kez
Beyrut'ta müzakerelere başlayan Denktaş, eski Rum liderler Spiros
Kiprianu, Yorgos Vasiliu, Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos ile
yıllardır müzakere etti.

2002'de sunulan ve Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planına, ''Türk
askerini Ada'dan çıkaracağı ve Türkleri azınlık durumuna düşüreceği,
devleti ortadan kaldıracağı'' savıyla karşı çıkarak ''hayır''
kampanyası yürüten Denktaş, 17 Nisan 2005'te yapılan cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde aday olmadı.

Denktaş, Annan Planı sürecinde Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle yaşanan
tartışmalarda, ''Türkiye olmadan cennete bile girmem'' demişti.

Rauf Denktaş, 24 Nisan 2005'te, Annan Planı referandumun 1. yıl
dönümünde, görevi 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a devretti.

Denktaş, cumhurbaşkanlığından ayrılmasının ardından, çalışmalarını,
Lefkoşa'daki çalışma ofisinde sürdürdü.

Fotoğraf çekme merakıyla da bilinen Denktaş'ın onlarca yayımlanmış
kitabı bulunuyor. Denktaş'a çok sayıda üniversiteden fahri doktora
unvanı da verildi.

24 MAYIS 2011'DE RAHATSIZLANDI

24 Mayıs'ta beyin kanaması geçiren ve sol tarafı felç olan Denktaş, 29
Ekim'de hastaneden taburcu edildikten sonra ilk kez 15 Aralık 2011'de
evinden dışarı çıktı. Havanın da güzel olmasından yararlanarak ilk kez
evinden çıkan Denktaş, ''Benim için 'ölüyor' dediler, dışarı çıktım''
dedi.

Denktaş, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki
tedavisinin ardından rehabilitasyon süreci için 8 Temmuz'da Ankara'ya,
Genelkurmay Başkanlığı Rehabilitasyon Merkezi'ne götürüldü.

Rauf Denktaş'ın tedavisine Ankara'da Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde
(GATA) devam edildi. Beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin
boşaltılması için 25 Ağustos'ta ameliyat edilen Denktaş, 30 Ağustos'ta
da KKTC'ye, YDÜ Hastanesi'ne getirildi.

Denktaş, beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin artması nedeniyle
5 Eylül'de YDÜ Hastanesi'nde yeniden ameliyat edildi.

29 Ekim 2011'de taburcu edilen Denktaş, 8 Ocak 2012 gecesi, su kaybı
nedeniyle YDÜ Hastanesi'ne yeniden kaldırıldı.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

18 Eyl 2020

12 Eylül Askeri darbesinden sonra Ülkücüler devlet ile zindanlarda, mahkeme salonlarında ve darağaçlarında yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Bu insanlar devlet gibi, dost, baba olarak kutsadıkları müesseselerino yıllardaki yöneticileri (darbeciler) tarafından perişan edilmişlerdir, birçoğugençliklerini yaşayamamış bir büyük sevdaya kapılmanın dışında sevdiklerine, gönül verdiklerine dahi duygularını itiraf edememişlerdir.

Hüdai KUŞ

17 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,38 M - Bugün : 7555