« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

06 Şub

2007

Ne derin devleti?

SIRRI YÜKSEL CEBECİ 01 Ocak 1970

NE zaman Türkiye’yi sarsan bir olay olsa, hemen “derin devlet” gündeme getiriliyor.

Bu da, kendimizle yüzleşme trendinin bir parçası olsa gerek.

Hemen geçmişimizle yüzleşmeye başlıyor, geçmişimizdeki bütün kirli çamaşırları ortaya döküveriyoruz.

Nedir derin devleti?

Gizli ya da illegal devlet mi?

Rahmetli Bülent Ecevit’in dediği gibi “kontgerilla” mı, yoksa Kenan Evren’in dediği gibi “12 Eylül darbesini düzenleyen güç” mü?

Devletteki çeteler ya da mafya mı?

Hiçbiri değil.

Arapsaçına dönen işlerin altından kalkamayacağını anlayanların sığınmaya çalıştıkları sanal bir günah keçisidir “derin devlet.”

Çünkü gerçekte böyle bir güç, böyle bir örgütlenme veya böyle bir kavram yoktur.

Sayın Demirel, “derin devlet” konusunda Yavuz Donat’a, “Olaya şöyle bakacaksınız. Derin devletin içindekiler yani normal zamanlarda belirli yetkileri kullanma durumunda olanlar, bir de bakarsınız, kurtarıcı haline gelmek isterler... Öyle hissederler kendilerini... Oysa kimse onlara görev vermemiştir” demişti.

Demek ki, gerçekte “derin devlet” yok ama, durumdan kendilerine vazife çıkaranlar, kendi kendilerine “kurtarıcı” veya “kahraman” rolüne soyunan işgüzarlar var.

Dört ayrı görüş

CAN Dündar’a göre, “derin devlet” 12 Eylül’le başladı.

Hasan Pulur, “30 yıl önce de ‘12 Mart’ sırasında İsrail Konsolosu Elrom’un öldürüleceği ihbar edilmiş, ihbar yazısı zimmet defterinin içinde unutulmuştu” diyerek, “derin devlet”in başlangıcını daha da eskiye dayandırıyor.

Derya Sazak, “Başbakan Erdoğan’ın ‘derin devlet’ geleneğinden söz etmesi bu aşamada daha da önem kazanıyor. Aslında Osmanlı’ya kadar uzanmaya da gerek yok. Susurluk’a gitmek yeterlidir” diyor.

Güneri Civaoğlu ise daha farklı düşünüyor:

“Trabzon varoşlarındaki internet kafelerde, lümpen gençlerin kendi aralarında örgütlenerek, atış eğitimleri yaparak ve hedef belirleyerek uyguladıkları cinayet senaryosunun ‘derin devlet’le ilgisi yok. Yani iktidarın bu cinayette eksilerinin üzerine ‘derin devlet şalı’ örtülmesi inandırıcı değil. Tam tersine ‘katil devlet’ sloganları atan odaklara malzeme sunuluyor.”

Dündar da, Pulur da, Civaoğlu da, Sazak da Milliyet yazarı...

Yani, aynı gazetenin dört yazarı, dört ayrı görüş atıyor ortaya.

Bu da, “derin devlet” iddiasının inandırıcı olmadığını göstermeye yetmiyor mu?

İki cesur başbakan

ÇETE ya da mafya gibi suç örgütleri ve teröristler hiçbir şey yapmadı. Şimdiye kadar ne yaptıysa “derin devlet” yaptı!

PKK da “derin devlet”in eseri olmasın?

“Derin devlet”i telaffuza yeltenen iki başbakan çıkmış şimdiye kadar:

Bülent Ecevit ve Turgut Özal...

İkisi de suikast girişimlerinde ölümden dönmüş ve bir daha da bu konuyu ağızlarına almamışlar.

Merhum Özal, kendisine kimlerin suikast yaptırmak istediğini elbette biliyordu. Fakat Anavatan Partisi karışacağı için, bunu açıklamak işine gelmedi.

Merhum Ecevit ise, kontgerilla veya “derin devlet”in gerçekte varolmadığını geç de olsa anladığından bu konuyu bir daha ağzına almadı.

“Derin devlet”in geçmişini Osmanlı’ya dayandıran Sayın Recep Tayyip Erdoğan da, “Dink suikastı Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olabilir” diyor.

Komplo teorileri üretmeye çok meraklıyız.

Ziyaret -> Toplam : 85,94 M - Bugn : 8231

ulkucudunya@ulkucudunya.com