« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

06 Şub

2007

Derin devlet nedir?

İsmail KÜÇÜKKAYA 01 Ocak 1970

 İşte yine bir “derin devlet” tartışmasının içindeyiz.

“Derin devlet varsa, Başkentte olmalı” diyelim ve önce, 16 yıllık Ankara gazeteciliği deneyiminin verdiği gözlemlere dayanarak, kendi derin devlet tanımımızı yapayım:

Evet bir derin devlet var. Bu, ‘ortak akıl’ denilen kavramın ta kendisi. Devasa devlet yapımız içinde, köklü gelenekten damıtılan bir refleksin yansıması, derin devlet.

Bu, bazılarının zannettiği gibi ayrı bir yapılanma, bağımsız bir şura gibi filan değil. Askerinden yargıcına, kimi siyasetçilerinden akademisyenlerine ve istihbaratçı-polis gibi güvenlik güçlerine kadar geniş bir zümre içinde varlığı hissedilen, ortak düşünce, tavır ve refleksi ifade eden bir kavram.

Derin devlet düşüncesinin temelinde “devleti koruma çabası yatıyor.”

Açıklaması şöyle: “Cumhuriyet henüz çok genç. Daha bir insan ömrü kadar yaşı var. İmparatorluk sonrasında kurulan cumhuriyet, henüz toprak kayıplarının travmasını üzerinden atamamış.”

Hal böyleyken, çoğunluk, görebildiğim kadarıyla çıkar amaçlı illegal oluşumları ve çeteleri derin devlet zannediyor. Böyle düşünüyorlar çünkü çeteler daha çok emekli asker ve polislerden yararlanıyorlar. Şu anda devletin en tepe noktalarından birinde bulunan bir görevliye iki yıl önce başka bir makamdayken derin devleti sormuştum da şöyle bir yanıt almıştım:

“Keşke gerçekten derin bir devlet olsaydı.”

Adalet Bakanı’na “derin devleti” sordum

Dün sabah, gündeme bakarken, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Ankara Sanayi Odası’nda 301’inci maddeyi anlatacağını görünce “hadi gidip, izleyelim; ilginç olur” diyerek yola koyuldum.

Ankara soğuk, karlı. Trafik yoğun. ASO’nun binası tamiratta, onun için toplantı Çankaya Belediyesi’nin Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde.

Bakan Çiçek, Adalet ve Demokrasi Haftası: “Tarikat-siyaset-ticaret” yazılı pankartın önünden geçip salona giriyor. Başkan Çağlayan, yanında kadim dostu Canip Karakuş’la birlikte Bakan’ı karşılıyor. Bir süre baş başa sohbet ediyorlar. Sonra salona geliyorlar. Biz de selamlaşıp, hal hatır soruyoruz.

Çiçek yerini alıyor, Çağlayan kürsüde. Bu arada İlhan Cavcav Bakan’ın yanına oturuyor. Cavcav geçenlerde trafik kazası geçirdi, başı dertteydi. Gazetelere manşet olmuştu. İlginç bir kare oluşuyor. Çiçek deneyimli ve temkinli, Cavcav’la neredeyse hiç konuşmuyor.

Ben o sıra Bakan’ın yanına yaklaşıyorum. Derin devleti soruyorum.

- Efendim, Hrant Dink cinayeti için derin devlet diyorlar?

Yine aynı tartışma, buyurun.

- Ne diyeceksiniz?

Adalet Bakanı’yım. Derin devlet hukuki bir tabir değil. Siyasi bir tabir.

-Yani?

Siyasi tartışmaların dışında tutmak lazım.

-Neden?

Çünkü siyasi zeminde konuşunca herkes kendi pozisyonuna ve çıkarına göre değerlendiriyor.

Bakan Çiçek, doğal olarak fazla konuşmak istemiyor. Durumun netleşmesi lazım. Tam yanından ayrılırken şunları söylüyor:

“Devlete haksızlık yapmayalım. Çapulcuların, soytarıların sorumluluğunu devlete çıkarmayalım. Hükümetimiz bunun çabasını veriyor.”

Çiçek yurtdışı bağlantıya işaret etti

Çiçek, “devlet anlayışımızı korumaya” çalışırken, sohbetimizin kalan bölümünden anlıyorum ki, bir yandan da eleştirilerin hükümete yönelmeye başlamasını haksızlık olarak görüyor. “Biz mücadele ediyoruz. Ama bir şekilde yine bizi suçluyorlar” demeye getiriyor.

Sonra Bakan Çiçek, ASO Meclis Başkanı Tarık Artukmaç’ın “Yozgat’ın Ankara Milletvekili” anonsuyla kürsüye davet edildi. Bu tanım Çiçek’in hoşuna gitti. Konuşmasının özeti şu: “Bakınız, Türkiye son bir aydır yeriden içe kapandı. Irak’ta, özellikle Kuzey Irak’ta önemli gelişmeler oluyor. Diğer sınır bölgelerimizde de öyle. Tam böylesine dönemlerde öyle olaylar yaşanıyor ki; bizim dikkatimiz ve gündemimiz hemen içe dönüyor. O sırada dünyayı kaçırıyoruz. Bu kimlerin işine gelir?”

Ziyaret -> Toplam : 85,94 M - Bugn : 8186

ulkucudunya@ulkucudunya.com