« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

20 Kas

2023

Terkibî Düşünce

Ahmet Selim 01 Ocak 1970

Düşüncenin en zor tarafı, terkibî safhasıdır. Bütünlük şuuru ister, ona bağlı sezgi melekesi ister, itidal ve sabır ister.

Tespitler, tahliller, tepkiler, mücadele ikliminde pek fazla ihtimam gösterilmeden de yürüyebilir. Üstelik, en önemlisi, ilgiyle de karşılanabilir, ki bunun şevk verici ve kolaylaştırıcı bir tesiri vardır. Mübalağaya kaçabilirsiniz, birikmiş duygulara hitap edebilirsiniz, cazibe motiflerini serbestçe kullanabilirsiniz.

Ama terkibî düşünce, sizi bazen, yalnız kalabilme tehlikesiyle karşı karşıya getirebilir. İlgisizlikle imtihan edebilir. Sizden, zor anlaşılmaya katlanmanızı isteyebilir. Kısacası, terkibî düşünce’de, (zahiren) verdiğiniz kadar alamazsınız.

Bugün “doğru tarih”in lüzumundan söz ediyoruz. Doğru tarihi, tefekkür tarihçileri yazabilir. Yani “terkibî tefekkür”ün tarihçileri.

Bilgi ve belge eksiğimiz pek yoktur. Ama o bilgi ve belgelere göre, tezler, antitezler yazılmıştır; süzücü ve birleştirici sentez (terkip) çalışmaları yapılmamıştır. Halbuki, o bilgiler ve belgeler; tam olarak, ancak hakikatin bütünlüğüne uygun bir terkip yapısına oturabilirler. Tepkicilikle bu başarılamaz. Tepkiciliğin türüne göre, bazı bilgiler öne çıkarılır, bazıları atlanır; bunlar birbirini takip eder, bir müşterek ihtiyaç halinde gelip terkip sahasının eşiğine dayanırlar. Yeterli yumuşama zamanı da geçmişse, terkibî tefekkür kıvamının şartları teşekkül etmiş olur.

Bütün düşünce alanlarının tarihi var. İktisat tarihi, medeniyetler tarihi, siyasî tarih, edebiyat tarihi, bizatihi düşüncenin kendi tarihi… Terkibî düşüncenin tarihle ilgili yönü bunun için fevkalade önemlidir. Terkibî tarih düşüncesini halledemezsek, diğerlerini kaynak yetersizliğine mahkûm etmiş oluruz. İyi niyetli arayışlar bile ayağa kalkamaz.

… İşaretlemek istediğim iki nokta daha var:

Birincisi, benzerlik aldanışlarıyla ilgili… Terkip görüntüsü vermek için, bir takım uyduruk yay parçalarıyla daireyi tamamlamak, terkip yapmak değildir. Bulduklarınızı terkibî bütünlüğe kavuşturamıyorsanız, tamamlanmışlık görüntüsü uğruna, onları sun’î bir daireye hapsetmeyin. O sun’îliği bir kabuk gibi verimlerinizin üstüne kapatırsanız, bir de “bu tamamlanmıştır” etiketiyle dokunulmazlaştırırsanız, bulabildiklerinize de yazık olur. Ben böyle birkaç “sun’î daire” tanıyorum.

İkincisi, tahlil-terkip münasebetiyle ilgili… Asıl verimli tahlilcilik, terkip sezgileri geliştikten sonra gerçekleşir. “Habire çıkarıp işe yarayanı ayıklamak” değil, “lazım olanı bulmaya çalışmak” tahlilciliği verimlidir.

… Velhasıl; terkibî düşünceye olan ihtiyacımız tarihî bir zaruret noktasına gelmiştir, ama henüz böyle bir zarureti farketme noktasında bile değiliz.

Ziyaret -> Toplam : 105,95 M - Bugn : 18896

ulkucudunya@ulkucudunya.com