« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

24 Tem

2023

Afrika'da Özel Güvenlik Şirketlerinin rekabeti…

Ömür Çelikdönmez 01 Ocak 1970

Afrika'da Özel Güvenlik Şirketlerinin rekabeti kapsamında Çinli ve Türk paralı askerler!

Önce Türkler'in kara kıta Afrika'daki yürüyüşlerinden tarihlerinden söz edelim. Türklerin Afrika'daki nüfuzu ve güç etkisi neredeyse yüzyıllara uzanıyor. Afrika'daki bölgelerin Payitahta yakınlığına göre bu güç, etkisini artırıyordu. Bu yakın münasebetin bakiyesi Libya'da, Cezayir'de binlerce Türk asıllı yaşıyor. Afrika çöllerinde Türklüklerine vurgu yapan Tuaregler dolaşıyor.

Oruç Reis ve kardeşlerinin bugünkü Cezayir, Fas ve Tunus sahasında Sen Jan, Malta ve Rodos Şövalyelerinin Akdeniz'de Müslüman Türk ahaliye zarar veren yağma hareketlerine karşı, durumdan vazife çıkararak başlattıkları korsanlık hizmeti (!) Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika sahillerine kadar rahat nefes almasını sağlamıştı.

Daha sonra Hızır Reis namıdiğer Barbaros Hayrettin Paşa ve Turgut Reis’in gayretleriyle Akdeniz, Türk gölü olmuştu. Donanma sefere çıktığında Venedikli, Cenovalı, Portekizli, İspanyol amiraller girecekleri fare deliği ararlardı.

Şimdilerde “Mavi Vatan” ile yetiniyoruz.

Afrika'nın kılcal damarlarında dolaşan Türkler!..
Eritre eski Yunanca bir kelime ve Kızıl Deniz anlamında. Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Özdemir Paşa ve oğlu Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki Türk kuvvetleri, Doğu Afrika’da Eritre, Cibuti, Somali, Sudan kıyıları ve Habeşistan’ın bir bölümünü Osmanlı topraklarına kattılar.



Böylece, Kuzey Afrika’dan sonra, Doğu Afrika toprakları ya doğrudan doğruya ilhak edilmiş ya da İstanbul’a tabiiyet yolu ile bağlanmış, bu bölge, idari tasnifte Habeş Eyaleti olarak adlandırılmıştı.

Piri Reis, Seydiali Reis ve Sencivanoğlu'nun Afrika’daki etkinlikleri, II.Abdulhamid'in Panislamist/ Panottoman politikası doğrultusunda Güney Afrika'ya elçi statüsünde müderris / mübelliğ göndermesi, Teşkilat-ı Mahsusa fedailerinin faaliyetleri, günümüzde ise bazı Afrika ülkelerindeki askeri üsler, Türk mevcudiyetinin izleri.

1 Ekim 1935'te Cumhuriyet Gazetesi, “Vehib Paşa, Habeşistan (Etiyopya) Başkumandanı mı oldu?" manşeti ile çıkmıştı.

Milli Mücadele’ye katılmıyor, onun yerine yeniden tutuklanma korkusuyla yurt dışına kaçıyor ama Avrupa’daki İttihatçılarla irtibatı da pek az oluyor.

Bundan sonra Vehip Paşa’dan 1935’e kadar haber alamıyoruz. O yıl Paşa, bu kez bugünkü Etiyopya’da, yani Habeşistan Krallığı’nda ortaya çıkıyor. İtalyan orduları Habeşistan’ı işgal peşinde, Vehip Paşa da Habeş Kralı Selasie için savunmayı örgütlüyor.

Oysa Vehib Paşa’yı Habeşistan’a, İngilizler göndermişti! Habeşistan bozgunundan sonra Vehib Paşa, İspanya’nın faşist lideri Franko’nun emri altına girdi. Cumhuriyetçilere karşı yapılan iç savaşta Frankist kuvvetlerinin belkemiği olan Müslüman Faslı birliklerin başına geçmek istiyordu.

Millî Mücadele ve İstiklal Harbinde ülkesi, Milleti ve Devleti için savaşmayan Vehip Paşa’yı, Mustafa Kemal Atatürk, vatandaşlıktan çıkarmıştı. Milletin adamı olmak yerine egosunun esiri olanlardan başka beklenir?

Afrika Kıtasında özel askeri şirketlerin rekabeti…
Geçtiğimiz günlerde Rus Savunma Bakanlığı'na karşı isyan başlatan Rus paralı asker grubu Wagner, dünyanın birçok yerinde faaliyet gösteriyor. Dünyanın en deneyimli ordusuna dönüşen Rus paralı asker grubu Wagner'den söz ediyoruz.



Şirket, 2018'de adım attığı Afrika'da en çok Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki faaliyetleriyle gündemde. Burada sayılarının 2 bini bulduğuna inanılan Rus paralı askerleri hem orduya eğitim veriyor hem de Devlet Başkanı Faustin-Archange Touadera'nın güvenliğini sağlıyor.

Libya'da konuşlu 2 bin Wagner paralı askeri, ülkenin ortasındaki Cufra Hava Üssü'nün yanı sıra Sirte'deki el-Kardabiye Hava Üssü ve limanında faaliyet gösteriyor.

Wagner'in Sudan'da altın madeni arama çalışmalarına "Meroe Gold" ve "M Invest" şirketleri adı altında 2017'de başladığı tahmin ediliyor. Port Sudan'dan Hartum'a ve Darfur'a kadar birçok Sudan şehrinde tespit edilen Wagner'in havalimanları ve sınırlar üzerinden silah ve personel taşıdığı da iddia ediliyor.

Mozambik'te Wagner adına çalışan paralı askerlerin, doğalgaz ve değerli maden kaynaklarının yer aldığı Cabo Delgado'ya saldırı düzenleyen DEAŞ'ın kolu Sunna'ya karşı 2019'dan beri savaşıyorlar.

Sadece bu mu?

Tabii ki hayır. Wagner, Batı Afrika ülkesi Mali'de orduyla birlikte radikal gruplara karşı savaş hizmeti sunuyor. Bu ülkelere ek olarak Wagner'in Burkina Faso, Gine, Gine Bissau, Madagaskar, Zimbabve ve Angola'da da faaliyet gösterdiğine dair farklı ülkelerin istihbarat raporları var.

Afrika'da Wagner tek değil!..
Afrika kıtasında, PMC Wagner'e ek olarak birçok özel askeri şirket var: Amerikan CACI ve Takımyıldızlar, İngiliz Aegis Savunma Hizmetleri ve G4S, Fransız Secopex, Alman Asgaard ve diğerleri.

Amerikan istihbaratının küresel savaşları için elinin altında tuttuğu Leidos, Booz Allen Hamilton, CSRA, SAIC ve CACI International gibi şirketler var.

Kongre kayıtlarına göre kirli işler karşılığında bu beş şirket, ABD hükümetinden yılda 16 milyar dolar alıyor. Leidos’un 8 bin, CACI 10 bin, CSRA 8 bin ve SAIC, 6.600 personeli olduğu sanılmaktadır. ABD, küresel çıkarlarını korumak kapsamında Ulusal İstihbarat Programı için çalışan 107 bin kişinin yüzde 20’si olan 21.400 kişinin özel şirket elemanı olduğu düşünülmektedir.

Fransız SECOPEX güvenlik şirketi, 1981'den itibaren Fransız ordusuna 25 sene kesintisiz hizmet eden Pierre Marziali tarafından 2003'de SECOPEX /CSA INTERNATIONAL şirket ismiyle Fransız çıkarlarına hizmet etmesi için kurulmuştu.

Secopex şirketinin amacı; Tehdit altındaki dost devletlere askeri yardımlarda bulunmak, bu devletlerde milli ordunun kurulmasında öncü olmak, kurulması için çalışmak. Afrika'da birçok ülkede etkinler. Özellikle eski Fransız sömürgelerinde varlar ve buralarda tutunmaya çalışıyorlar.

G4S plc (eskiden Group 4 Securicor), Birleşik Krallık merkezli bir güvenlik şirketi ama 1901 yılında Danimarka'da kurulmuş. 2004 yılında Securicor ile birleşmesiyle günümüz adını almıştır.

-G4S Güvenlik şirketi, Türkiye’de de faaliyette-

G4S, 125 ülkede faaliyet gösteriyor, gelir bakımından dünyanın en büyük güvenlik şirketi] ve 585.000 çalışanıyla dünyanın üçüncü büyük özel işverenidir. Crawley'de merkezi bulunan G4S güvenlik şirketi, Londra Borsası'nda işlem görüyor.

Almanlar da bu pastadan pay alıyor. 2007'de kurulan Asgaard – German Security Group, bir Alman özel askeri şirketi.

Asgaard, 2009'dan bu yana iki kez Alman Silahlı Kuvvetlerinin faaliyet sahasında yer almaya çalışıyor. 2015 yılında Asgaard, Bundeswehr'in Erbil'deki birliğini koruduğu basına yansımıştı. Irak ve Ukrayna'da tespit edildiler. Afrika ülkelerinde altın gümüş gibi değerli madenleri çıkaran ve işleyen firmalara güvenlik hizmeti veriyorlar.

Alman Devleti inkâr etse de Asgaard – German Security Group üzerinden ordusunu büyütüyor. Alman özel güvenlik şirketi Asgaard, güvenlik görevleri için çoğunlukla eski Bundeswehr askerlerini ve polis memurlarını işe alıyor. Şirket, ağırlıklı olarak Sudan, Libya, Moritanya ve Mısır'da faaliyet gösteriyor.

“Kara Adam”ın talihsizliği!.. “Beyaz Adam” gitti “Sarı Adam” geldi!..
Çin Halk Cumhuriyeti’nin yüzlerce şirketi, milyonları bulan vatandaşları Afrika'da bulunuyor. Çin'in Jeopolitik gerilimlere rağmen Afrika'daki yatırımlarını her geçen gün büyütüyor. Afrika'ya enerji ve tarım sektörü başta olmak üzere büyük yatırımlar gerçekleştiriyor. Bu yatırımları ve insan kaynaklarını koruyabilmek, Çin Ordusunun şimdilik görev alanı dışında. Pekin yönetimi, bazı başkentlerin yaptığı gibi, özel askeri şirketlerle bu güvenlik sorununu çözmek istiyor.

Özel askeri şirketlerin yasak olduğu ve tüm güvenlik şirketlerinin, Kamu Güvenliği Bakanlığı tarafından sıkı bir şekilde kontrol edildiği Çin Halk Cumhuriyeti'nde; çoğu eski ordu mensubu, emekli asker olmak üzere yaklaşık dört milyon kişiyi istihdam eden beş binden fazla özel güvenlik şirketi kayıtlı.

Pekin yönetimi, Çin Halk Cumhuriyeti sınırları dışında yalnızca 20 şirketin faaliyet göstermesine izin veriyor ve bunlardan en az dokuzu Afrika'da faaliyet gösteriyor:

Beijing DeWe Security Service, Hua Xin Zhong An Group, Shandong Huawei Security Group, China Security Technology Group, China Overseas Security Group, Frontier Services Group , Çin Yurtdışı Güvenlik Servisi, VSS Güvenlik Grubu ve Zhongjun Junhong Güvenlik Servisi.

2013 yılında One Belt, One Road girişiminin bir parçası olarak kıtaya geniş çaplı bir ekonomik genişleme başlatan Çin'in özel güvenlik firmaları 54 Afrika ülkesinden 52'si ile ilgili anlaşmalar imzalama başarısını gösterdi. Bugüne kadar Afrika'da faaliyet gösteren yaklaşık 10.000 Çinli şirketin yanı sıra ve çeşitli tahminlere göre altyapı geliştirme, konut inşaatı, endüstriyel üretim ve madencilikle uğraşan 1 ila 2 milyon Çinli işçi mevcut.

Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin (BRI) başlatılmasının (2013) ardından, Çin'in Afrika'daki yatırımları, Çin'i Afrika'ya bağlayan kara ve deniz yollarının kurulmasıyla arttı.

Büyük yatırımlar gerektirmesinin yanı sıra BRI, yaklaşık bir milyon Çin vatandaşının konuşlandırılmasına ve 10.000'den fazla Çinli şirketin Afrika'da konumlandırılmasına da yol açtı.

Varlıklarının ve vatandaşlarının güvenliği ve Afrika kıyılarında korsanlıkla tehdit edilen deniz yollarının güvenliği, Çin'e Özel Güvenlik Şirketleri (PSC'ler) aracılığıyla Afrika'ya 'müdahale' için bir bahane sağladı. Son zamanlarda, Çin'in Afrika'daki çıkarları, çoğu durumda Çin vatandaşlarının da parçası olduğu yasadışı yaban hayatı ticareti, adam kaçırma, iç çatışmalar gibi yerel, organize suçlardan terör saldırıları ve korsanlık kaynaklanan tehditler yaşıyor. Ayrıca BRI, PSC'ler tarafından Afrika'daki ayak izlerini geliştirmek için bir fırsat olarak görülüyor.

Çin, Afrika ülkelerine silah ve teçhizat sağlamaya devam ediyor. Kıtanın kilit silah tedarikçisi haline geldi.

Çin PSC'lerinin Afrika'daki konumu ve silah tedariki, Pekin'in Afrika'daki 'müdahale etmeme' ilkesinden uzaklaşabileceğini gösteriyor.

Çin, askeri ayak izini genişletmek için Angola, Kenya, Seyşeller, Namibya ve Tanzanya dahil olmak üzere 13 Afrika ülkesinde askeri tesisler kurmayı projelendirdi.

Çin, Afrika'yı korumak için bir 'Hızlı Tepki Gücü' konuşlandırmak üzere Cibuti'de bir deniz üssü kurdu. Üs, Çin-Cibuti Anlaşması'nda 1000 asker konuşlandırılması hükmüne karşın 10.000 asker barındırma kapasitesine sahip.

Ağustos 2021'de Çin, Afrika'nın Batı kıyısındaki petrol ve ticari çıkarlarını korumak için Atlantik kıyısında Ekvator Ginesi'ndeki Bata'da ilk deniz üssünü inşa etme niyetini açıkladı.

Çinli PSC'lerin artan varlığı, insan hakları ihlalleri ve yasadışı faaliyetlerin artmasının yanı sıra potansiyel olarak Çin'in Afrika'daki müdahalesinin artmasına yol açabilir. Önümüzdeki zamanlarda, Çin'in Afrika'daki artan askeri ayak izi tarafından desteklenen Pekin'in PSC'leri, jeopolitik hedefler belirleme ve gerçekleştirme doğrultusunda adımlar atıyor.

Çin yasalarına göre bu tür firmaların büyük çoğunluğunun silah kullanmasının yasak olduğunu belirtiyor. İstisnalar, Afrika sularında seyreden Çin gemilerine silahlı **** sağlayan Denizaşırı Güvenlik Muhafızları ve Hua Xin Zhong An Group çalışanlarıdır.

Diğer durumlarda, bu tür firmaların çalışanları, ölümcül olmayan silahlar kullanan Çinli işletmelerin korunmasını organize ediyor, teknik sorunları çözüyor ve yerel güvenlik kurumlarıyla ortaklıklar kuruyor.

Sadece yerel ortakları işe alarak silah kullanımını gerektiren görevleri çözüyorlar. Örneğin, Temmuz 2016'da DeWe, hükümet ile muhalefet güçleri arasındaki silahlı çatışmanın ortasında kalan Güney Sudan'ın başkenti Juba'dan 300'den fazla Çinli petrol işçisini tahliye etmek için yerel silahlı kuvvetleri görevlendirdi.

Afrika'da “Türk Wagner” SADAT…
Afrika kıtasında Wagner ayarında bir askeri güvenlik şirketi, 2012'de kurulan bir Türk özel askeri şirketi olan Sadat International Defence Consultancy.

Resmi internet sitesi, SADAT'ın "uluslararası savunma ve iç güvenlik sektöründe uluslararası düzeyde danışmanlık, askeri eğitim ve lojistik hizmetleri sağlayan Türkiye'deki ilk ve tek özel PMC" olduğunu ifade ediyor.

Türk PMC SADAT'ın ana avantajlarından biri, Ukrayna, Dağlık Karabağ ve Libya'daki çatışmalarda kendini kanıtlamış Bayraktar insansız hava araçlarıyla donanmış “hazır hava kuvvetleri”nin varlığıdır.

Çeşitli kaynaklara göre SADAT, Somali ve Katar'da faaliyet gösteriyor, Filistin hareketi Hamas ile işbirliği yapıyor ve Libyalı isyancıları ve Beşar Esad hükümetine karşı çıkan Suriyeli militanları eğittiği iddia ediliyor.

Özellikle Rusya ve Ermenistan medyasında yer alan haberlerde muhtemelen 2020 sonbaharında Dağlık Karabağ'daki çatışmaya da aktif olarak dahil olduğu gündeme getirildi.

Rus Kommersant gazetesine göre SADAT, Suriye'nin kuzey ve kuzeybatısındaki Türk kontrolündeki bölgelerde Suriyeli savaşçıları topladı ve eğitti, ardından eğitimli paralı askerler -yaklaşık 1,3 bin savaşçı- aynı SADAT tarafından kiralanan araçlarla çatışma bölgesine nakledildi.

SADAT'ın kendisi, çatışmalara paralı asker olarak katılmadıklarında, yalnızca danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdiklerinde ısrar ediyor.

Diğer birçok ülke gibi Türkiye de son yıllarda aktif olarak Afrika ile resmi bağlar geliştiriyor; ülke, kıtadaki büyükelçilik ağını büyük ölçüde genişletti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrikalı olmayan herhangi bir liderden daha fazla Afrika ülkesini ziyaret etti.

Afrika ile askeri-teknik işbirliğinin oluşturulmasına özel önem veriliyor: Sadece 2021'de Türk askeri teçhizatının kıtaya teslimatı beş kat arttı, ancak hâlâ pazarın yüzde birinden azını işgal ediyorlar. Bununla birlikte, özellikle Türk Bayraktar insansız hava araçlarının artan popülaritesi nedeniyle bu rakamın artmaya devam etmesi muhtemeldir.

Türk ordusu, Libya'ya ek olarak, yerel askerleri ve subayları askeri gemilerde ve Türkçe olarak eğittikleri Somali'de bulunuyor ve Somalili askerler aynı anda iki dilde yemin bile ediyor . Ayrıca Türk askeri personeli, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Mali, Somali, Sudan, Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki BM barışı koruma görevlerinde yer almaktadır.

Bununla birlikte, SADAT'ın kurucusu Adnan Tanrıverdi, 2019'da değişiklik çağrısında bulundu; ona göre Türkiye'nin, savaşçıları Afrika'da askeri görevleri yerine getirmek için gidecek olan Amerikan Blackwater'ın tam teşekküllü bir benzerini yaratması gerekiyor. Silahlı kuvvetler, kendi ülkelerinin savunmasına odaklanacak.

Türkiye, köklü bir askeri geleneğe sahiptir. PMC'ler, emekli ve yakın zamanda terhis olmuş askerleri işe alarak dost ülkelere hizmet sağlayabilir. Ve sonra bir dış politika aracı olarak kullanılabilirler.

Hani şu Türkiye'nin Doğu sınırlarından komşu İran'dan elini kolunu sallaya sallaya geçen Asyatik unsurlar, özellikle Afganistan uyruklu Özbek, Türkmen, Hazara ve Tacikler var ya, acaba diyorum Türkiye, bunlardan turşu kurmadığına göre özel ordu mu kuruyor?

Belki, büyük bir savaşa hazırlık yapılıyordur?

M. Metin KAPLAN

26 Şub 2024

M. Metin Kaplan’ın, henüz yirmi üç yaşında Bursa’da üniversite öğrencisi iken, tutuklu bulunduğu sırada, arka sayfasını tamamen “Ülkü Ocakları Sayfası” adı altında ülkücü yazarlara tahsis eden milliyetçi bir gazetede, 6.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

26 Şub 2024

Halim Kaya

26 Şub 2024

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Şub 2024

Efendi BARUTCU

20 Şub 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Hüdai KUŞ

19 Eki 2023

Nurullah KAPLAN

20 Şub 2023

Ziyaret -> Toplam : 100,99 M - Bugn : 31570

ulkucudunya@ulkucudunya.com