« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

02 Ağu

2022

Hacı Ahmet Kayhan dede Ve Alparslan Türkeş

Tahsin PEHLİVANOĞLU 01 Ocak 1970

1997`nin Mart ayının ortalarıydı. Yoğun bir gezi programı dolayısıyla ağır bir çalışma ortamındaydık... Kahramanmaraş ve Kayseri tarafına gidecek ve 21 Mart'ta Nevruz Bayramı için Kars'ta olacaktık, peşine de Almanya seyahatimiz vardı... Akşam, Keçiören Belediyesine ait Halil İbrahim sofrası`nda TİSAV'ın yemeğinden çıkmış eve giderken, Konya yolu Or-an şehir kavşağında Başbuğ bana seslenerek:

-Tahsin, dönün oğlum Ahmed Kayhan Hazretlerinin evine gidiyoruz, dedi...

Ahmed Kayhan isimli zat Ankara'da yaşayan büyük bir veli, bir Allah dostuydu... Başbuğ zaman zaman onu ziyaret eder, bu pir-i fani ile muhabbetten çok haz alırdı...

Mamak semtinde bulunan eve geldik... O sıralar Ahmed Kayhan Hazretleri'nin ayağı kırık olduğundan platin takılmıştı ve bu zor vaziyette kapıya kadar gelip Başbuğa,

-Türkeş hoş geldin diyerek hararetle sarıldı... Biz çaylarımızı içtik... Ahmed Kayhan Efendi Hazretleri önündeki çayın yarısını içmiş diğer yarısını elinde sallayarak sohbete devam ediyordu... Daha sonra elindeki yarım bardak çayı da Başbuğa ikram ederek,

-Türkeş buyur bunu da iç, dedi... Başbuğum da aldı ve zaten soğumuş olan çayı bir yudumda içti... On onbeş dakika daha oturduktan sonra Ahmed Kayhan Efendi:

-Türkeş kalk git, istirahat et yorgunsun, dedi... Bunun üzerine Başbuğ:

-Peki şıhım dedi ve hayırlı akşamlar dileyerek Ahmed Kayhan Efendiye sırtını dönmeden geri geri çıkış kapısına kadar geldik... Ayakkabılarını giyip evin kapısına çıktığı anda Ahmed Kayhan Efendi Başbuğuma seslenerek:

-Türkeş hakkını helal et de öyle git, dedi... Bunun üzerine Başbuğ:

-Hakkım helal olsun şıhım, sen de hakkını helal et, dedi ve Ahmed Kayhan Efendi de üç defa "Helal-i hoş olsun" dedi ve biz evden ayrıldık arabaya binerken:

-Başbuğum, Ahmed Kayhan Efendinin dedikleri beni ürpetti, dediğimde...

-Ürperme oğlum onlar Allah dostudur, ne dediğini bilir, Allah büyüktür dedi...

Bu olaydan onbeş gün sonra Başbuğum vefat etti... 8 Nisan 1997 günü Merhum Başbuğumu defnettikten sonra, Ahmed Kayhan Efendinin evine gittim... Beni görünce ağlamaya başladı... Biraz oturduktan sonra:

-Şıhım onbeş gün önce Başbuğumla geldiğimizde bir saati aşkın bir zaman yanınızda oturduk... Kalkarken helallaşmadınız da tekrar kapıdan çevirip helalleştiniz... Bu neydi ? diye sorduğumda...

-Evladım o an Türkeş'i bir daha göremeyecekmiş gibi bir hisse kapıldım ama ben mi öleceğim, Türkeş mi ölecek bunu bilemezdim o sebepten ona bir daha sarıldım, dedi...

Ben bu gönül erinin yanından ayrılıp giderken , Ankara semaları sanki matem şiirleri okuyordu... Kısa bir müddet sonra bu zat da rahmet-i rahmana kavuşacak, bu fani alemden göçüp gidecekti...

Halim Kaya

11 Ağu 2022

Kitabın sunuş kısmında Kronik Kitap editoryası “Bilhassa bugün İslam’ı siyasal söyleminden ayrı, hatta siyasal söylemi olmaksızın düşünebilmek olanaksızdır.

Efendi BARUTCU

09 Ağu 2022

M. Metin KAPLAN

02 Ağu 2022

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

02 Ağu 2022

Hüdai KUŞ

06 May 2022

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 May 2022

Nurullah KAPLAN

02 Mar 2022

Ziyaret -> Toplam : 82,55 M - Bugn : 16637

ulkucudunya@ulkucudunya.com