« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

02 Ağu

2022

Feridun Fazıl Türlbentçi / 1912

06.08.1982 01 Ocak 1970

İstanbul’da doğdu. Rahşen Hanım ile Çanakkale Savaşı’nda şehit olan Yüzbaşı Hasan Fazıl Bey’in oğludur. Vefa Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Ticaret Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Dahiliye Vekâleti Matbuat Umum Müdürlüğü, Başvekâlet Basın ve Yayın Umum Müdürlüğü, İstanbul Radyosu Eğitim Yayınları Şube Müdürlüğü ile Ankara ve İstanbul Radyoları gibi kurumlarda görev aldı. Yazı hayatına 1929’da şiirle adım attı ve çeşitli türlerdeki kalem ürünleri Ulus, Vatan, Cumhuriyet, Hürriyet, Varlık, Ağaç, Oluş, Gündüz ve Yücel gibi süreli yayınlarda yayımlandı; Ağaç ve Resimli Tarih gibi mecmuaların hazırlanmasına katkı sağladı. 1942’de Ankara Radyosu'nda başladığı tarih programlarını İstanbul Radyosu'nda sürdürdü. İlk evliliğini Devlet Demiryolları Maliye ve Muhasebe Dairesi Reis Muavini Vasıf Ulgür’ün kızı Cudiye Hanım’la, 1937 senesinde Ankara’da yaptı. Daha sonra Cavidan Hanım’la evlendi. Fazıl Irmak ve Murat isimlerinde iki çocuğu olan Feridun Fazıl Tülbentçi, 6 Ağustos 1982 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, 7 ağustos 1982 tarihinde Şişli Camii'nde kılınan namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat tarihinde romancı kimliğiyle yer alan Feridun Fazıl Tülbentçi, yazı hayatına 1929’da şiirle adım attı ve başta Varlık olmak üzere Ağaç, Oluş, Gündüz ve Yücel gibi dergilerde peş peşe şiirleri neşredildi. Varlık’ın ilk sayısındaki şairlerden biri olan Tülbentçi’nin ilk kitabı da yayımlanmış şiirlerinden seçki olarak tertip edilmiş 1932 tarihli Sabahtan Bir Saat Evvel isimli eseriydi. Döneminde ilgi gören ve beğenilen şiirleri dolayısıyla Semih Lûtfi Kitabevi tarafından çıkarılan 1941 tarihli antolojiye şair olarak dâhil olan (Cumhuriyet 1941: 6) Tülbentçi’nin şiirle ilgisi, yazan olmakla da sınırlı değildi.

1935’te yayımladığı ve Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ziya Osman Saba, Necip Fazıl Kısakürek ve Nâzım Hikmet gibi şairlere yer verdiği Büyük Harpten Sonrakiler (1918-1935) isimli şiir antolojisi, “(…) genç şairler arasında o zamana göre hâdise yaratmış. Antolojiye girenler, girmiyenler, lehinde, aleyhinde konuşmalar yapmışlar, makaleler yazmışlar” (Ediboğlu 1968: 4); hatta Türk edebiyatının önemli ismi Halid Ziya Uşaklıgil tarafında da iki geniş yazı ile değerlendirilmişti. Uşaklıgil, isim ve eser eksikliklerine rağmen “Şair Feridun Fazıl tarafından düşünülerek toplanmış, küçük fakat önemi bakımından büyük bir eser.” olarak takdim ettiği antolojinin kendisine “büyük ve yüksek bir haz verdi[ğini]” ve “Genc Türk şairleri neslinin pek güzel bir levhasını vücude getirmiş.” olduğunu söyler (Uşaklıgil 1935: 3; 3). Uşaklıgil’den yıllar sonra Behçet Necatigil de Büyük Harpten Sonrakiler’in dönemin tek antolojisi olarak yıllarca okunduğunu kaydeder (1993: 324-325).

Tülbentçi’nin şiirle ilgisini neredeyse tamamen kestiği dönem, radyoculuğa yöneldiği yıllardır. “Geçmişte Bugün”, “Kahramanlık Menkıbeleri”, “Kahramanlar Geçiyor”, “Büyük Türk Zaferleri” gibi adlarla 1942’de Ankara Radyosu'nda başlayıp İstanbul Radyosu'nda yıllarca devam eden programlarda Tülbentçi, “(…) dünyamızın ve özellikle ulusumuzun ‘Geçmişte Bugün’ünü anımsatırdı. Yengileri ve yenilgileri ile, felaketleri ve başarıları ile uzak yakın geçmişimizin en önemli olayları belleklerde canlandırılır” (Birgit 2001: 7) ve “tüyler ürpertirdi” (İleri 2001: 14). Dönemin tanıklarına göre komşu ülkelerde bile dinlenen bu programların başarısı, Tülbentçi’ye aitti ve zaman zaman benzerleri yapılmak istense de aynı ilgiyi görmediği için kısa sürede yayından kaldırılırdı. Nitekim daha programlar devam ederken seçmelerinden oluşan kitapların basılması ve sonraki yıllarda farklı alanlarda profesyonel başarı elde etmiş pek çok kişinin çocukluk ve ilk gençlik hatıralarında ailecek dinlenen bu radyo programları anılması da bu durumu göstermektedir.
Tülbentçi’nin hatıralarda yad edilen bir diğer yönü, edebiyat tarihinde öne çıkan romancılığıdır. Tıpkı radyo programları gibi konusunu tarihten alan romanları da geçmişi gününe taşıyan, tarihe ilgi ve sevgiyi arttırırken aidiyet duygusunu pekiştiren, okumayı sevdiren eserler olarak hatırlanır (Demir 2008: 2; Behramoğlu 2009: 9; Çetinkaya 2006: 5; İleri 1996: 14).
Necatigil’in radyo programlarından bahisle “konuşmalar kitap hâlinde basıldığı gibi sonradan yazdığı tarihî romanların da mayası oldu.” (1993: 324-325) dediği romanların birçoğu önce tefrika edilmiş ve hemen hemen hepsi defalarca basılmıştır. Artık süreli yayınlarda “tarihçi” veya “tarihî romanlar yazan” diye anılmaya başlanan Tülbentçi’nin romanlarının genellikle “bu eser yerli ve yabancı yüzlerce vesikaya istinad edilerek yazılmıştır” (Cumhuriyet 1946: 3) veya “yüzlerce yerli ve yabancı vesikanın ışığı altında yazdığı” (Cumhuriyet 1950: 1) gibi ibarelerle ilan edilmesi de dikkati çekmektedir. Dahası Tülbentçi, romanlarında sıklıkla dipnot kullanarak tarihî bilgiler vermiş, “Tarihteki çeşitli ihtilaflı mevzularda da kendi fikirlerini belirt[miş] veya kaynaklardan herhangi birini tercih” ettiğini ifade etmiştir (Eraydın Argunşah 1990: 209). Osmanlı İmparatorluğuna ve imparatorluk yıllarına genellikle olumlu bir bakış açısıyla yaklaşan Tülbentçi’nin tarihî şahsiyetler ve hadiselerle ilgili anlattıkları/aktardıkları devrinin kaynaklarıyla paralellik göstermektedir (bk. Barış 2016). Ancak bu paralellik, yazarın bu tavrının “roman sanatına aykırı” (Ercilasun 1999: 4; Eraydın Argunşah 1990: 209) olarak eleştirilmesini engelleyemez. Argunşah’ın “Tülbentçi, geniş kitlelerde tarihe karşı ilgi uyandırmak ve efsaneyi yaygınlaştırmak için çalışan yazarlarımızdandır. Tarihi, çeşitli ideolojilerden birini seçerek buna göre yorumlamaktansa, ilgi duyulan meraklı bir konu hâline getirerek işlemeyi tercih eder.” (1990: 217) sözleriyle değerlendirdiği Tülbentçi'nin romanları, temiz ve sağlam Türkçesi ile sürükleyici macera unsurlarına rağmen teknik bakımdan da zayıftır. Yine de radyo programları gibi çok sevilmiş, bazıları filme alınmış ve Tülbentçi’yi bugüne taşıyan esas ürünleri olmuştur.
Bütün bunlara rağmen 7 Ağustos 1982 tarihli vefat ilânında “tarihçi, gazeteci” olarak anılan Tülbentçi’nin büyük bir kısmı süreli yayınlarda kalmış genellikle tarih konulu yazıları ve Cumhuriyetten Sonra Çıkan Gazete ve Mecmualar ve Türk Atasözleri ve Deyimleri gibi çalışmaları da bulunmaktadır.
Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ÇİLEM TERCÜMAN

Halim Kaya

11 Ağu 2022

Kitabın sunuş kısmında Kronik Kitap editoryası “Bilhassa bugün İslam’ı siyasal söyleminden ayrı, hatta siyasal söylemi olmaksızın düşünebilmek olanaksızdır.

Efendi BARUTCU

09 Ağu 2022

M. Metin KAPLAN

02 Ağu 2022

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

02 Ağu 2022

Hüdai KUŞ

06 May 2022

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 May 2022

Nurullah KAPLAN

02 Mar 2022

Ziyaret -> Toplam : 82,55 M - Bugn : 18410

ulkucudunya@ulkucudunya.com