« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

21 Mar

2022

Müfide Ferit Tek 1892 – 24.03.1971

Mehmet Soğukömeroğulları 01 Ocak 1970

Kastamonu’da doğdu. Babası Şevket Bey’in asker olması sebebiyle görevli veya sürgün olarak görevlendirildiği yerler olan Kastamonu, Bağdat ve Trablusgarp’ta kaldı. Trablusgarp’tayken İtalyan rahibelerinin okuluna gitti. Bir süre Paris Versailles Lycee’sine devam etti ve 1907’de Ahmet Ferit Tek ile Mısır’da evlendi. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Ahmet Ferit Tek’in Türk Ocağı’nın ilk başkanı olmasından dolayı Türk Ocağı’nda konferanslar verdi, Türk Kadını ve İfham’da makaleleri ile Türk Yurdu ve Şehbal’de hikâyeleri yayımlandı. Bu hikâyelerin bazılarında “Süyüm Bike” takma adını kullandı. Siyasi nedenle sürgüne gönderilen eşiyle birlikte bir süre Sinop ve Bilecik’te bulundu. Kurtuluş Savaşı yıllarında eşiyle birlikte Anadolu’ya geçti ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde Millî Mücadele’yi destekleyen çeşitli yazılar yazdı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra eşinin büyükelçilik görevi dolayısıyla 1925-1943 yılları arasında bulunduğu yurt dışında da Türkiye ve Türk kadını üzerine çeşitli yazılar ve konferanslar verdi. Bu yıllarda Paris’te Siyasal Bilgiler Okulu’nu da bitiren sanatçı, uluslararası bazı kuruluşlarda görevler aldı. 24 Mart 1971’de İstanbul’da vefat etti (Enginün 2007: 443-444; Kolcu 2011: 262; TBEA 2010: 1002).

Osmanlı Devleti’ni içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarmak amacıyla ortaya atılan Türkçülük 1913 yılında bir devlet politikası hâline gelmiş ve dolayısıyla edebiyat dünyasında da etkisini göstermiştir. Bu minvalde yazılan ilk örneklerden olan Halide Edip Adıvar’ın Yeni Turan romanını Müfide Ferit Tek’in Aydemir romanı izler. Fuat Köprülü Müfide Ferit Tek’in bu romanı hakkında mütalaada bulunurken Halide Edip’ten sonra ilk milliyetperverliği ve dış Türkleri anlatması yönüyle önemli olduğunu vurguladıktan sonra, onun diğer önemli tarafının bir Türk kadını tarafından yazılmış olmasına da değinir (Köprülü, 2007: 123). 1918 yılında yayımlanan Aydemir, yazarın eşinin Sinop’ta sürgünde bulunduğu yıllarda kaleme alınır. Aydemir, II. Meşrutiyet yıllarında Türkistan’daki Türkleri uyandırmak isteyen, onlarda Türklük ideal ve sevgisi vücuda getirerek Türk Birliği yolunda hizmet etmeyi kendine amaç edinen Türkçü bir gencin hayatını anlatır (Kaplan, 1990:32-34). Yazar romanı kendi içerisinde bölümlere ayırmış olsa da roman gerçekte biri İstanbul’da diğeri Türkistan’da geçen iki bölümden oluşur. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Aydemir, Türkçülük idealine çocukluk çağındaki hatıralarıyla ulaşır. Dedesinin hatıralarını dinlemesi, küçük yaşlardaki kısa Rusya seyahati ve dönemin siyasi ve sosyal şartları Aydemir’in Türklük idealine bağlanmasında oldukça etkili olur. “Kimilerince Rusya’daki Türkleri ayaklandırarak ikinci bir Cengiz İmparatorluğu kurmaya çalışmakla suçlanan; kimilerince de kimsenin anlamadığı bir hayal arkasında koşan bir hayalperest olarak görülen Aydemir’in amacı sanat ve aşk ile Türklüğü diriltmektir.” (Kaplan, 1990: 33). Ona göre Attila, Cengiz, Buda, Odin gibi büyük dahileri ve insanüstü insanları yetiştirmiş bir millet için bu fikir, hayal değildir. Aydemir Anadolu’nun içerisinde bulunduğu durumdan ve adı konulmamış olsa da Hazin’e duyduğu aşktan dolayı Türkistan’a yönelmiştir. Çünkü Aydemir, “Türkler arasında milliyet duygusunu uyandırmak maksadıyla bireysel mutluluğunu feda ederek Türkistan’a gider ve orada birçok zorluklarla karşılaşır.” (Duymaz 2002: 9). Aydemir’e göre Türk Birliği fikri ilk önce Türkiye’de başlayacak, Türkistan’da devam edecektir. Aydemir’in Türkistan’daki hayatı idealist kimliğinin dışa vurumudur. O Türkistan’a, “Fukaraya beşaret, üseraya serbesti, kalbi kırık olanlara teselli, zulüm altında ezilenlere hürriyet vermek” (Tek 2002: 64) amacıyla gelir. Aydemir’in düşmanları, Türk birliğinde İslam birliğini gören hocalar ve kendilerine her söyleneni kabul eden renksizlerdir. Bundan dolayı Aydemir ölümünden sonra ülküsünü Hazin Hanım’a emanet eder. (Tek 2002: 57, 85, 104). Aydemir döneminin siyasi, sosyal ve kültürel havasının kuvvetli etkileri dolayısıyla yazılmış heyecan yönü ağır basan bir eserdir. Ramazan Kaplan’a göre, yazar romanı canlı bir hâle getirememiş, makale kuruluğundan kurtaramamış ve birtakım düşüncelerin ortaya konulmasından ibaret bir hâlde eserini vücuda getirmiştir. Düz bir çizgi üzerinde ilerleyen vaka kuruluşu ve gerçeğe ters düşecek ölçülerde idealleştirilmiş roman kişileri mevcuttur (Kaplan 1990: 34). İnci Enginün de romanın Yusuf Akçura’dan derlenen hatıralardan yararlanılarak oluşturulduğu fikrindedir (2007: 445).

Yazarın ikinci romanı olan ve 1924 yılında yayınlanan Pervaneler, yabancı okulların kültür emperyalizmine nasıl aracılık ettiğini ve bu okulların yeni nesli nasıl kendi kültürüne yabancılaştırdığını anlatır. Pervaneler’de İmparatorluktan Cumhuriyet’e doğru ilerleyen süreçte Türkiye’deki eğitim anlayışı üzerinde durulur veya roman bu tez üzerine inşa edilir. Yabancı okulların misyonerlik faaliyetlerinin millî kimlik ve kültür üzerindeki etkilerini konu alan romandaki olaylar, Amerikalılar tarafından kurulan ve amacı da “Amerika'nın nüfuzunu ve salibin büyük gölgesini buralara kadar uzatıp yaymak” şeklinde tarif edilen “Bizans Kolej” etrafında geçer. Pervaneler'de üzerinde durulan diğer konu yabancı kadınlarla yapılan evliliklerin milli kültür ve terbiye üzerindeki etkileridir. Esere göre bu ailelerde yetişen çocuklar iki kültür arasında sıkıştıkları için ikiyüzlü olurlar. Romanın dikkat çeken diğer yönü ise millî duyuşun bir toplumda gelişimi için dil ve tarihe önem verilmesidir. Müfide Ferit Tek’in diğer romanı 1933 yılında yayınlanan Affolunmayan Günah'tır. Ancak bu eser elde bulunmamaktadır ve Otto Spies tarafından Almancaya çevrilmesinden dolayı romandan haberdar olunur. Roman kişisi olan Sevda, çocukluk arkadaşıyla mı yoksa sevdiği adamla mı evleneceği konusunda kararsız kalır. İlk önce geleneklere bağlı olarak çocukluk arkadaşı olan Emin ile evlenir ve mutsuz olur. Daha sonra sevdiği kişi olan Kurt’a yönelir ve bu evliliğinde de hayal kırıklığına uğrar ve boşanır. Sonunda yalnız ve ıstırap çeken bir kadın olur. Bu romanı diğerlerinden ayıran temel nokta ideolojik arka planının olmamasıdır. Sonuç olarak Müfide Ferit Tek, millî unsurları ve ideolojik arka planı olan, dili iyi kullanan, yarattığı tiplerle yaşayan örnekler sunan bir yazardır (Demircioğlu 1998: 54-69).

M. Metin KAPLAN

04 Mar 2024

M. Metin Kaplan’ın henüz yirmi üç yaşında Bursa’da üniversite öğrencisi iken, tutuklu bulunduğu sırada, arka sayfasını tamamen “Ülkü Ocakları Sayfası” adı altında ülkücü yazarlara tahsis eden milliyetçi bir gazetede, 6.

Nurullah KAPLAN

04 Mar 2024

Yusuf Yılmaz ARAÇ

04 Mar 2024

Halim Kaya

26 Şub 2024

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

24 Şub 2024

Efendi BARUTCU

20 Şub 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Hüdai KUŞ

19 Eki 2023

Ziyaret -> Toplam : 101,14 M - Bugn : 10097

ulkucudunya@ulkucudunya.com