« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

ESMÂ bint YEZÎD

Ali Osman Ateş, 18 Eki 2021

SONRAKİ HABER

Lehistan Yaş Savaşı

20.09.1620, 20 Eyl 2021

27 Eyl

2021

Bilinçli kur tuzağı mı?

Esfender Korkmaz 01 Ocak 1970

İktisadın babası olarak tanımlanan Adam Smith, 1759 da yazılan Ahlaki Duygular Teorisinde ''Ekonomide Görünmez El''i tarif etmiştir. Görünmez el; ''Ekonomide kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bireyler, farkına varmadan topluma daha büyük sosyal fayda sağlar.''

Elbette ki teorideki bu anlayış uygulamada tam anlamıyla çalışmamıştır. Ama yine de serbest piyasa ekonomisinin bir simgesi olmuştur.

2001 yılında IMF'nin güçlü ekonomiye geçiş programı ile, devlet dışlandı, sermaye hareketlerinde tam serbestlik, dalgalı kur politikası, özelleştirmenin hızlanması, kamu desteklerinin azalması gibi gelişmiş ülkeler ekonomisine uygun bir sistem benimsendi. AKP iktidarı da buna sarıldı. İlk yıllarda başarı da sağlandı. Ama Türkiye'de piyasa yapısı, iktisadi gelişmişlik seviyesi, demokratik altyapı, sistemin çalışmasında aksaklıklar yarattı. Ekonomimiz dünyanın en kırılgan ekonomisi oldu.

Yetmedi, 2013 ve sonrasında devreye görünür eller girdi. 17-25 Aralık olayları, Fetö terörü ekonomik dengeleri daha çok bozdu. Nihayet hiçbir ekonomik gerekçesi olmadığı halde Merkez Bankası'na ve faizlere müdahale başladı.

Önce Merkez Bankası bağımsızlığını kaldıran kararname çıkarıldı. Sonra reel faiz diyen ve bu yolla kurları bulundukları seviyede tutan Merkez Bankası Başkanları, laf dinlemiyor diye görevden alındı. Bu uygulamalar her seferinde ülke riskini artırdı ve TL'nin aşırı değer kaybetmesine neden oldu.

Söz gelimi; Merkez Bankası Başkanı Ağbal'ın reel faiz ve sıkı para politikası açıklamasından sonra, öncesinde 539 baz puan CDS oranı 287 baz puana geriledi. Kurlar yatay seyretti. Ama başkan değişince CDS oranı yeniden 460 baz puana yükseldi ve kurlarda artış yaşandı.

Son olayda; Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası Başkanı ile konuştuğunu gösterge faizinin düşeceğini söyledi. Merkez Bankası Başkanı da harfiyen uydu. Ama 10 gün öncesinde 358 baz puan olan Türk tahvillerinde CDS oranı 24 Eylül'de 381,4 baz puana yükseldi. Cumhurbaşkanının faiz düşecek açıklamasından önce Eylül başında 8,32 olan dolar kuru, MB faiz düşürme kararı sonrasında Cuma günü 8,82'ye yükseldi.

Son beş-altı yıldır bu yaşadıklarımızdan ortaya net bir sonuç çıkıyor; ekonomi yönetimi faizleri kullanarak kurları artırdı. Cuma günü Dolar kuru yüzde 40 daha aşırı değerde idi.

O zaman şu soruyu sormamız gerekiyor; Yönetim neden yüksek kur istiyor?

Aslında ABD ile Çin, ABD ile Avrupa Birliği ekonomik ilişkilerine bakarsak, her ülke kendi parasının düşük değerde olmasını istiyor. Kur savaşları dediğimiz de bu anlayış üstüne kurulu kur politikasıdır. Türkiye de aynı anlayışla TL'nin düşük değerde olmasını istemiş olabilir. Ancak;

* TL'de yüzde 40 gibi aşırı değer kaybı var. Bu kadar düşük olmasının ortaya çıkardığı maliyetler de yüksektir.

* Türkiye'de ihracat malı üretimi ithal girdiye bağımlıdır. İhracat artarsa ithalat da artıyor. Dış ticaret açığında kalıcı azalma veya tersine dış ticaret fazlası olmaz.

Buna karşılık TL'nin yüksek değer kaybı, ekonomik istikrarı tamamıyla bozdu.

* Her şeyden önce faiz-kur-enflasyon, kısır döngüsü yarattı. Kur artışı Yİ-ÜFE'yi kendinden kat be kat yüksek artış yarattı ve yüzde 45'lere çıkardı. TÜFE oranı yüzde 20'ye yaklaştı. Enflasyon artışı yeni maliyet artışları yaratıyor. Bu da tekrar enflasyona ve kur artışlarına yansıyor. Yani kedinin kuyruğunu yakalaması gibi bir kısır döngü oluştu. Bu kısır döngüden çıkmamız için, önce yapısal sorunlardan oluşan kronik enflasyonu çözmemiz gerekiyor.

* TL'nin aşırı değer kaybı, Türkiye'nin CDS oranlarını artırdı. Dış borç faizlerini yüzde 7 -yüzde 8' seviyesine çıkardı, dış borçlarda temerrüt riski arttı, MB rezervlerini eritti, döviz borcu olan özel sektörün borç maliyeti arttı ve bu durum özel sektörü zora soktu. Bankalar döviz cinsinden kredileri yeniden yapılandırmak zorunda kaldılar. En önemlisi de halkın satın alma gücü düştü ve yoksulluk arttı. Dikkat edersek bunlar olacaklar değil, oldu.

Buna rağmen görünen eller eksi faiz vererek neden kur istikrarı ile oynuyor? Bu soru aynı zamanda tartışılması gereken bir algı da yaratıyor

* Ey spekülatör kur sabit seyrediyor, döviz al;

* Ey spekülatör kur artıyor döviz sat.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

18 Eki 2021

Mevlid, doğum, doğum zamanı, doğum günü demektir. Mevlid Kandili ve ya Mevlid Gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. gününü 12. gününe bağlayan gecedir. Alemelere rahmet, bereket ve İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, Hz.

Halim Kaya

27 Eyl 2021

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2021

Hüdai KUŞ

20 Eyl 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Nurullah KAPLAN

15 Eyl 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 75,95 M - Bugün : 17482

ulkucudunya@ulkucudunya.com