« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Lehistan Yaş Savaşı

20.09.1620, 20 Eyl 2021

SONRAKİ HABER

Sabra ve Şatilla Katliamı

16.09.1982, 13 Eyl 2021

13 Eyl

2021

Maria Callas

02.12.1923 – 16.09.1977 01 Ocak 1970

ABD'de doğan, Yunan soprano. 1950'li yılların ve belki tüm zamanların en çok tanınan ve başından geçen sansasyonel olaylarla ses getiren sopranolarından biridir.
New York'ta doğan Maria Callas Atina'da İspanyol soprano Elvira de Hidalgo'nun öğrencisi olmuş, çalışkanlığı ve sanat hevesi ile ilgi çekmiş, sanat yaşamına ise 15 yaşında başlamıştır. Atina Konservatuarı'nda ilk anda sesi kulağa kontralto gibi gelse de daha sonra sesinin oturmaya başlaması ile hocaları onun mezzo-soprano olduğunu farketmiştir. Kendisini bir sanatçı yapmak için uğraşan annesi ile arası daha sonra açılmıştır. Kendisi bunu bir sanatçı olup para kazanmasının ardından annesinin kendisini kıskanmaya başlamasına bağlamıştır.

Callas, kariyerine Yunanistan Ulusal Operası'nda küçük bir rol ile başlamış, Madam Butterfly ve Tristan und Isolde ile ün kazanmaya başlamış, 1947'de Verona'da öne çıkmıştır. Kariyerinin başında Wagner'in operalarını yorumlayan Maria Callas 1953-1954 yıllarında ciddi anlamda kilo vermiştir.
Kariyerinde iyice yükselmeye başlayan Maria Callas, Norma'yı, Carmen'i, Puccini'nin ve Verdi'nin çeşitli operalarını yorumlamış, çıktığı soprano ve mezzo-soprano rolleri ile çağının bir numaralı opera şarkıcısı durumuna gelmiş, La Divina unvanı ile kariyerini tamamlamıştır.
1950'lerde dönemin bir diğer ünlü opera şarkıcısı İtalyan lirik soprano Renata Tebaldi ile üstünlük yarışına girmiştir. Karşılıklı atışmalarda bulunan iki sanatçı birbirlerini aşağılayacak demeçler vermelerine rağmen sonunda her ikisi de birbirlerini takdir etmiştir. Tebaldi gibi bir sesi olmasını istediğini belirten Callas'ın ardından, Tebaldi de en iyisinin Maria Callas olduğunu kabul ederek bu üstünlük yarışına son vermiştir.
1957 yılında kocası ile evli iken bir armatör olan Aristotle Onassis ile tanışan Callas daha sonra Onasis ile bir aşk yaşamış ve böylece adını skandallarla da duyurmuştur. Aristotle Onasis ise daha sonra bir başkası ile evlenerek Callas'ın ve kariyerinin sarsılmasına neden olmuştur. Maria Callas 1977 yılında, 53 yaşında iken ani bir kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiştir.

Maria Callas'ın sesi üzerinden yıllar geçen ölümünden sonra bile hala konuşulmaktadır. Sesi birçok sanatsever tarafından farklı enstrümanların sesine benzetilmiştir. Kimilerine göre sesinin çirkin bulunmasına rağmen, birçok eleştirmen onun sesini bir anda değiştirip başka bir şekle sokabilme konusundaki üstün yeteneği, koloratur sopranoluğu ve başarılı bel canto tekniği konusunda hemfikirdir. Ses rengi de bir tartışma olan Callas, kariyeri boyunca gerek soprano gerekse mezzo-soprano rollerini başarı ile icra etmiştir. Eğitim hayatının başında kontralto, kariyerinin ilk yıllarında doğal bir mezzo-soprano olan Callas daha sonra Madam Butterfly, Rigoletto gibi operaların spinto veya dramatik soprano rollerini de üstlenmiştir.
Maria Callas'ın Paris'teki Père Lachaise Mezarlığı'ndaki sembolik mezarı. Buraya gömülmüş olan külleri önce buradan çalınmış, bulunduktan sonra da vasiyeti gereği Ege Denizi'ne serpilmişti.
Maria Callas 1969 yılında eski dostu İtalyan sinemacı Pier Paolo Pasolini'nin ısrarı üzerine yönetmenin "Medea" adlı filminde başrolü oynamayı kabul etmişti. Daha önce de opera sahnelerinde defalarca Medea rolünü canlandıran Callas, bu ilk ve tek sinema filminde hiç şarkı söylemiyordu. Pasolininin ayrıksı yorumuyla beyaz perdeye aktarılan ve mitolojik olaylara dayalı bu trajedinin çekimlerinin büyük bölümü Türkiye'nin Kapadokya bölgesinde yer alan Göreme Tarihî Millî Parkı'nda yapılmış ve o dönemde iç ve dış basında geniş yer işgal etmişti.

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2021

Gönlümüz bütün Türklerin hatta bütün insanların Ülkücü olmasını arzu eder, fakat hiç kimse Ülkücü olmaya mecbur değildir… Hiç kimse Ülkücü olmaya zorlanamaz… Çünkü Ülkücülük gönül işidir; serbest irâde ile seçilip, kabul edilebilecek bir dünya görüşüdür.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

23 Eyl 2021

Hüdai KUŞ

20 Eyl 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Nurullah KAPLAN

15 Eyl 2021

Halim Kaya

12 Tem 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 75,42 M - Bugün : 37103

ulkucudunya@ulkucudunya.com