« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Boğdan’ın Fethi

26.07.1476, 26 Tem 2021

SONRAKİ HABER

Nasîrüddin Tusî

Agil Şirinov, 19 Tem 2021

19 Tem

2021

Sadreddin Konevî

1210 - 1274 01 Ocak 1970

Sadreddin Konevî, 1210'da dünyaya gelmiştir. Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şuarâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (2000: 117) adlı eserinde Konevî’nin doğum yeri Malatya olarak rivayet edilmektedir. Kaynaklara göre Sadreddin Konevî’nin adı “Muhammed b. İshak, künyesi Ebü’l-Meâlî, lakabı Şeyh-i Kebîr (Bilgin 2010: 43)” olarak yer almaktadır. Babası Mecdüddin İshak, Muhyiddin İbn El-Arabi’nin öğrencisidir. Evliya Çelebi’ye göre (1999: 22) Konevî’nin babası İshak değil bir kuyumcubaşıdır. Konevî, babası küçük yaşta kaybeder ve babasının vasiyeti üzerine annesi İbn Arabi ile evlenir. İbn Arabi, yedi yaşlarında olan Sadreddin Konevî’nin eğitimiyle bizzat kendisi ilgilenir. Konevî, böylelikle ilk dini ve ilmi bilgilerini üvey babası İbn Arabi’den almış olur. Bir ara Şam’a yolculuk yaptı, orada Evhadüddin Kirmani’nin kendisi üzerinde etkisi olmuştur. Sonra Konya’ya yerleşti, ünü yayılarak kendisine Konevî adı verildi. Mevlana Celaleddin Rumi ile tanışarak ona hocalık yaptı. Maddi imkanlarının da iyi olması nedeniyle önemli dinî ve ilmi şahsiyetleri evinde toplayarak sohbetler gerçekleştirdi. 1274'te vefat etti.

Sadreddin Konevî’nin zengin bir kültür hayatı vardı. Konevî, tefsir, hadis, tasavvuf ve hikmet gibi pek çok ilim dalında önde gelen bir âlim aynı zamanda da zahir ve batın ilimleri de iyi derecede bilen bilgin ve düşünürdür. İbn Arabi’nin düşüncelerinin Türk toplumunda yayılmasını sağlamış ve ondan sonra tasavvuf alanında eserleri yayılarak şöhret kazanan biridir. Kendisinin etki ettiği veya etkilendiği pek çok önemli isim vardır. Bunlar arasında Mevlana, Şems-i Tebrîzî, Müeyyedüdin-i Cendi, Kayserî, Necmüddin Dâye, Siraceddin-i Urmevî, Kirmani, Zeynüddin-i Sadaka gibi sufiler, Alaattin Keykûbâd, Atabek Arslan, Sahip Ata Fahreddin gibi devlet adamları bunlardan bazılarıdır.

Konevî, pek çok sûfî gibi âlemin yaratılmasını ve kendisini varlık mertebeleriyle açıklar. Kendi deyimiyle ilahi menzillerin yani varlık mertebelerinin sayısını bazı eserlerinde beş bazılarında ise yedi olarak belirtir. Mertebelerin, sistematik bir sırası olmamakla birlikte her zaman “mutlak gayb” ilk sırada “şahadet” ise son sırada yer alır. Konevî, varlıkların yaratılması, İslam’ın temel esasları gibi pek çok meseleyi bu beşli sistemle açıklar. Bu beşlemelerini özetlemeye çalışır ve şunları aktarır: “Bu beş sırrını düşün! Beş mertebeyi, dört aslî ismi ve bunları birleştiren sırrı iyice aklına getir! Aynı şekilde, beş nikahı/birleşmeyi; harflerde, noktalarda ve i’rapta zuhur eden beşli hükmü düşün! “Allah” isminin diğerlerini nasıl birleştirdiğine bak! Sonra, emir ve mertebe açısından “cemu’l- cem”in sahibi olan “He” harfinin sırrına bak! Bu harfin sayısal değerinin beş olduğunu düşün! Aynı şekilde, zikredilen üçleme ve dörtleme ve bunların hükümlerinin yayılmasını düşün (Erdem 2010: 81)!”

Hüsamettin Erdem (2010: 82), Konevî’nin belirli bir düzene sahip olmayan varlık mertebesini şu şekilde sistemleştirmiştir:

1- Lâ Taayyün Mertebesi (Mutlak Gayb, İlahî Gayb, Ulvî Âlem),

2- İlk Taayyün Mertebesi (İzafî Gayb, A’ma, Manalar Âlemi),

3- Ruhlar Mertebesi (Melekut),

4- Misal Mertebesi,

5- Şehâdet (Mülk, Cisimler, Süflî) Âlemi ve İnsan-ı Kâmil Mertebesi,

Konevî, İbn Arabi’yle başlayan tasavvuf yaklaşımındaki değişimi devam ettirmiştir. O, tasavvufu hadis ve fıkıha göre değil İslam’ın teorik ilimlerini kaynak alarak tanımlar. “Konevî’nin ifadesiyle, muhakkiklerin ilgilendikleri ilmin adı artık metafizik’tir. Konevî’nin genel İslam düşüncesinde yeri, tasavvufun gelişim sürecini dikkate alırsak “tasavvufun felsefi bir dille kurulması”, ancak İslam düşüncesini dikkate alırsak Gazali’den sonra kirize giren metafizik düşünceye yeni bir yorum ve ivme kazandırmış olmasıdır. Bu yönüyle Konevî, Kindi, Farabi ve İbn Sina ile İslam düşüncesinde teessüs eden ancak Gazali’yle belli bir ölçüde zayıflayan Metafizik tasavvuru, tasavvufî tecrübe ekseninde (Demirli, 2010: 78)” farklı bir biçimde yaklaşan biridir.

Konevî'nin eserleri şunlardır:

1. İ‘câzü’l-Beyân fî Tefsîri Ümmi’l-Kur’ân. Farsça eseri Taşköprizade, irfânî tefsirler bölümünde birinci eser olarak maddebaşı yapmış ve Sadreddin-i Konevî’nin hayatı hakkında kısaca bilgi verilmiştir.

2. Miftâhu’l-Gayb. Konevî, bu eseri Molla Fenarî’nin babası Hamza’ya okuttuğu gibi Fenârî’ye de okutmuştur. Bu yolla Konevî’den istifade eden Fenârî, bu esere mükemmel bir şerh yazmıştır. Bu şerh ayrıntılı ve ağdalıdır.

3. El-Fükûk (Fükûkü’n-Nusûs fî müstenedâti hikemi’l-Fusûs).

4. Şerh-i Hadîs (Şerhu erbaîne hadîs). Taşköprizade, kırk hadis şerhi olduğunu, fakat tam olmadığını söyler.

5. En-Nusûs fi Tahkîki Tavri’l-Mahsûs Konevî, hocası Muhyiddin İbn Arabi’nin Fusûsu’l-Hikem’inin anahtarlarının anahtarları olarak nitelendirmiştir.

6. En-Nefehâtü’l-İlâhiyye. Tasavvuf edebiyatında “varidat” olarak nitelendirilen bir eserdir. Çeşitli hal, zevk, keşf ve menzilleri bu kitapta daha çok anlatmıştır. Konevî’nin fikirlerini iyice anlayıp kavramak isteyenlerin bu kitabı okumaları gerektiği belirtilir. Konevî’nin kendisi hakkında biyografik bilgiler verdiği, ömrünün son zamanlarında yazılan bazı mektuplarını ve geçirdiği tecrübe ve keşifleri anlatan eseridir.

7. “El-Mürâselât beyne Sadriddîn el-Konevî ve Nâsiruddîn et-Tûsî”, Konevî’nin, Nasîruddin Tusî ile felsefi konularda yazışmalarından oluşmaktadır. Konevî, özelde İbn Sina felsefesi ile ilgili konularda ve bazı filozofların değişik alanlardaki görüşlerini eleştirir ve eleştirel yorumlamalarda bulunur.

8. “Tabsıratü’l-Mübtedî ve Tezkiratü’l-Müntehî”, Konevî’nin tasavvuf adabına dair unsurlar ihtiva eden bir eseri olup Farsça kaleme alınmıştır.

9. “Mir’âtü’l-Ârifîn ve Mazharu’l-Kâmilîn fî Mültemisi Zübdeti’l-Âbidîn” (Âbidlerin Özünü Arayanlar İçin Kâmillerin Mazharı ve Âriflerin Aynası) adlı eseri kendisinden, ehlullah ve has kulların dilinde “Ümmü’l-Kitâp” diye adlandırılan Fâtiha ve Kitâbü’l-Mübîn’in hakîkatini yazmasının istenmesi üzerine yazmıştır.

Konavî'nin Esma-i Hüsna Şerhi (Şerh-u Esmâ’llah’l Hüsnâ), Fatiha Suresi Tefsiri (İ’câzü’l-beyân fî te’vîli’l-ümmi’l-Kur’ân), Fususu’l-Hikem’in Sırları (el-fükûk fî esrârı müstenidâti hikemi’l-füsûs), İ’câzu’l-Beyân fî Tefsîri Ummi’l-Kur’ân, İ’câzu’l-Beyân fî Tefsîri Ummi’l-Kur’ân Te’vîlu’l-Fâtiha, Dâiretu’l-Meârifi’n-Nizâmiyye, İlahi Nefhalar (en-nefehâtu’l-ilâhiyye), Kırk Hadis, Kırk Hadis Şerhi (Şerhu Hadis-i Erbaîn), Marifet Yolcusuna Kılavuz (Tebsıratü’l-mübtedî ve tezkiratü’l-müntehî), Mir’âtü’l-Ârifîn (Âriflerin Aynası), Sadreddin Konevî ile Nasireddin Tûsî Arasında Yazışmalar (el-mürâselât), Tasavvuf Metafiziği (Miftâh-u gaybi’l-cem ve’l-vücûd), Vahdet-i Vücud ve Esasları (en-nusûs fî tahkîki tavri’l-mahsûs) ve Vasiyyetnâme adlı yapıtları Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

Yazar: ARAŞ. GÖR. İBRAHİM GÜMÜŞ

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

27 Tem 2021

-Değerli okuyucular dün ki yazımızdan devam ediyoruz.- 4) Bölücü başı Abdullah Öcalan’ın idamına ilişkin mahkeme kararının hukuki mevzuata göre TBMM adalet komisyonuna gönderilmesi gerekirken, usulsüz bir şekilde yine Bülent Ecevit’in baskısıyla Başbakanlıkta tutulması.

Hüdai KUŞ

26 Tem 2021

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

26 Tem 2021

Nurullah KAPLAN

17 Tem 2021

Halim Kaya

12 Tem 2021

M. Metin KAPLAN

08 Nis 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 74,46 M - Bugün : 2629

ulkucudunya@ulkucudunya.com