« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

FÂRİSÎ, Muhammed b. Ebû Bekir

Sami Şelhub, 06 Tem 2020

SONRAKİ HABER

ABDÜLHAK ADNAN ADIVAR 1882 - 01.07.1955

, 29 Haz 2020

29 Haz

2020

AHMED ÂSIM EFENDİ

Nihat Engin 01 Ocak 1970

1252’de (1836-37), Gümülcine sancağına bağlı Sultanyeri kazasının Terziviran köyünde doğdu. İlmiye sınıfına mensup bir aileden gelmektedir. Babası Terziviran köyündeki Medrese-i Kebîr müderrislerinden Müderriszâde Mehmed Efendi’dir. Ahmed Âsım, hepsi de dersiâm olan dört erkek kardeşin ikincisidir.

Küçük yaşta yetim kalan Ahmed Âsım, köyündeki sıbyan mektebinde başladığı öğrenimine yine buradaki medresede devam etti. Tahsilini ilerletmek üzere daha sonra İstanbul’a gitti (1846). On yedi yıl süren bu devrenin sonunda, Fâtih dersiâmlarından Karinâbâdî Abdurrahman Efendi’den icâzet alarak Fâtih Camii’nde ders vermeye başladı (1279/1862-63). Ardından Bâb-ı Fetvâ’da yapılan imtihanı kazanıp ibtidâ-i hâriç* derecesi ile İstanbul ruûs*unu aldı. İki yıl sonra huzur dersleri* muhataplığına tayin edildi. Gösterdiği başarı üzerine Sultan Abdülaziz’in huzurunda ders vermekle mukarrir*liğe başladı (1875). Aynı yıl Meclis-i Tedkîkat-ı Şer‘iyye âzalığına tayin edildi. Bunun yanı sıra 1883 yılına kadar Fetvahane’de yapılan imtihanlarda mümeyyiz ve İntihâb-ı Hükkâm Komisyonu âzası olarak yer aldı. Yine aynı yıl ders vekili ve Meclis-i İmtihân-ı Kurrâ reisi oldu. 1887’de Haremeyn-i Muhteremeyn, 1890’da da İstanbul pâyelerine yükseldi. İki yıl sonra Anadolu, bir süre sonra da Rumeli kazaskeri oldu (1894). Bu vazifedeyken 1906 yılının sonlarında hastalığı sebebiyle bütün görevlerinden istifa etti. 1 Temmuz 1911’de Erenköy’deki evinde vefat etti ve Fâtih Türbesi hazîresine defnedildi.

Ahmed Âsım, sakalının seyrek olmasından dolayı Köse Âsım Efendi adıyla da anılmıştır. Otuz üç yıl huzur dersleri mukarrirliği yapması yanında değişik ilmî faaliyetlerinden dolayı çeşitli nişan ve madalyalar alması ilmî seviyesini göstermektedir. Ömrünün kırk altı yılı aralıksız ders vermekle geçmiştir. Huzur derslerinde muhataplık yapmaya başladığı sıralarda Sultan Abdülaziz tarafından mehâkim-i nizâmiyye reisliğine tayin edilerek mükâfatlandırılınca, öğrencilere ders vermekten ayrılamayacağını söyleyerek istifa etmesi, eğitim ve öğretimi her türlü rütbe ve makamdan üstün gördüğünü ortaya koymaktadır.

Ağabeyi Gümülcineli Mahmud Celâleddin Efendi 1875-1896, kardeşi Sultanyerli Yûsuf Ziyâeddin Efendi 1882-1915 yılları arasında huzur derslerine muhatap olarak katılan ulemâdan, küçük kardeşi Dersiâm Osman Nûri Efendi de Kırklareli İdâdîsi müdürlerindendir. Büyük kızı Ulviye Hanım ise son Osmanlı şeyhülislâmlarından Mustafa Sabri Efendi’nin zevcesidir.

Eserleri. Arapça ve Farsça’yı çok iyi bilen Ahmed Âsım Efendi geniş bilgisine rağmen az eser vermiştir. Hoca lakabıyla anıldığı ders vekilliği döneminde, Şeyhülislâm Uryânîzâde Ahmed Esad Efendi’nin emriyle, Hamidiye Medresesi imtihanı için komisyon başkanı olarak hazırladığı çeşitli ilimlere ait soru ve cevaplarla Arapça cümle tahlillerinin yer aldığı Risâletü’l-imti?âni’l-?amîdiyye adlı Arapça risâlesi basılmıştır (İstanbul 1306). Ebül‘ulâ Mardin, Ders Vekâleti başkâtibi Esad Serezli’nin verdiği bilgiye dayanarak, Şeyhülislâm Bodrumlu Ömer Lutfi Efendi zamanındaki (1889-1891) ruûs imtihanına ait Risâle-i İmti?âniyye adlı 250 sayfalık Arapça eserinin de yayımlanmış olduğunu bildirmektedir. Ayrıca çeşitli tarihlerde huzur derslerinde verdiği yirmi beş adet takriri ve muhatapların sorularıyla bunlara verilen cevaplardan meydana gelen risâlesinin müellif hattıyla bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (İzmirli İsmail Hakkı, nr. 1493). Genellikle bir veya birkaç âyetin tefsirinden meydana gelen ve müellifince bir isim konmayan eserin üzerinde Huzûr-ı Hümâyûnda Takrîr Olunan Ramazan Mev‘izeleri şeklinde sonradan verildiği anlaşılan bir ad bulunmaktadır. Risâlenin tamamı tıpkıbasım halinde Huzûr Dersleri’nde neşredilmiştir (II-III, 461-580).8 Aynı eserde, 1321-1324 yılları Ramazan aylarında Yûnus sûresinin çeşitli âyetleri üzerine yapılmış dört dersin takrirlerinin de tıpkıbasımları yer almaktadır (II-III, 397-403). Ebü’l-Ulâ, yayımlanmayan bazı risâlelerinin varlığından söz etmekte, ancak haklarında başka bilgi vermemektedir.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

07 Tem 2020

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir. Temele taş bulmak gecikebilir. Devlete baş bulmak gecikebilir. Adalet gecikmez tez verilmeli. Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU Meraklısı için yazıyorum! Biz 1970’li yıllarda bütün kutsallarımızı yüklediğimiz ve -sıradan bir siyasi parti olarak değil- bir ‘iman hareketi’ olarak gördüğümüz MHP’nin dünkü ideallerine hâlen bağlıyız.

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 65,05 M - Bugün : 19055