« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

FÂRİSÎ, Muhammed b. Ebû Bekir

Sami Şelhub, 06 Tem 2020

SONRAKİ HABER

Türkiye’yi güzelleştirecek bir hayal egzersizi

Prof. Kemal Sayar, 29 Haz 2020

29 Haz

2020

Yeni bir açılım geliyor; Kod adı: “Mümtaz’er”..

Ahmet TAKAN 01 Ocak 1970

Bayram da seyran da değildi!..
Yıllaar sonra, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, FET֒den 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Mümtaz’er Türköne’yi ne oldu da hatırlamıştı?.. Neden yeniden yargılanmasını istemişti? Üstelik, Mümtaz’er’in ağabeyi ülkücü Şehit Mustafa Türköne’nin şehadetinin 41’nci yıldönümünde… Neden geçen sene, önceki sene, ondan önceki sene değil de bu sene?.. Yeni mi farkına varmıştı acaba?.. Twitter’dan ne buyurmuştu Devlet Bahçeli;

“Ülkücü şehidimizin ağabeyi olan ve geçmişte davamıza emek vermiş Mümtaz’er Türköne’nin gerçekten suçlu olup olmadığına karar verecek yegâne merci Türk Adaleti’dir. Adil ve hakkaniyetli yargılamayla Mümtaz’er Türköne’nin üzerine atılı isnatların netleşmesi de mümkün olacaktır. Dileğim bir haksızlık varsa bunun acilen düzeltilmesidir. Osman Kavala’nın, Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak’ın ve daha pek çok sorunlu kişinin masum gösterilmeye çalışıldığı bir yerde şehit ağabeyi Mümtaz’er Türköne’nin davası tekraren ve titizlikle değerlendirilmelidir.”

Pekii o zaman!.. AKP ile FET֒nün yediği içtiği ayrı gitmediği günlerde, Mümtaz’er Türköne’nin kumpas davalarının en hararetli savunucusu olduğunu, “Öcalan’ı paşa yapalım”, “Türk Ordusu lağvedilsin” dediğini de mi unutmuştu Devlet Bahçeli?.. Ya o MHP ve ülkücülere, merhum Alparslan Türkeş’e ettiği hakaretleri…

Devlet Bahçeli’nin Twitter’dan yazdıklarının milyonda birini iktidar muhalif bir isim es kaza konu etseydi başına neler gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?.. Bu nasıl bir standart?.. Hem de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının bu kadar tartışmalı halde olduğu günlerde!..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Mümtaz’er” açılımı yandaş kalemlerden büyük destek aldı. Siyasetinde ana gündem maddelerinden biri haline geldi. MHP Genel Başkanı’nın bu çıkışının ardındaki gerçek sebep ne olabilir?..

Siyasi kulislerde konuşulduğu üzere;

Alaaddin Çakıcı’yı af ettirttikten sonra, şehit kardeşi üzerinden, her ne hata yapmış olursa olsun tüm ülkücülerin hamisi ve lideri olduğunun algısını kurmak mı istiyor?..

Yakında,- daha önce de samimiyeti çokça tartışılan ve pek rağbet görmeyen- yeniden “Ülkücüler yuvaya” çağrısı mı yapar?..

Tüm anketlerde görülen MHP’nin baraj altı rakamlarını yükseltmek için mi bu gayret?..

Siyasi kulislerde yapılan bu ve benzeri yorumlara itirazım yok. Olabilir… Ama, bence bu bütünün sadece küçük bir parçası.


Devlet Bahçeli’nin “Mümtaz’er” açılımını değerlendirirken daha büyük fotoğrafları ıskalamamak lazım. AKP’nin nasıl iktidara getirildiğini, nasıl ayakta tutulduğunu ve besleyen ana damarları hiç mi hiç akıllardan çıkarmamak gerekir. Tayyip Erdoğan’ın mutlak iktidarını devam ettirmek için politik karakterini, zik zaklarını, esnekliklerini, değişen şartlara süratli uyumunu asla göz ardı edemeyiz!.

Bakın şimdi;

Devlet Bahçeli’nin Mümtaz’er açılımını yaptığı günlerde Türkiye gündemine ne düşmüştü?.. ABD Ulusal Güvenlik eski Danışmanı John Bolton’un Başkan Donald Trump yönetimindeki Beyaz Saray’da geçirdiği 17 ayı anlattığı “Olayın Olduğu Oda” (The Room Where It Happened) adlı kitap… Yazılıyor, çiziliyor; kitapta Tayyip Erdoğan hakkında pek çok iddia var. Şuraya geleceğim;

Daha önce kaleme almıştım. Sarayda olası erken seçim senaryoları ile birlikte ABD’de kasım ayında gerçekleşecek seçim ile ilgilide hesaplar yapılıyor, “Trump kazanırsa ne olur”, “Biden kazanırsa ne olur” diye…

ABD’de yapılan son anketler, Trump’ın, Biden’ın gerisinde olduğunu gösteriyor. Demokratların ve Biden’ın üzerinde en etkili olan lobilerden biri hangisi?.. Herkesin bildiği gerçeği tekrar edelim; FETÖ.

O zaman dikkatli takibe devam edeceğiz…

Sanıldığının aksine, Devlet Bahçeli’nin gündemi tek başına belirlemediğini, bugüne kadar yaptığı çıkışların arkasında hep sarayın olduğunu yazıp durdum. Gelişmeler de hep beni haklı çıkardı!.

Sarayı ”Ya Biden kazanırsa“ sıkıntısı bastı…

Hal böyle olunca da, Bahçeli’ye “Yolu sen aç” denmiş midir?..

“Mümtaz’er” açılımı üzerinden daha neler yapılabilir?..

Bir eksen kayması daha olabilir mi?..


“Nokta mı, virgül mü, noktalı virgül mü?” başlıklı yazımda, baş başa görüşmede Devlet Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan’a Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’ten duyduğu rahatsızlıkları ilettiğini yazmıştım. Bu öyle sıradan bir Ankara kulisi değildi!.. Basit bir iktidar ortaklığı kavgası hiç değil!.. Perinçek’in savunuculuğunu ve sözcülüğünü yaptığı dünya siyasi ekseni malumunuz. Tekrarlamaya gerek yok!..

Pandemi ile birlikte ABD ve Çin büyük bir kavgaya girdi. Bu kavganın sadece siyasi etkileri olmayacak. Ekonomik açıdan da büyük kazançları veya kayıpları olacak. Saray, her olasılığı masaya yatırdı. İç siyasette Cumhur İttifakı can çekişiyor. Büyük düşüşü gösteren anketlerin önüne geçilemiyor. Ekonomi, çizilen tüm pembe tablolara rağmen dibe vurdu. 2023’den önce bir erken seçim er ya da geç kapıya dayanacak. İktidarda, 2021’e kadar dayanıp dişleri sıkma, ABD-Almanya ekseninde yer alma ve bundan da sıkışan ekonomiyi rahatlatıcı getiriler sağlamanın hesapları da yapılıyor.

Rusya’dan milyar dolarlar ödeyip alınan S-400’ler hâlâ aktive edil(e)medi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya ile ilgili “Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye ve ABD olarak birlikte çalışmamızı önerdi” demişti.

Trump kazanırsa pek sorun görünmüyor da ya Biden kazanırsa!.. Bunlar arayı düzeltmek için kâfi gelir mi?..

“Mümtaz’er” açılımı ve de aygıtı demokratları ikna edebilmenin bir yolu olabilir mi?..

Ya, evdeki hesap çarşıya uymazsa!..

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

07 Tem 2020

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir. Temele taş bulmak gecikebilir. Devlete baş bulmak gecikebilir. Adalet gecikmez tez verilmeli. Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU Meraklısı için yazıyorum! Biz 1970’li yıllarda bütün kutsallarımızı yüklediğimiz ve -sıradan bir siyasi parti olarak değil- bir ‘iman hareketi’ olarak gördüğümüz MHP’nin dünkü ideallerine hâlen bağlıyız.

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 65,05 M - Bugün : 19262