« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

HASAN FEHMİ BEY 1874 – 06.04.1909

, 06 Nis 2020

SONRAKİ HABER

Allah'ın Aslanı Uhud Şehidi: Hz. Hamza

Prof. Dr. Adem Apak, 23 Mar 2020

23 Mar

2020

UHUD SAVAŞI 23.03.625

01 Ocak 1970

Uhud Savaşı Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında 625 yılında gerçekleşen bir savaştır.


Mekkeli Müslümanlar ve müşrikler arasında 23 Mart 625 yılında gerçekleşen bir savaştır. Savaşın yapıldığı yer olan Uhud dağının adını taşımaktadır. Zorlu bir mücadele olan Uhud Savaşı’nda Hz. Hamza ile birlikte 70 sahabe şehit olmuştur. Peygamber Efendimiz ise ciddi yara almıştır. Uhud Savaşı hicretin sonraki 3. yılda Şevval ayında yapılan bir savaştır. Uhud dağı tepelerine yerleştirilen okçu birliklerin yerlerini erken terk etmeleri savaşta Müslümanların yenilgiye uğramasına neden olmuştur.


- Mekkeli müşrikler ile Müslümanlar arasında gerçekleşen Bedir Savaşı müşriklerin ağır yenilgisi ile sonuçlanmıştı. Bu yenilgiyi kabullenmekte zorlanan müşrikler öç almak istemektedirler. Bu istek ve arzu Uhud Savaşı’nın birinci nedeni olmuştur.

- Müşriklerin hazırladığı 3 bin kişilik orduya karşı Peygamber Efendimiz öncülüğünde savunma harbi olan Uhud Savaşı yapılmıştır. Medine’den bin kişilik Müslüman ordusu ile yola çıkılmıştır. Ancak Müslüman görünüşlü münafık olan Abdullâh bin Übey’in, üç yüz kişilik kendi taraftarını alarak tekrar Medine’ye dönmüştür. Bunu üzerine 700 kişilik Müslüman ordusu Uhud Savaşı’na katılmıştır.


Hz. Muhammed (s.a.v), Uhud Dağı’nın konumuna göre savaş stratejisi geliştirdi. Bu stratejide müşriklerin gücü sayısı ve nasıl bir yol izleyecekleri dikkate alındı. Uhud Dağı ordunun sırtını yasladığı bir dağ oldu. Ayneyn Tepesine ise 50 kişilik bir okçu grup yerleştirildi. Bu okçu grup Uhud ve Ayneyn arasındaki vadiden gelebilecek düşman gücüne karşı orduyu koruyabileceklerdi.

Savaş tüm hızıyla devam ederken okçular Müslüman ordusunu korumaktaydı. Allah Resulü özellikle okçuların kendisinden emir almadan yerlerini terk etmemelerini tembih etmişti. Şiddetli savaşın sonunda Müslüman ordusu kazanarak toparlanma hazırlığı içerisine girmekteydi. Savaş ganimetleri toplanmaya başlamıştı.

Okçuların başında olan Abdullah arkadaşlarını uyarmasına karşılık okçu birliğin çoğunluğu da savaş ganimeti toplamaya katıldı. Ayneyn tepesinde sadece Abdullah ve 7 kişi kalmıştı. Bunu gören müşrikler bir fırsat ele geçirdiklerini fark ettiler. Ayneyn tepesinden tekrar saldırdılar. Birçok ibretlik hikâye barındıran Uhud Savaşı’nın en can alıcı noktası ise burası olmaktadır. İki ateş arasında kalan Müslüman ordusu Uhud Savaşı’nda büyük bir yenilgi aldı.

Uhud Savaşı ibretlik bir savaş olarak tarihe geçmiştir. Bir savunma savaşı olan Uhud Savaşı’nda Peygamber Efendimizin dişi kırılmış ve yanağı yaralanmıştır.

Savaş sonucunda Hz Hamza ile birlikte 70 Müslüman şehit olmuştur. Bu şehitler arasında savaşa girmeden hemen önce Müslüman olan sahabe de bulunmaktadır. Uhud Savaşı şehitleri arasında Musab bin umeyr de bulunmaktadır. Uhud Savaşı’nın sancaktarı ve yiğit savaşçısı olarak şahadeti karşılamıştır. Hz. Hamza'nın şahadeti büyük üzüntü ve matem havası oluşturmuştur.



Müslümanların içerisinde bulunan ikiyüzlü münafıkların ortaya çıkması savaşın kaybedilmesinde etkili olmuştur. Savaş başlamadan önce savaşa gitmekten vazgeçen münafıkları tanıyarak onlara karşı daha temkinli olmayı öğretmişlerdir. Bu durum Müslüman ordusunun daha güçlü ve daha olan dolu bir mücadele vermesinde etkili olmuştur.

Peygamber Efendimizden emir almadan yerini terk eden okçular ise savaşın kaybedilmesine neden olmuştur. Emre itaat etmek yerine dünya malına savaş ganimetlerine düşmek ise mağlubiyetle sonuçlanmıştır. Hem mağlubiyet hem de çok sayıda şehit verilmesinin sebebi okçuların emre itaat etmemeleridir.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

04 Nis 2020

Aşağıdaki yazı ilk defa 17 Kasım 1950 tarihinde Orkun Mecmuası’nda merhum Alparslan Türkeş tarafından “Kazganoğlu” müstear ismiyle yayınlanmıştır. Yazıyı arşivinden bularak bize gönderen değerli araştırmacı yazar Metin Turhan beye teşekkür ederiz.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 61,28 M - Bugün : 26752