« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Santuri Edhem Efendi

1855 – 14.09.1926, 14 Eyl 2020

SONRAKİ HABER

NATO için YPG terörist değil ortak

Cahit Armağan DİLEK, 09 Ara 2019

09 Ara

2019

NATO zirvesinde neler oldu?

Sadi SOMUNCUOĞLU 01 Ocak 1970

NATO, kuruluşunun 70. yılını kutlamak üzere 4 Aralık'ta Londra'da toplanacaktı. Tam bu sırada, daha önce Konsey tarafından onaylanmış olan kuzey kanadıyla (Polonya ve Baltık ülkeleri) ilgili savunma planlarının resmen açıklanmasını Türkiye veto etti. Böyle olunca da resmi açıklama yapılamıyor, güvenlikte zafiyet oluşuyordu. Aslında Türkiye'nin amacı, NATO'nun güney kanadında da tehdit kaynağı olan PYD/YPG'nin savunma planlarında yer almasını temindi. Veto'yu görüşmek üzere Türkiye, İngiltere, Almanya ve Fransa arasında gerçekleşen 4'lü görüşmede, Türkiye vetoyu kaldırdı, PYD/YPG gündeme alınmadı.
NATO'ya üye 29 ülke liderinin katıldığı zirve sonrasında yayımlanan Bildirgede şu maddelere yer verildi:
- Terörizm bütün türleri ve tezahürleriyle hepimiz için tehdit olmaya devam ediyor. [PYD/YPG hariç. S.S.]
- NATO'nun Rusya ile "diyalog ve yapıcı ilişkilere Rusya'nın eylemlerinin bunu mümkün kıldığı sürece açık olduğu.
- NATO uzayı bir operasyonlar alanı olarak tanıdı.
- Türkiye NATO'nun Polonya ve Baltık planına destek vermeyi kabul etti.
- Çin'in artan nüfuzu ve uluslararası politikalarının ortaya çıkardığı fırsat ve sınamaları ittifak olarak birlikte ele almalıyız. Çin'in gelecekte yapılacak silahlanmanın kontrolü üzerine anlaşmalara dahil edilmesi konusunda görüş birliğine vardıkları
- ABD dışındaki müttefiklerin savunma harcamaları 5 yıldır artıyor. Savunmaya 130 milyar dolardan fazla yatırım yapıldı.
Sonuç Bildirgesi'nin hiçbir maddesini Türkiye'nin lehine yorumlamak mümkün değil. Bölücü terör örgütü PKK ve Suriye kolu PYD/YPG'nin NATO üyesi Türkiye'nin bütünlüğünü tehdit ettiği, vatandaşlarını katlettiği açıktır. Kuzey Suriye'de teröre başvurduğu, etnik temizlik yaptığı gibi insanlık suçları işlediği BM ve diğer uluslararası kuruluşların raporlarında resmen yer almıştır. Hatta ABD başta olmak üzere NATO üyesi ülkelerden ve İsrail'den alenen desteklendiği bir gerçektir. Buna rağmen bu zirvede de NATO'nun güney kanadında "tehdit" kaynağı olarak görülmemesi, terörle işbirliği anlamına gelmez mi?
Erdoğan: Zirveyi başarılı buldu (!)
Erdoğan, basın toplantısında dedi ki: "NATO'nun 70. yılını kutladığımız Liderler Zirvesini başarıyla tamamlamış bulunuyoruz. NATO'nun gündeminde olan stratejik konuları etraflıca ele alma fırsatını bulduk. Terörle mücadele, mülteci krizi, külfet paylaşımı, siber ve hibrit tehditler, ittifak dayanışmasının güçlendirilmesi, ayrıca Rusya ve Çin ile ilişkiler gündemdeki ana konu başlıklarıydı."
Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: Biz NATO üyesi olarak PKK/YPG başta olmak üzere pek çok terör örgütüne karşı mücadele eden tek NATO üyesiyiz. Biz nasıl ittifakın güvenlik tehditlerini ciddiye alıyorsak bütün müttefiklerin de bizim güvenlik kaygılarımızı ciddiye alması gerekir... Tel Abyad ve Resul Ayn'da -malum buranın uzunluğu 120 kilometre, derinliği 32 kilometre- belirlenen o barışı tesis etmeden buraları terk etmemiz mümkün değil… S-400, YPG, Doğu Akdeniz gibi Türkiye'nin pek çok güvenlik kaygılarını düşündüğümüzde bunu paylaşmayan NATO müttefikleri var. NATO Zirvesi'nde yapılan açıklamalara, konuşmalara bakıldığı zaman hepsi de teröre karşı olduklarını söylüyorlar. Ama iş başa düştüğünde buna karşı bir mücadeleyi ortaya koyma maalesef olmuyor. Dörtlü Zirve'de Suriye'de güvenli bölge inşa ve imarında, bundan sonra ciddi olumlu bir söz hasıl oldu mu? Bana göre bu konuda maalesef ülkelerin duyarsızlığı devam ediyor."
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg
*NATO'nun YPG'yi nasıl tanımlayacağı konusu zirvede ele alınmadı
* Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemi "asla" NATO sistemlerine entegre edilemez
NATO, bir bakıma ABD demek. Dünya hakimiyetinde sağladığı yarar, katkısından çok fazla. Ama ABD payını azaltıyor, diğer üyeler çoğaltıyor. Garip değil mi?
SONUÇ: Zirvede, hakkınız yok dediler. Barış Pınarı Harekatını durdurmak için, ABD Ankara'da, Rusya Soçi'de mutabakat yaptı. ABD ve Rusya muhatap kılındı. Doğudan, Batıdan ve Güneyden sınırlandık, dar bir alana sıkışıp kaldık. Suriye'de, "YPG/PYD/PKK terör örgütünü, tek terörist kalmayıncaya kadar yok edeceğiz" dedik. Güzel de nasıl? Bataklık sürekli beslenirken, tek başımıza sivrisinek avlayarak mı?

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

18 Eyl 2020

12 Eylül Askeri darbesinden sonra Ülkücüler devlet ile zindanlarda, mahkeme salonlarında ve darağaçlarında yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Bu insanlar devlet gibi, dost, baba olarak kutsadıkları müesseselerino yıllardaki yöneticileri (darbeciler) tarafından perişan edilmişlerdir, birçoğugençliklerini yaşayamamış bir büyük sevdaya kapılmanın dışında sevdiklerine, gönül verdiklerine dahi duygularını itiraf edememişlerdir.

Hüdai KUŞ

17 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,29 M - Bugün : 23589