« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

SA‘DÎ-i ŞÎRÂZÎ

Mustafa Çiçekler, 09 Ara 2019

SONRAKİ HABER

Kanije Savunması 9 Eylül 1601 - 18 Kasım 1601

, 18 Kas 2019

25 Kas

2019

Sait Öğretmen

Servet AVCI 01 Ocak 1970

Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Kazan köyüne atanmıştı... Mutluydu, hem öğretmenliği çok seviyordu hem de çok istediği Doğu'ya gidip çocuklara ders verme hayali gerçekleşmişti...
Görev yerinde iki gün kaldıktan sonra evini götürmek için memleketine geri geldi... Eşine "İsterseniz siz gelmeyin. Orada şartlar zor, köyde su yok, lojmana tamirat lâzım" dedi... Ama eşi kabul etmedi, "Sait sen neredeysen, ben ve kızım yanındayız" cevabını verdi... Gittiler, şartlar zor olsa da mutluydular...
***
29 Eylül 1994 akşamı, yemeklerini yemişler, kızlarıyla oynuyorlardı… Evlerde çeşme suyu olmaması dolayısıyla pis sulardan tifoya yakalanan Aklime Hanım, aynı zamanda hamileydi... İlaç kullandığından ayakta duramıyordu… Sait öğretmen, eşinden ve kızından yatmalarını istedi...
Aklime Hanım uykudayken kapının çok sert vurulduğunu duydu ve kalktı... Kapıyı açan eşinin karşısında, ellerinde telsizler bulunan silahlı iki kişi vardı... İçeri girip oturdular... Aklime Hanım endişelenmişti, "Adamlar kızımız Atiye'yi görünce bize bir şey yapmazlar" düşüncesiyle kızını uykusundan kaldırıp tuvalete götürdü...
Silahlı kişiler Sait öğretmene "Bizi kapıya kadar geçirir misin?" dediler... Öğretmen ve eşi balkona çıkınca, teröristler "Dışarının lambasını söndürün, evinizden çıktığımızı kimse görmesin" diye seslendiler... Kapılarındaki köpeğin kendilerini ısırmaması için ona ekmek vermelerini söylediler... Ardından "Hoca gel, sana da bir şey diyeceğiz" diyerek öğretmeni çağırdılar...
***
Hanımın hiç aklına gelmemişti iyi kalpli eşini öldürecekleri... Birden kurşun seslerini ve o sesleri takip eden eşinin "Atiyeee" diye bağırışını duydu... Yerde can çekişen eşine doğru koşup ona sarıldı ve "Beni de öldürün" diye haykırdı... Ortalıkta kimse kalmamıştı, Sait öğretmen o hâliyle "Korkma, ben yaşıyorum" dercesine hanımına işaret yapıyordu...
Aklime Hanım başındaki yazmayı eşinin sağ göğsüne bastırıyordu kanamayı durdurmak için... Bir yandan "Ölme ne olur, çocuğunu gör" diye bağırırken, diğer yandan Azrail gelmesin diye Allah'a yalvarıyordu...
Birden eve döndü, el fenerini aldı ve yardım istemek için köye koştu... Kimse kapısını açmıyor, yardım etmiyordu... Köylüler onu kovuyorlar, "Git, başımıza belâ mısın?" diyorlardı... Eşinin yanına geri döndüğünde kızı "Ne oldu anne, neden bağırıyorsun?" diye soruyor, o tekrar köye yardım istemeye gittiğinde zavallı kızı koşup eve giriyordu...
Çaresizlik içinde çırpınıyor, köylülere "Köyün erkekleri gençleri korkuyorsa, bari kadınlar yardım etsin" şeklinde yalvarırken, kadınlara zarar vermeyeceklerini düşünüyordu... "Bana bir şey yapmadılar, size de yapmazlar" diyor ve onların çocuklarına eğitim amacıyla burada bulunan eşi için "Bari bir at arabası verin, eşimi şehre tedaviye götüreyim" diye adeta yakarıyordu...
Baktı ki kimse yardım etmeyecek, ağır yaralı eşinin yanına döndü... Başını dizinin üzerine koydu... Onun can vermek üzere olduğunu görünce dudaklarını suyla ıslattı, kelime-i şehadet getirtti... Başının altına bir minder koydu, üstünü örttü...
En sonunda köy muhtarının kardeşi geldi ve "Ölmüş kızım, kalk gidelim bize" dedi... Teröristlerin geri gelip, kendisine ve kızına kötülük yapmalarından korktuğu için muhtarın kardeşinin evine sığındı... Şu satırlar Aklime Korkmaz'ın Gökkubbe'ye yazdığı mektuptan: "Evimizin köye uzak olmasından başka, aramızda bir de dere vardı. Dört buçuk aylık hamile olduğum halde, kim bilir kaç defa göğsüme kadar sulara gömüldüm, köylülerden yardım istedim. Ben ki köylülerin vahşi köpeklerinden korkuyordum, o gece köpekler feryadımdan korkup kaçıyorlardı."
Sait öğretmen şehit oldu, eşi Aklime Hanım ise iki evlâdı için yaşıyor... Bu ülkede öğretmenler katledildi... Silahsız ve savunmasızlardı... Kimisi bayrak direğine Türk bayrağını çekmekte ısrar ettiği için o direğe asıldı, kimisi öğrencilerinin önünde vuruldu, kimisi telle boğuldu... Diyarbakır Hantepe'de lojmanlarından alınıp katledilen altı öğretmenden ikisi yeni nişanlanmıştı...
***
Necmettinler, Aybükeler, Saitler, Neşeler, Aliler, Ramazanlar ve diğerleri… Öğretmenler Günü'nde gülemediler… İnşaallah gerçek 'hesap günü'nde gülerler…

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,94 M - Bugün : 3032