« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

SA‘DÎ-i ŞÎRÂZÎ

Mustafa Çiçekler, 09 Ara 2019

SONRAKİ HABER

ÜNGÖR, Etem Ruhi

Nuri Özcan, 05 Ağu 2019

05 Ağu

2019

UBEYDULLAH EFENDİ

Ahmet Turan Alkan 01 Ocak 1970

Sarıklı-cübbeli bir Jön Türk’tü. Onun çelişkilerle dolu kişiliği, Jön Türkler’in türdeşlikten ne kadar uzak oldukları hakkında fikir vericidir. II. Abdülhamid, Ubeydullah Efendi’yi (bugünkü Libya’nın güneyinde, Büyük Sahra’da bulunan) Taif’e sürmüş, İttihat ve Terakki ise İkinci Meşrutiyet’te üç defa mebus seçtirmişti. Görevle Afganistan’a gönderildi. Seyahati esnasında Tahran, İsfahan, Yezd, Kirman gibi şehirlerde konferanslar verdi. Bu sırada İngilizler’e esir düştüğü ve ardından kaçıp bir müddet Hindistan’da yaşadığı bilinmektedir. Gerek savaş içindeki faaliyetleri gerekse Alman yanlısı olarak tanınması sebebiyle Ubeydullah Efendi 29 Mayıs 1919’da Malta’ya sürüldü ve 30 Mayıs 1921 tarihinde İtalya’nın Toronto Limanı’nda salıverildiği güne kadar sürgünde kaldı. Malta’dan dönünce konferanslarına devam etti. Onun Hilâfet ve Millî Hâkimiyet başlıklı kitapta (Ankara 1923) “Hilâfet-i Sahîha” başlıklı bir makalesi görülmektedir. Bu yıllarda İstanbul’da bulunduğu ve arzuhalcilik dahil çeşitli işler yaparak geçimini sağladığı tahmin edilmektedir.

Abdülhak Hâmid ve Salah Cimcoz’un ısrarıyla Amerika hâtıralarını yazmaya karar veren Ubeydullah Efendi, 1925-1926’da Resimli Gazete’de “Yaşadığım Günlerin Hesabına Ait Dağınık Yapraklar” başlığı altında hâtıralarını kaleme aldı. 1926 Ekiminde İstanbul’da muhtemelen Beyoğlu evlendirme memuru iken “Müslümanlığa Göre Bir Erkek Dört Karı Alabilir mi?” adıyla bir makale neşretti. Renkli şahsiyeti ve ıslahatçı fikirleriyle Cumhuriyet döneminde de dikkatleri çekti; 1931 yılından itibaren dört ve beşinci dönemlerde Beyazıt mebusu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. 11 Ağustos 1937’de İstanbul Beşiktaş’ta Esat Efendi’nin konağında öldü ve Zincirlikuyu Asrî Mezarlığı’nda defnedildi. Kabri Abdülhak Hâmid’in mezarının yanındadır. Hiç evlenmemiş olan Ubeydullah Efendi maceracı mizacı, seyahate düşkünlüğü, zaman zaman değişen siyasî meşrebi, dinî meseleler hakkında takındığı değişken tavrı sebebiyle sıkça eleştirilmiştir. Birkaç roman oluşturacak derecede renkli ve hareketli hayatı onun en anlamlı eseri sayılabilir. Din ve Dünya (Liverpool 1896), Liverpool Hâtıratı-Akıl yahut Âhir Zaman Peygamberi (Filibe 1897), Geçit (Mısır 1905), Kıvâm-ı İslâm (tercüme, Mısır 1906), Islâh-ı Medâris-i Kadîme (İstanbul 1910), Kime Rey Verelim? (İstanbul 1912), Oruç (İstanbul 1924), Müslümanlığa Göre Bir Erkek Dört Karı Alabilir mi Alamaz mı? (İstanbul 1924) adıyla bazı risâleler kaleme alan Ubeydullah Efendi’nin bizzat neşrettiği ve yazı yazdığı gazete ve dergiler şunlardır: Hâver (İstanbul 1884), Şikago Sergisi (Chicago 1893), Sada (Paris 1897), Doğru Yol (Filibe 1898), el-?Arab (İstanbul 1909), Şûrâ-yı Ümmet (İstanbul 1909), Hak Yolu (İstanbul 1910, Aka Gündüz ile birlikte). Ubeydullah Efendi’nin bazı hâtıraları Ömer Hakan Özalp tarafından Malta, Afganistan ve İran Hatıraları adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 2002).

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,84 M - Bugün : 10049