« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

SA‘DÎ-i ŞÎRÂZÎ

Mustafa Çiçekler, 09 Ara 2019

SONRAKİ HABER

BALDIRZÂDE MEHMED EFENDİ

Abdülkerim Abdülkadiroğlu, 08 Tem 2019

08 Tem

2019

EBÛ HAYYÂN el-ENDELÜSÎ

Mahmut Kafes 01 Ocak 1970

654 Şevvalinin sonlarına doğru (1256 Kasım ortaları) Gırnata’ya bağlı Matahşâreş kasabasında doğdu. Berberî bir aileden gelmektedir. Lakabı Esîrüddin olup Nahvî, Gırnâtî, Ceyyânî ve Nefzî nisbeleriyle de anılır.

Çocukluğunu ve gençlik yıllarını Gırnata’da geçiren Ebû Hayyân, burada Abdülhak b. Ali el-Ensârî’den ifrad ve cem‘ yoluyla kırâat-i seb‘a okudu, bu maksatla yirmi hatim indirdi. Bu ilimde Ebû Ca‘fer b. Tabb①ve Ebû Ca‘fer Ahmed b. İbrâhim b. Zübeyr gibi üstatlardan da faydalandı. Ebü’l-Hasan el-Übbezî, Ebû Ca‘fer Ahmed b. İbrâhim b. Zübeyr, İbn Ebü’l-Ahvas gibi hocalardan Arapça dersleri aldı. Kendisini sarf, nahiv, dil, tefsir, hadis, usûl-i fıkıh ve kelâm konularında çok iyi yetiştirdi. Tahsilini tamamlayarak 674 (1275) yılından itibaren Arapça okutmaya başladı.

677 (1278) yılında (bazılarına göre 678 [1279] veya 679’da [1280]) bilgisini arttırmak ve bazı hocaları ile aralarında çıkan anlaşmazlıkların meydana getirdiği huzursuz ortamdan uzaklaşmak için Endülüs’ten ayrılıp doğuya seyahat eden Ebû Hayyân önce Kuzey Afrika’ya gitti; oradan İskenderiye, Kahire, Mekke, Medine, Bağdat ve Dımaşk’a geçti; bu arada hac farîzasını yerine getirdi. Bu merkezlerde kendilerinden istifade ettiği âlimlerle hocalarının sayısı 450’ye ulaşmaktadır. Aralarında Abdünnasîr b. Ali el-Meryûtî, İsmâil b. Hibetullah el-Melîcî, Ebü’l-İz Abdülazîz el-Harrânî, Bahâeddin Muhammed b. İbrâhim İbnü’n-Nehhâs, Alemüddin Abdülkerîm b. Ali el-Irâki gibi âlimlerin bulunduğu birçok hocadan faydalanması yanında Şâmiyye bintü’l-Hâfız Ebû Ali Hasan b. Muhammed et-Temîmiyye, Mûnise bintü’s-Sultân el-Melikü’l-Âdil Ebû Bekir b. Eyyûb ve Zeyneb bint Abdüllatîf b. Yûsuf gibi kadın hocalardan da ders aldı. Öğrencisi Safedî’ye verdiği icâzetnâmede elliden fazla hocasının adını zikretmektedir.

Ebû Hayyân daha sonra Mısır’a dönerek Kahire’de ders verdi ve telifle meşgul oldu. Burada Câmiu’l-Akmer’de kıraat, el-Kubbetü’l-Mansûriyye’de tefsir okutan ve çeşitli ilimlerde müderrislik vazifesini ölünceye kadar sürdüren Ebû Hayyân’ın derslerinden pek çok âlim faydalanmış olup Tâceddin es-Sübkî ile babası Takıyyüddin es-Sübkî, Cemâleddin el-İsnevî, Selâhaddin es-Safedî, Bahâeddin İbn Akil, Sefâkusî, Sirâceddin el-Bulkinî ve İbnü’l-Lebbân bunlardan bazılarıdır.

Türkçe, Farsça, Habeşçe ve Himyerî dilini de bilen, bu dillere dair eserleri olan Ebû Hayyân daha çok Arap dili ve grameri alanlarında ün yapmış, nahivde Basra mektebinin görüşlerini benimsemiş ve bu mektebin öncülerinden Sîbeveyhi’nin güçlü bir savunucusu olmuştur. Hatta çağdaşı ve çok sevip takdir ettiği Takıyyüddin İbn Teymiyye’nin Sîbeveyhi’yi tenkit etmesi üzerine araları açılmıştı.

Ebû Hayyân vaktinin çoğunu okuyup yazmak ve talebe yetiştirmekle geçirir, zeki ve çalışkan öğrencilerine özel ilgi gösterirdi. Derslerinde Sîbeveyhi’nin el-Kitâb’ını, kendi eserleri yanında İbn Mâlik et-Tâî’nin gramerle ilgili eserlerini de okuturdu. Dil ve edebiyattaki geniş ve köklü bilgisinden dolayı “emîrü’l-mü’minîn fi’n-nahv” ve “lisânü’l-Arab” gibi takdir ifadeleriyle anılmıştır.

Ebû Hayyân sekizinci tabaka müfessirlerinden olup eserlerinin çoğu, bu arada tefsiri daha çok gramer, lugat, belâgat ve fesahat ağırlıklı açıklamalarla doludur. Aynı zamanda şair olan Ebû Hayyân’ın bir divanı vardır. Şiirlerinin bir kısmı âlimane ve hakîmane, bir kısmı da âşıkanedir. Şiirleri içinde müveşşah*ları daha parlaktır. Kâ‘b b. Züheyr’in Kasîdetü’l-bürde’sine yazdığı nazîre oldukça başarılıdır.

Ebû Hayyân’ın Türk dili bakımından ayrı bir önemi vardır. O dönemde Türk dilinin Mısır’da sahip olduğu itibar onu Türkçe üzerinde çalışmaya yöneltmiş, Türk dilinin en eski gramer kitaplarından biri olan ve daha sonra Doğu’da yazılan benzeri eserlere kaynaklık eden Kitâbü’l-İdrâk li-lisâni’l-Etrâk’i kaleme almıştır. Ayrıca Zehvü’l-mülk fî na?vi’t-Türk, el-Ef?âl fî lisâni’t-Türk ve ed-Dürretü’l-mu?ıyye fi’l-lugati’t-Türkiyye adlı henüz ele geçmeyen eserleri telif etmiştir.

Aile fertleri hakkında yeterli bilgi bulunmayan Ebû Hayyân’ın kaynaklarda Nudâr adında bir kızı, Hayyân adında bir oğlu, oğlundan Muhammed adında bir torunu ile künyesi Ümmü Hayyân olan bir hanımından bahsedilir. Hayatının sonlarına doğru gözlerini kaybetti. 28 Safer 745’te (11 Temmuz 1344) Kahire’de vefat etti ve ertesi gün Sûfiyye Mezarlığı’na defnedildi.

Ebû Hayyân başlangıçta Mâlikî iken o dönemde Endülüs’te çok yaygın olan Zâhiriyye mezhebine geçmiş, Mısır’a gittikten sonra çoğunluğu Şâfiî olan halkın mezhebini benimseyerek Şâfiî olmuştur. Ancak Zâhiriyye’nin görüşlerine daima yakınlık duymuş, zaman zaman da bunu açığa vurmuştur. Hz. Ali’ye karşı aşırı sevgisi olan Ebû Hayyân, Mu‘tezile ve Mücessime’ye ait görüşlerle felsefeden uzak bir hayat sürmüş, Mısır’da devlet adamlarıyla samimi ilişkiler kurmuştur. Çok yer gezip çeşitli insanlarla karşılaştığı için herkese ihtiyatla ve şüpheci bir tavırla yaklaşır, kimsenin aleyhinde konuşmazdı. Cömertlikten hoşlanmadığı, cimriliğiyle övündüğü rivayet edilir. Kitap satın alanları kınar, ihtiyaç duyduğu kitapları kütüphanelerden ödünç alıp okuduğunu söylerdi.

Eserleri. Ebû Hayyân’ın kıraat ilminde on beş, tefsirde üç, hadiste iki, fıkıhta beş, edebiyat alanında on bir, çeşitli dillerle (Arapça, Farsça, Türkçe, Habeşçe vb.) ilgili olarak yirmi altı, tarih sahasında dokuz olmak üzere yetmişten fazla eser yazdığı kaydedilmekte olup bunlardan günümüze ulaştığı bilinenler yirmi civarındadır. 1. el-Ba?rü’l-mu?î?*. Nahvî-edebî bir tefsir olup ilk defa, kenarında müellifin en-Nehrü’l-mâd adlı eseriyle talebesi Tâceddin Ahmed b. Abdülkadir’in el-Bahrü’l-muhî?’in muhtasarı olan ed-Dürrü’l-lakit mine’l-Bahr bulunduğu halde sekiz cilt olarak yayımlanmıştır (Kahire 1328-1329). Yine sekiz cilt halinde Kahire’de yapılmış diğer bir baskısı daha vardır (Bulak 1928). Ofset olarak Riyad ve Bağdat’ta da basılan eser, Arafat el-A‘şâ Hassune, Sıdki Muhammed Cemîl ve Züheyr Caîd’in tashihleriyle on cilt halinde yeniden neşredilmiştir (Beyrut 1412/1992). Sabri İbrâhim es-Seyyid, bu tefsirle ilgili olarak Şevâhidü Ebî Hayyân fî tefsîrih (İskenderiye 1989) ve İ?râbü’l-Kurân fî tefsîri Ebî Hayyân (İskenderiye 1989) adıyla iki eser kaleme almıştır. 2. en-Nehrü’l-mâd. el-Bahrü’l-muhî?’in bazı değişiklikler ve ilâvelerle kaleme alınmış bir muhtasarıdır. Önce el-Bahrü’l-muhî?’in kenarında basılan eser (Kahire 1328-1329), daha sonra Bûrân ed-Dannâvî ve Hidyân ed-Dannâvî tarafından iki cüz (üç cilt) halinde müstakil olarak yayımlanmıştır (Beyrut 1402/1987). 3. Tu?fetü’l-erîb bimâ fi’l-?ur?ân mine’l-garîb. Kaynaklarda İt?âfü’l-erîb... adıyla zikredilen eser ilk defa Hama’da yayımlanmış (1345/1926), daha sonra Ahmed Matlûb ile Hadîce el-Hadîsî (Bağdad 1397/1977) ve Semîr el-Meczûb (Beyrut 1403/1983) tarafından tahkik edilerek neşredilmiştir. Ayrıca Dâvûd Sellûm ve Nûrî Hammûdî el-Kaysî, eseri alfabetik şekilde tertip ederek aslında bulunmayan bazı kelimeleri de eklemek suretiyle Tertîbü Tu?feti’l-erîb bimâ fi’l-?ur?âni mine’l-garîb adıyla yeniden yayımlamışlardır (Beyrut 1409/1989). 4. Dîvânü Ebî ?ayyân. Ahmed Matlûb ve Hadîce el-Hadîsî’nin tahkikiyle neşredilmiştir (Bağdad 1966). 5. Gayetü’l-i?sân fi’n-na?v (Beyrut 1408/1988, 2. bs.). 6. en-Nüketü’l-?isân fî şer?i Gayeti’l-i?sân. Abdülhüseyin el-Fetlî’nin tahkikiyle yayımlanmıştır (Beyrut 1405/1985, 1408/1988). 7. el-İrti?â? fi’l-far? beyne’?-?âd ve’?-?â?. Muhammed Hasan Âl-i Yâsîn tarafından tahkik edilerek yayımlanmıştır (Bağdad 1961). 8. Menhecü’s-sâlik fi’l-kelâmi ?alâ Elfiyyeti İbn Mâlik. Sidney Glazer’in tahkikiyle neşredilmiştir (New Haven 1947). 9. et-Te?yîl ve’t-tekmîl fî şer?i’t-Teshîl. İbn Mâlik et-Tâî’nin (ö. 672/1274) sarf ve nahve dair Teshîlü’l-fevâ?id ve tekmîlü’l-makasıd adlı eserinin on cilt halinde yapılmış şerhidir. İlk iki cildi yayımlanmış olup (Kahire 1328) bazı kütüphanelerde çeşitli ciltlerinin nüshaları bulunmaktadır (Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 1910, c. X; Köprülü Ktp., nr. 1475-1483, c. I-IX; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Nahiv, nr. 62, c. II-VI; nr. 6016, c. I-IV, VII; nr. 61, c. VII; nr. 465, c. V-VII). 10. İrtişâfü’?-?arab min lisâni’l-?Arab. et-Te?yîl ve’t-tekmîl’in bir muhtasarı olup Mustafa Ahmed en-Nemmâs tarafından yayımlanmıştır (Kahire 1984). Mezîd İsmâil Nuaym bu eser üzerinde, Kahire Üniversitesi Külliyyetü dâri’l-ulûm’da Menhecü Ebî Hayyân en-Nahvî fî kitâbihî İrtişâfü’d-darab min lisâni’l-?Arab ma?a tahkiki fasl minhu adıyla bir doktora çalışması yapmıştır (1397/1978). 11. Te?kiretü’n-nü?ât. Dört cilt olduğu kaydedilen gramere dair bu eserin günümüze ulaşan ikinci cüzü Afîf Abdurrahman’ın tahkikiyle neşredilmiştir (Beyrut 1406/1986). 12. Kitâbü’l-İdrâk* li-lisâni’l-Etrâk. el-İdrâk olarak da anılan eser, 2200 kelimelik bir sözlükle sarf ve nahiv bölümlerinden meydana gelmiştir. Kendi alanında elde mevcut ilk eser olan bu kitap, önce Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ndeki (Veliyyüddin Efendi, nr. 2896) yazma nüshası esas alınarak Mustafa Bey tarafından yayımlanmış (1309/1891-92), daha sonra Ahmet Caferoğlu İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki (Hâlis Efendi, nr. 6574) nüshasını da dikkate alarak eseri yeniden tahkik ve tercüme etmiştir (İstanbul 1931). 13. Ta?rîbü’l-Mu?arrib. İbn Usfûr el-İşbîlî’nin gramere dair el-Mukarrib adlı eserinin şerhi olup Afîf Abdurrahman (Beyrut 1983) ve Muhammed Câsim ed-Düleymî (Beyrut 1987) tarafından yayımlanmıştır. 14. et-Tedrîb fî tems_îli ta??îli’t-Ta?rîb. Bir önceki eserin birtakım örnekler ilâvesiyle yeniden telif edilmiş şekli olup bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Hacı Beşir Ağa, nr. 174). 15. el-Lem?atü’l-bedriyye fi’l-?ilmi’l-?Arabiyye. Nahve dair yedi babdan oluşan bu risâleye pek çok şerh yazılmıştır. Bunlardan İbn Hişâm el-Ensârî’nin (ö. 761/1350) şerhi Salâh Râvî’nin (Kahire 1982), Muhammed b. Abdüddâim el-Birmâvî’nin (ö. 831/1428) şerhi ise Abdülhamid Mahmûd Hassân el-Vekîl’in tahkikiyle (Kahire 1986) basılmıştır. 16. el-Mevfûr min Şer?i İbn ?U?fûr. Zeccâcî’nin nahve dair el-Cümelü’l-kübrâ adlı eserine İbn Usfûr tarafından yazılan şerhin (eş-Şerhu’l-kebîr) muhtasarıdır (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. Ş-24). 17. el-Mübdi? fi’t-ta?rîf. İbn Usfûr’un el-Mümti? fi’t-ta?rîf adlı sarfa dair eserinin (nşr. Fahreddin Kabbâve, Haleb 1390/1970; Beyrut 1982, 1983, 1987; Libya 1983) bir özetidir (Süleymaniye Ktp., Hacı Beşir Ağa, nr. 173/2; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. Ş-24). Muhammed ez-Zeyn Zerrûk bu eser üzerine Mekke Ümmülkurâ Üniversitesi Külliyyetü’l-lugati’l-Arabiyye’de, el-Cühûdü’s-sarfiyye li-Ebî Hayyân en-Nahvî ma?a tahkik ve dirâse li-kitâbihi’l-Mübdi? adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (1401/1981). 18. el-Hidâye fi’n-na?v (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. 1726, Mecâmî‘, nr. 721, Nahiv, nr. 428) (eserleri için ayrıca bk. Te?kiretü’n-nü?ât, nâşirin mukaddimesi, s. 20-21; Tuhfetü’l-erîb, nâşirin mukaddimesi, s. 29-34; Bulut, I, 267-274; Hadîce el-Hadîsî, s. 101-126).

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,95 M - Bugün : 6331