« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Santuri Edhem Efendi

1855 – 14.09.1926, 14 Eyl 2020

SONRAKİ HABER

Diktiğiniz binaları yiyebilecek misiniz?

Mehmet Çetingüleç, 23 Kas 2015

23 Kas

2015

Muhalefetin elde tutamadığı skor!

Mehmet Çetingüleç 01 Ocak 1970

Bu köşede 7 Haziran genel seçimlerinden önce ve sonra kamuoyu yoklamaları ve gerçekleşmeler üzerinden matematiksel analizler yapıldı.

1 Kasım seçimlerinden önce de anket sonuçlarını esas alan değerlendirmelerde bulunduk. Ancak seçim sonrası kesin bir analiz için YSK'nın resmî sonuçları ilan etmesini bekledik.

Matematiksel karşılaştırma yapmadan önce şunu söylemek lazım: Seçim sonuçları anket kuruluşlarının tamamına yakınını yanılttığı için o verileri esas alarak yapılan yorumlar da isabetli olmadı. Ancak anket sonuçlarını boşa çıkaran gelişmeler göz ardı edilemez: Ülkenin bir anda içine düştüğü bölücü terör ortamı, korku, şiddet, patlamalar, ekonomik göstergelerin bozulması gibi olumsuzluklara, muhalefet partilerinin kendi aralarında alternatif bir hükümet modeli çıkarmayıp iktidardaki partinin yolunu açmaları da eklendiğinde, “sürpriz” gibi görünen sonucun aslında doğal olduğunu söylemek mümkün.

Düşünebiliyor musunuz, ülke 5 aydır yangın yerine dönmüş, vatandaşın sabrı kalmamış, acı ve korku giderek büyüyor, böyle bir ortamda muhalefet vatandaşa “alternatif bir hükümet seçeneği” sunamıyor. Hatta seçimlerden 2 gün önce CNN Türk yayınına çıkan MHP lideri “gerekirse 1 Kasım'dan sonra yeni bir erken seçime gidilebileceğini” söylüyor.

Yani vatandaş seçimden sonra da muhalefetin AK Parti'ye alternatif bir hükümet çıkaramayacağını, dolayısıyla belirsizliğin, karamsarlığı körükleyen havanın süreceğini bilerek sandığa gidiyor.

Bu ortamda muhalefet partilerinin yükselmesi mümkün mü?

Nitekim mümkün olmadı.

Bakın AK Parti'nin ilk kez seçime girdiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana muhalefet partilerinin elde ettiği en iyi sonuç 7 Haziran seçimleriydi:

AK Parti 2002, 2007 ve 2011'de 3 muhalefet partisinin (HDP'liler bağımsız olarak girmişti) toplam oyundan daha fazla oy almıştı. İlk kez 7 Haziran'da CHP, MHP ve HDP'nin oy toplamı AK Parti'nin 14 puan üzerine çıktı. Hatta CHP ve MHP'nin oy toplamı bile AK Parti'nin yaklaşık 1 puan üzerindeydi. Ama muhalefetin sevinci kısa sürdü. Yaklaşık 5 ay sonra gerçekleştirilen 1 Kasım seçimlerinden AK Parti yüzde 49,50 oyla çıktı. Kesin sonuçlara göre CHP'nin oyu yüzde 25,32, MHP'nin yüzde 11,90, HDP'nin yüzde 10,76. Meclis'e girmeyi başaran muhalefet partilerinin toplam oyu yüzde 47,98'e geriledi. Böylece 3 muhalefet partisinin oy toplamı tıpkı 2002, 2007, 2011 seçimlerinde olduğu gibi AK Parti'nin altında kaldı.

Bu sonucun ortaya çıkardığı çarpıcı gerçek şudur: 5 ay önce AK Parti'ye 14 puan fark atan 3 muhalefet partisi, 1 Kasım'da AK Parti'nin 1,52 puan gerisine düşerek, iktidar partisine 15,5 puan kazandırmıştır.

Bu rakamlar muhalefet açısından dramatik bir sonucu gösteriyor.

Türkiye'de 13 yıldır iktidarda olan bir parti, her türlü yıpranmışlığa, metal yorgunluğuna rağmen seçime giriyor ve o seçimden yine tek başına ve yine 3 büyük muhalefet partisinin toplamından daha fazla oy alarak çıkıyor.

Muhalefet partileri çeşitli gerekçeler öne sürebilirler. Ama siyaset bir anlamda kazanma sanatıdır. Kazanamayanların kendilerini ve politikalarını sorgulaması, değiştirmesi gerekir.

Ancak, AK Parti'ye oy vermeyen kesimlerin içine düştüğü yılgınlık psikolojisinin muhalefet partilerini de esir alması halinde Türkiye'de bir daha iktidarı değiştirmek mümkün olmaz.

Evet, AK Parti yüzde 49,5 oy aldı ama yüzde 50,5'lik bir muhalif kesim var. Eğer Meclis'teki 3 parti bu kesimi güçlü bir şekilde temsil edip, etkili bir muhalefet yapabilirse, yeniden umut haline gelebilir.

İnsanlar gibi toplumları da ayakta tutan şey umuttur.

…Ve muhalefet partilerinin halkın umudunu tüketmeye hakkı yoktur.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

18 Eyl 2020

12 Eylül Askeri darbesinden sonra Ülkücüler devlet ile zindanlarda, mahkeme salonlarında ve darağaçlarında yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Bu insanlar devlet gibi, dost, baba olarak kutsadıkları müesseselerino yıllardaki yöneticileri (darbeciler) tarafından perişan edilmişlerdir, birçoğugençliklerini yaşayamamış bir büyük sevdaya kapılmanın dışında sevdiklerine, gönül verdiklerine dahi duygularını itiraf edememişlerdir.

Hüdai KUŞ

17 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,29 M - Bugün : 24264