« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

07 Kas

2007

Dava adamları

Hekimoğlu İsmail 01 Ocak 1970

Osman Yüksel, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin son sınıfına kadar okudu. Tahsilini tamamlayamadı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'di. Osman Yüksel'i kendi yazılarından tanımaya çalışırsak şöyle diyordu:
Kula kul olmak için atılmadık meydana
Biz yalnız hakikate, hakka secde ederiz
Nasıl girdiyse dava sahipleri zindana
Bilsin ki kahpe devir biz de öyle gireriz

Osman Yüksel'in ömrü hapishanelerde geçti. Ankara'da Akdeniz Caddesi'nde bodrum katta otururdu. Bir küp pekmezi vardı. Her gün o pekmeze lokmasını batırır yerdi. Milletvekilliğini kazandığı zaman Meclis'teki nöbetçi onun kıyafetine bakıp, 'Buraya işçilerin girmesi yasaktır.' der. Osman Yüksel de 'Haklısın' der, 'adama değil de elbiseye önem verilen bu devirde, sen de beni elbisem için durduruyorsun'.

Osman Yüksel Serdengeçti mecmuasını çıkarırdı. Bu mecmuaları dükkânına asmıştı. Hangi mecmuadan kaç sene hapis yattığını onların altına yazmıştı. Çıkan dergilerin başına "Açın kapıları Osman geliyor.." yazardı. Çıkardığı kitapların isimleri bile her şeyi anlatırdı. "Bir nesli nasıl mahvettiler?", "Mabetsiz Şehir" gibi... Mabetsiz Şehir isimli kitabını yazarken onun bürosunda, bodrum katındaydım. Dedim ki; ağabey, mabetsiz şehir neresi? Dedi ki; Ankara'nın Yeni Şehir dedikleri muhitte cami yok, havra yok, kilise yok. İşte mabetsiz şehir burası... (Yıl 1952)

Osman ağabey derdi ki; evvelâ gönüllerdeki putlar kırılmalı, sonra dışarıdaki putlar kendiliğinden devrilir. Her peygamber 'Lâ ilâhe illallah' diye dava eder, bunu anlatırlardı. Müşrikler putlardan vazgeçerlerdi. Lâ ilâhe illallah'ın manası, Allah'tan başka ilah yoktur. Öyleyse ilah zannedilen her şeyden vazgeçecek ki insanlar ondan sonra Allah'a inanabilsinler.

"Uyu yavrum, tepesinde haç yatan camiler var,

Bu mu seni ağlatan

Camilere hilal götür ninni,

Hem yurdunu hem öcünü al ninni

***

Uyu yavrum, uşaklarla köleler

Uyandılar, vatanını bölerler

Seni bekler boynu bükük bebeler

Uyan artık uyanacak gün bugün

Dayan artık dayanacak gün bugün

Çilesini çekmediğimiz şey bizim değildi. Hapishanede çeşitli mahkûmlar vardı. Hırsızlar, caniler ve katiller. Onlar bir hiç için hapis yatmayı göze alırken biz neden Allah için razı olmayalım derdik. Böylece işkenceler, hapislikler bizi yıldırmadı. Bediüzzaman derdi ki: "Öyle bir hayat yaşayın ki hapishanede evi aramayasınız."

Necip Fazıl'ı da kendisinden öğrenelim: "Otuz üç yıl saatim işlemiş, ben durmuşum. Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum." Necip Fazıl, Abdülhakim Arvâsi'yle karşılaşınca ruhunu doyuran bir sohbette bulunmuşlar. O an'dan itibaren Necip Fazıl'ın hayatı değişti. Eskiden göklere çıkaranlar yeni yazdığı şiirlerle ona gerici dediler. O da şöyle cevap verdi:

"Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana

Yükseldik zannediyorlar, alçaldıkça tabana

Zaman korkunç bir daire

İlk ve son nokta nerde

Bazı gün geriden gelen yüz bin devir ilerde

Yeter senden çektiğim ey tersi dönmüş ahmak

Bütün iş bir saman kâğıdından kopya almak"

Necip Fazıl, Toptaşı Hapishanesi'nde yatarken hanımı Neslihan Kısakürek ona tenekeyle gazyağı taşırdı. Elektrik yoktu. Herkes petrol lambasıyla aydınlanırdı. Necip Fazıl da hapishanenin taş duvarları arasında petrol lambasıyla odasını aydınlatıp kitabını okuyordu. Oğlu Mehmed'e yazdığı mektup şöyleydi:

"Mehmed'im sevinin, başlar yüksekte

Ölsek de sevinin, eve dönsek de"

Her şeyini malını mülkünü davası uğruna harcadı. Fakir bir hayat yaşadı. Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar. Senin büyük derdinden, başkaları ne anlar.

Vicdanı Paris'e, Moskova'ya satanlar,

Küfür diye bakarlar senin dualarına"

Cinnet Mustatili isimli kitabında onun hapishane hayatı daha iyi anlaşılır. Hayatı öyle ıstıraplar içinde geçiyordu ki:

"Söyleyin, söyleyin! Ben miyim yoksa

Bela mimarının seçtiği arsa,

Eşyadan muhacir, ruhtan öksüz"

M. Metin KAPLAN

15 Nis 2024

14 Şubat 1977 M. Metin Kaplan’ın henüz yirmi üç yaşında Bursa’da üniversite öğrencisi iken, tutuklu bulunduğu sırada, arka sayfasını tamamen “Ülkü Ocakları Sayfası” adı altında ülkücü yazarlara tahsis eden milliyetçi bir gazetede, 6.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Nis 2024

Efendi BARUTCU

01 Nis 2024

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Mar 2024

Halim Kaya

11 Mar 2024

Nurullah KAPLAN

04 Mar 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Hüdai KUŞ

19 Eki 2023

Ziyaret -> Toplam : 102,89 M - Bugn : 30560

ulkucudunya@ulkucudunya.com