« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Yazılarım

İsmet GÜLTEKİN, 16 Kas 2009

SONRAKİ YAZI

Yazılarım

İsmet GÜLTEKİN, 16 Kas 2009

16 Kas

2009

Yazılarım

İsmet GÜLTEKİN 16 Kasım 2009

MEĞERSE BİR ZAMANLAR "AKINCILARA,AKINCI GENÇLİĞE" ; 'SOKAKLARA DÖKÜLMEYİN(!)' ÇAĞRILARI YAPILIYORMUŞ!!! Türk siyasî hayatının 1970-1980 yılları arasını hatırlayanlar;"Tarihî Blok"un 'cunta zihniyetli aydınları tasfiye etmesini" ve hadi "solcu siyaset bilimci" Hasan Bülent KAHRAMAN'ca söyleyelim;"Ordu üst yönetimi, Ordu alt yönetimini tasfiye ettiği" "12 Mart 1971 Muhtırasını/Darbesini de hatırlayacaklardır. Yine KAHRAMAN'ca ifade etmek istersek;"Ordu daha da özerkleşerek, başlı başına hakim/egemen unsur hâline gelerek"; "12 Eylül 1980 öncesi şartları" da hazırlamış oluyordu:"Ordu+Aydınlar+Bürokrasi" ittifakı denilen "Tarihî Blok", neredeyse sadece 'tek bir unsur'dan, 'Ordu'dan oluşmaya da başlamıştı. Hepimiz biliyoruz ki, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi, "Ordu'nun özerkliğini, tek hakim/egemen güç, unsur olduğunu" ve tabiidir ki "Tarihî Blok"un da "sadece Ordu faktörü"ne daha fazla pekişerek dayandığını da gözlemleyeceklerdir. Hani, "Generallerin bile sokaklara çıkamadığı yıllar"dı , deniliyor ya! Hani, "İhtilal'in olgunlaşması için, daha fazla kan'a ihtiyaç vardı", deniliyordu ya! Hani, "Ülke mes'elelerine kafa yoran, hattâ kafa yormakla kalmayıp, sosyal değişimler/dönüşümler talep eden iki farklı zihniyette ve cenahta fakat "sapına kadar da 'politik, siyasî bir "cevval gençliği"n, birbirleriyle "tokuşturularak kırdırıldığı" yıllar vardı ya! Hani, adına "Ergenekon Davası" da denilen,NATO'ya girişimize kadar uzanan "anti-demokratik, dış güdümlü, içten bağlantılı" "Gladyocuların" varlığını 2009'lar Türkiyesi'nde daha da iyi bir şekilde kabullendiğimiz yıllara uzanan dönemler de vardı ya! Bilhassa 12 Eylül 1980 öncesi şartlar! Bilhassa 1970'lerde yaşanılan muhteşem göç ve kentleşme olguları ile ortaya çıkan millî, İslamî, insanî, sivil, katılımcı, demokratik, hülâsa "çevre"nin siyasî teşekküllerinin ortaya çıkışı... İşte o yıllar arasında ve şartlarda; "Neden Akıncılar, Akıncı Gençlik, sokaklara dökülmemişti?Zamanın MSP'sine , günümüz 'literatürü'ne göre söyleyecek olursak; "Millî Görüş/Erbakan Hareketi"nin gençlik kesimi olan Akıncılar, Akıncı Gençlik, neden 1970-1980 yılları arasında, solcu ve Milliyetçi-Ülkücü gençlik grupları gibi "taraf" olmadılar, "sokaklarda nümayişler yapmadılar", "sokaklara inmediler?" , "sokaklara dökülmediler?" Akıncılar, Akıncı Gençlik, dönemin "sıcak çatışma ortamı"ndan hangi gerekçe ve sebeplerle uzak kaldılar? Bu gerekçe ve sebepler nelerdi? 2000'ler Türkiyesi'nde ise bu seferde "camia"nın bazılarınca bile "tuhaf" karşılanan, "Ülkücülere, Milliyetçi-Ülkücü Gençliğe", 'en yetkili ağız'dan "çağrı"larda bulunuluyor:"Aman sokaklara inmeyin, sokaklara dökülmeyin, sizin sokaklarda işiniz yok!" diye.Peki, bu durumun gerekçe ve sebeplerini kaçımız doğru-dürüst algılayabiliyoruz ki? "Meğerse bir zamanlar,Akıncılara,Akıncı Gençliğe, sokaklara inmeyin, sokaklardan, sıcak çatışmalardan uzak durun çağrıları yapılırken; tekraren, "gerekçeler", "sebepler" nelerdi?Kaçımız böyle bir çağrının varlığını algılayabildik ki?! İşte bu suâlin cevabını, yine "solcu siyaset bilimci" Hasan Bülent KAHRAMAN'ın "AKP ve Türk Sağı"(*) isimli eserinden öğrenebiliyoruz. Eserinin "Darbelerden CHP-MSP Koalisyonuna ve MC Hükümetleri" başlıklı 4. bölümünde, KAHRAMAN; "Akıncıların, Akıncı Gençliğin bu "duruş"unun sebeplerini, bahse konu eserinin 97-103 sayfalarında şöyle izah ediyor: 1)Güçlerinin olmaması... 2)Akıncıların ve İslamî Sağ yanlılarının "devlet"te onlara sahip çıkacak desteklerinin yokluğu, arkalarının olmayışı... 3)"İslamî ideolojiyi savunan bir kadro, bir de eline silah alırsa, Ordu derhal onu, Kubilay Olayı'ndan, 31 Mart Vakıası'ndan gelen tepkisiyle alt ederdi."( s.99) 4) "Siyasal İslam, Türkiye'de sokağa çıkmanın ve sokakta silahla vuruşmanın anlamsızlığını düşünmüş olabilir. Ayrıca, buna ihtiyacı yoktu. Çünkü siyasal İslam o büyük siyaset kültüründen gelen bir ideoloji olarak kendi yapmak istediklerini, eğer bunun nihai hedefi devleti ele geçirmekse - ki bu meşru bir taleptir; siyaset bunun için yapılır-, bu nihai hedefi doğrudan doğruya siyasal yolla sağlamayı öngören bir vizyona sahipti.Bu bugün de geçerlidir."(s.99,100) 5) "Akıncıların ve onların sahibi olan büyüklerinin, üstadlarının, hocalarının onlara sokağa çıkmamalarını tavsiye ettiklerine ben kanaat getirmişimdir kendi kafamda. Bunu kontrollü bir biçimde savunabilirim. Niye? Çünkü onlar(Akıncılar, Akıncı Gençlik) devletin siyasal bir organ olduğunu ve bu siyasal organın siyasal yolla ele geçirilebileceğini düşünen, büyük, derin ve güçlü bir siyasal kültürden gelmektedirler. Akıncıların sokağa çıkmamalarının en önemli sebeplerinden birisi budur."(s.101) İşte, eserinde neredeyse sürekli olarak "İslam büyük bir siyasî kültürdür" vurgusu yapan Hasan Bülent KAHRAMAN'ın "spekülasyonda bulunabilirim" deyip de getirdiği izahatlar bunlar. Şahsen,"Akıncılardaki,Akıncı Gençlikteki böyle bir "duruş"u zaman zaman "cesaretsizlikleri"ne bağlamış olsam da; hattâ "12 Eylül Urganlarında sıfır çeken nesiller" demiş olsam da; zamanla böyle bir "duruş"un, ne kadar da "basiretli bir duruş" olduğu kanaatine vardım, diyebilirim... Evet, günümüzde isimleri bile hatırlanılmayan "Akıncılar, Akıncı Gençlik" de dahil, "40.Yaş"a erişen "İslamî Camia"nın gençlerini , aslında 2009'lar Türkiyesi'nde de "Türkiyemizin "sokakları"nda sahiden görebiliyor muyuz ki? Ve 2000'li yılların Türkiyesi'nde,"Ülkücülere, Ülkücü-Millyetçi Gençlere, sokaklara çıkmayın, sokaklara dökülmeyin çağrılarını yapan 'Lider'in "aslında ne demek istediğini anlayabiliyor muyuz ki? Hâlâ "Devlet"in "12 Eylül'lerde" kendilerine yaptığı "çok ağır uygulamalarının trawmasını", "Bu Kalp Seni Unutur mu?" gibi TV dizilerinde "görsel sunumlu" olarak hatırlayan "Milliyetçi-Ülkücü Gençlik" de, "Devlet'in sokaklara çıkarak değil; siyasî yollarla ele geçirilebileceğini kavrayabiliyorlar mı ki?! Hülasaten, "sokaklardan devlet'e, devlet yönetmeye uzanmak" mümkün mü?! (*):Hasan Bülent KAHRAMAN, "AKP ve TÜRK SAĞI", 'Güncel Siyasî Meseleler', Söyleşi:Recep YENER, Agora Kitaplığı, 2. Basım, Mart 2009, İstanbul 02.11.09 İsmet GÜLTEKİN ismet_gultekin@mynet.com veya metgultekin@hotmail.com

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Ağu 2019

12 Mart 1971 Askeri muhtırası ile bütün üniversite ve yüksek okullardaki Ülkü Ocakları, Hür-Genç, Dev-Genç ve benzeri kuruluşlar kapatılarak faaliyetlerine son verildi.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 53,12 M - Bugün : 6867