« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

"Tam Bağımsız Türk Devleti"

METİN ÖZKAN, 12 Şub 2008

SONRAKİ YAZI

Fıkıh mezheplerinde örtünme

Hayrettin KARAMAN, 12 Şub 2008

12 Şub

2008

‘Asena’ mı? O ne?

Güler KÖMÜRCÜ 12 Şubat 2008

Ve korkulan oldu, rejim krizine kadar gidecek bir kapının yolu açıldı. Anayasa değişikliği, türban tamam, gözler Köşk ve Anayasa Mahkemesi’nde. Toplum bu mayınlı konu ile laik-anti laik diye ortadan ikiye bölünmeye çalışılıp, yüksek gerilim altında sular bulandırılıyor iken arka planda büyük bir tehdidin adım adım yaklaştığını ise göremiyor, çünkü gösterilmiyor.

Aylar önce Leyla ZANA söyledi, ‘Türkiye federasyona hazır olsun, federasyonun zamanı gelmiştir’ dedi. O günden sonra bu talep çeşitli toplantılarda farklı kişilerce de dile getirildi, sizlerin kulağı bu söyleme aşina edildi. Nihayet önceki gün de DTP’li Aysel Tuğluk bas bas tekrarladı, Tuğluk, mevcut Kürt sorununa yaklaşımın ‘kardeşim, canım’ düzeyinde olduğunu savunarak, ‘Biz böyle kardeşlik istemiyoruz. Kürtler federasyonu da, ayrılmayı da tartışıyor’ dedi.

PAZARLIK MASASI Aylardır yazıyorum, ‘en iyi barış şahinlerle yapılır’ tezinden yola çıkan malum birileri (!) sağ ve solda sözde en şahin olanları siyasetin vitrinine yerleştiriverdi. Halk kirli bilgilendirme tuzağında şaşkın, akıl tutulması içine sokulup... Vatandaşa kavga edin denildi, Türkçü-Kürtçüler marjinal gruplar yaratıldı ve psikolojik savaş kışkırtmalarıyla kavga ortamı hazırlandı. Peki şimdi sırada ne mi var? Önce tansiyonların biraz daha gerilmesi var, bu bilgi değil, onlarca uzmanın öngörüsü. Tansiyon iyice yükseldikten sonra da... Kavga eden taraflar, malum şahin (!) siyasilerin arabulucuğunda barışıp, el sıkışacaklar. Peki bu kendir pişir kendin ye masasından biz ne ‘taviz’ vererek kalkacağız? Cevabı şu anda kimse bilmiyor, masaya oturanlar, masanın sahipleri de cevabı bilemiyor, çünkü pazarlıkları sürüyor, en az 1 yıl daha sürecek de.

Siz ise hâl⠑yeni bir Atatürk’ ve kurtarıcı liderler bekliyor, eski efsanelerin düşünü kurup, ASENA’nın size yol göstereceğini umuyorsunuz. Haydi, gerçekçi olalım, ‘Asena’ denilince bugün milyonlarca necip vatandaşımızın aklına acaba, binlerce yıl önce yok edilmek istenen Türklerin, çok az kalan nüfusunun dişi kurt ‘Asena’yı izleyerek dağların arasında bir çıkış bulması mı geliyor? Hayır. Gelmiyor. Asena denilince, magazine ruhunu teslim etmiş milyonların aklına ‘dansöz Asena’ geliyor, çünkü birileri gayet bilinçlice kavramların içini boşalttı. Sizler ise bunlara karşı, kitlelere gerçek efsaneyi asla tanıtmadınız, Asena’nın gerçekte ne olduğunu öğretmediniz, birbirinizle, size benzeyenlerle aranızdaki ‘vatan elden gidiyor’ türünden boş yakınmalara devam edip, 30 milyon genç nüfusa ‘Asena’nın dansöz değil ‘Türk destanlarındaki yol gösterici dişi kurt’ olduğunu, kitaplar, şölenler, tiyatrolar, şarkılarla anlatma, tanıtma ihtiyacı duymadınız. Bırakın bu etkinlikleri, şimdi küçük kardeşinize, genç yeğeninize veya çocuğunuza sorun bakalım, ‘Asena’ deyince aklına ne geliyor? Kaç Türk destanı ya da Kurtuluş Savaşı’nın kaç isimsiz kahramanını tanıyorlar, siz daha yakın halkanızın ‘kör bilincini’ uyandırmadan....

Bitmedi, bugünlerde gençler arasında yapılan bir ankette, gençlere ‘en çok kime benzemek istiyorsunuz’ diye sorulduğunda Polat Alemdar 1’inci sıraya yükselirken, Atatürk yüzde 0.5 oy ile birçok sanatçı ve magazincinin arkasında kalıp son sırada yer almış. Peki ya siz bu satırların okuru, her şeyi ‘merkez’den (orası neresi ise) beklemek yerine, Atatürk’ü birbirinden koparılmış çevrelere zorlama ‘siyasi tutkal’ gibi kullanmaya kalkmadan, felsefesini, duruşunu, ilkelerini dayandırdığı muhteşem hitaplarını, NUTUK’larını akşam ev yemeklerinizde kaç defa konu ettiniz? Bırakın kitleyi, kendi çevrenizdeki ‘laylaylomcu gençlere, çok sıkıştığında topu darbe beklentilerine atıp bu nedenle de askerini, güzide Silahlı Kuvvetleri’ni kendi eliyle yıprattığını fark edemeyen eşinize-dostunuza, Atatürk’ten, yüzlerce isimsiz milli mücadele kahramanının ruhundan bir tutum ‘milli şuur’ tohumu ekmeyi hiç denediniz mi?

Yeni bir Atatürk olmayacak, yeni bir Asena da olmayacak. Milyonlarca Atatürk, milyonlarca Fevzi Çakmak, milyonlarca Kuşçubaşı Eşref ve de milyonlarca Zübeyde Hanım ve milyonlarca ASENA olacak, OLMALI. Onların ruhları sizin/bizim genetik aktarımımızda mevcut ama yerlerine ‘günümüzün naylon karakterleri’ monte edilip, gerçek kahramanlar, gerçek destanlar birileri tarafından bilinçli olarak ‘tarihe gömdürüp hatta daha fazlası itibar infazlarına maruz bırakılıp’ şuurlarınızdan silinmiş durumda. Bir avuç kalmış sizlerin o destanları, o kahramanları bilmeniz yetmez, anlatın, çoğalın, demokratik sivil ve de elbette yasal ortamda...

Sözde değil özde Atatürkler, özde ‘Asenaların’ doğumunu başarmalıyız kendi sancılı ruhlarımızda... Yukarıda 3 paragraf önce aktardığım ‘pazarlık’ masasına artık sizler de oturmak zorundasınız çünkü ey...Ne okur?! Adınızı siz koyun...

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,92 M - Bugün : 3226