« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye’yi işgal projesi

SIRRI YÜKSEL CEBECİ, 29 Oca 2008

SONRAKİ YAZI

Ulusalcı dalgayı böyle mi aşacaksınız?

Arslan BULUT, 29 Oca 2008

29 Oca

2008

Altemur Kılıç “Cadı avını” anlatıyor

BEHİÇ KILIÇ 29 Ocak 2008

YAŞANANLAR ilginç çağrışımlar yapmaya başladı, hadi hayırlısı!.. Sayın Altemur Kılıç,Cumhuriyetin yaşayan tarihi olarak "1944 tabutluk olayını" yazdı... Altemur Kılıç Robert Kolej öğrencisi olduğu sırada "Milliyetçi olduğu için" Emniyet'e çekilmişti... Nereden nereye, yani şimdiki bu durumdaki öğrencilenih sürüklendiği rüzgarları düşündükçe!..

Sayın Kılıç "O günleri" anlatıyor...

"Almanlar'ın Rusya seferi hüsrana uğrayınca, o zamana kadar müteffikleri de gücendirmeden Almanya'ya doğru eğilen hükümet, siyasetini tamamiyle değiştirdi ve Almanya'ya karşı tavır aldı. Bununla beraber, Rusya'yı memnun etmek için de Turancılar'a karşı döndü... Bu sırada solcular da azıtıyorlardı ve hükümetin bir kısmından, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan, Ankara Üniversitesi'ndeki solcu hocalardan destek görüyorlardı. Faris Erkman adlı birinin hazırladığı "En Büyük Tehlike" adlı broşürde, bu tehlikenin "Turancılık" olduğu iddia ediliyordu... Bu broşür TBMM'nin gündemine de girmişti ve zamanın Dışişleri Bakanı şöyle diyordu: "Bizim Türklüğümüz bu vatanın sınırları içine girmiş olan Türklere ait ve münhasırdır". 19 Mayıs 1944'te İsmet İnönü'nün nutkuyla "Milliyetçiler'e, Turancılar'a" karşı açık tutuklamalar ve "Cadı avı" başladı...

3 Mayıs tarihli gösterilerin ve 19 Mayıs Nutku'nun ardından 50 milliyetçi toplandı... Sansaryan Hanı tabutluklarında işkence gördüler ve sonra da 23'ü, 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılandılar. Ve sonunda da mahkûm edildiler. Hatıralarını saygıyla andığım bu milliyetçiler; Dr. Yüzbaşı Hasan Ferit Cansever, Dr. Üsteğmen Fethi Tevetoğlu, Piyade Üsteğmen Alparslan Türkeş, Piyade Teğmen Nurullah Barıman, Topçu Asteğmen Zeki Sofuoğlu, Ulaştırma Asteğmen Fazıl Hisarcıklı... Ve cezaevinde tutuklular arasında; Nihâl Atsız, Hüseyin Namık Orkun, Nejdet Sancar, Rasin Tümtürk, Cihat Savaşfer.

İstanbul Tophane Askeri Hapishanesi'nde bulunan asker sanıklar da şunlardı: Zeki Velidi Togan, Orhan Şaik Gökyay, Reha Oğuz Türkkan, Cemal Oğuz Öcal (Hıncal Uluç'un babası) Said Bilgiç...

Almanlar Rusya'ya saldırınca ben de okuldan kaçarak Alman SS'inin Türk lejyonlarına katılmak üzere Edirne'ye gitmiştim. Oradan nasıl gideceğim belli değildi ama bir yolunu bulurum diye düşünmüş olacağım..."

DURUŞMALAR

Ben Tophane Duruşmaları'nı bu sefer gazete muhabiri olarak izledim...

Turancılık Davası, 7 Eylül 1944 günü başladı. Savcı Kâzım Alöç tarafından okundu. Kararın başlangıcında yer alan "Vatana ihanetleri sabit olanlar..." ibaresi sanıkları tutuklananları yargılanmadan suçlu ilân ediyordu...Tutuklular duruşmada işkence gördüklerini söylemeleri üzerine Savcı Alöç, bu ifadelerini mahkeme zabıtları geçirtmemiş, itirazları yapanlar ya azarlanmış ya da dışarı atılmıştı. Savcı Kazım Alöç işkence itirazlarına karşılık; "Biz bunları huzurunuza vatan hainleri, caniler ve katiller olarak getirdik. Bunları Pera Palas Oteli'nde yatıracak değildik. Onlar müstahak oldukları muameleyi görmüşlerdir. Elbette onlara her nevi zulüm yapılmış ve yapılacaktır" diyordu...

Muhakeme sırasında Alparslan Türkeş ile Mahkeme Başkanı arasında cereyan "Türk Birliği" konusundaki tartışma sırasında Türkeş'in geleceğe matuf şu ifade ve tespitleri oldukça dikkate şayandı;

"... meselâ, 1917'de olduğu gibi 1965'te veya 1990'da da Rusya'da bir ihtilal zuhur edebilir. O zamana kadar Türkiye harp endüstrisi bakımından da, ilim ve irfan bakımından da ilerlemiş bulunur ve Türkiye'nin de yardımı ile bu birliğe doğru yürünebilir..."

7 Eylül 1944'te başlayan ve 65 oturum devam yargılama sonunda hükümler 29 Mart 1945 tarihleri arasında tefhim edildi "Sanık" milliyetçiler, üçü hariç muhtelif hapis ve sürgün cezalarına mahkûm olmuşlardı. Alparslan Türkeş ise 9 ay 10 gün hapse mahkûm edilmişti!

Bu karar temyiz edildi ve Askeri Yargıtay bu mahkumiyet kararlarını esastan ve usulden bozdu. Yeniden yargılanan sanıklar bu sefer beraat ettiler. Okunması dört saat süren beraat kararında; "Bu nümayiş, millî bir ideolojinin millî olmayan bir ideolojiye karşı ifadesinden ibarettir" deniliyordu. Bu karara imza atan General Ali Fuat Erden, Tümgeneral Kemal Alkan ve Tümgeneral İsmail Berkok, hemen başka yerlere tayin edilmişlerdir..."

Ne dersiniz, bir "Tekerrür mü" var?..

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,92 M - Bugün : 3184