« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

12 Ara

2006

İSLÂM'DA DİRİLİŞİN ÖNCÜSÜ TÜRK MİLLETİ OLACAKTIR

S. Ahmed ARVASÎ 12 Aralık 2006

«İslâm'da dirilişe» karar veren kadroların, her şeyden önce «İslâm’ı» dosdoğru öğrenmeleri ve yaşamaları gerekmektedir.

Bu, zannedildiği kadar zor değildir. Çünkü, «İslâm'ın aslî kaynakları» ve bunların ışığında «tedvin» ve «telif» edilmiş «klâsiklerimiz», Allah’a hamd olsun, asırlara dayanarak, sapasağlam olarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Ecdadımız, güçlü kitaplıklar kurarak ve bunları gözbebeği gibi koruyarak bizlere bırakmıştır. Bize düşen iş, bu hazineleri, gene nesillere açmak, «mukayeseli bir kültür ve medeniyet eğilimi» şuuru içinde, «maarif» ve «yayın» hayatımızın vazgeçilmez temeli haline getirmektir.

Bütün dünya, böyle yapıyor. Bilfarz Batı, kendi klâsiklerini genç nesillere sunarken, onların yazıldıkları asırlara, uğraştıkları veya ele aldıkları problemlerin «aktüel» değerlerine bakmıyor. Onları, içinde doğdukları zaman ve mekânı etkilemeleri, kültür ve medeniyete katkıları oranında değerlendirerek bir araştırma malzemesi olarak ele almaktadır. Herkes, ihtisası içinde, bunları değerlendirirken, belli zaman ve mekân dilimleri içinde atalarının tecrübelerini de, düşünce ve tavırlarını da öğrenerek «çağdaş dünyada» yer almaya çalışacaktır. Bugün 20. asırda bulunmasına rağmen, Avrupalı'nın ısrarla bundan 2000 ve 2500 yıl önceki Greko-Lâtin klâsiklerine önem vermesi boşuna değildir. Asla unutmamak gerekir ki, medeniyetler, kendi «kültür kökleri» üzerinde ayakta durabilir ve gelişebilirler. Bizim, böyle ,bir «kültür kökümüz» yok mudur?

Biz, «İslâm'da diriliş» hamlemizi, «çağdaşlarımızı hayran bırakacak bir seviyede», temsil etmek üzere, berrak ve katışıksız bir «iman» ve ona paralel teşekkül edecek bir «hayat» tarzında gerçekleştirmek istiyoruz. Karahanlı, Selçuklu ve yükselme dönemindeki Osmanlı gibi, «dinamik» ve fakat «bid'atsız» bir «din şuuru» içinde Şanlı Peygamberin ve Yüce Sahabî'nin çizgisini bulmak istiyoruz. Bununla ne demek istediğimizi anlamayanlar ve şu veya bu şekilde saptırmak isteyenler, Malazgirt kahramanı Muhammed Alparslan'ın: «Biz, bid'at bilmeyen tertemiz Müslümanlarız» sözünü de anlamak istemeyeceklerdir. Herkes bilsin ki, biz, imanımız ve İslâm’ımızı soysuzlaştırmadan en ileri hamlelere talibiz. Ecdadımız isbat etmiştir ki. İslâm, doğru, güzel, iyi ve helâl olan bütün gelişmelere ve hamlelere açıktır. Biz, ecdadın, bu çizgisinde, gelecek çağlara doğru imanla, ilimle, teknikle, güzel, doğru, iyi ve helâl olan bütün değerlerle birlikte yürüyeceğiz. Bizim medeniyetimiz, yeniden ve en güçlü biçimde mâbedlerimizin, laboratuvarlarımızın ve sanat âbidelerimizin yüce atmosferinde filizlenip, dalbudak salacaktır. Biz, Osman'ın rüyasına benzer bir rüya .görüyoruz. Bu rüyayı, Osman gerçekleştirmişti. Şimdi, sıra Türk-İslâm ülküsüne bağlı ve «diriliş İslâm'da» diye coşkun bir heyecan içinde ayağa kalkan genç «Oğuz çocuklarında»dır.

Biz, Resul-u Ekrem'in çizgisinden Ashab-ı Kiram'ın heyecanına benzer bir heyecan duyuyoruz. Biz, İmam-ı Âzam'ın, İmamı Gazalî'nin, İmam-ı Rabbanî'nin, İmam-ı Birgivî'nin, Ahmed Yesevî'nin, Mevlâna'nın, Hacı Bektaşi Velî'nin ve Yunus Emre'lerin heyecanını, yeniden ve birlikte duyuyoruz. Biz, Türk -İslâm Medeniyetinin, bizden gizlenen, gözlerimize ve dimağlarımıza kapatılan köklerini ve kaynaklarını er geç keşfedecek ve yeniden -Allah'ın izni ile- açacağız.

Yani, ,biz, İslâm dünyasındaki gelişmeleri kaygı ile takibederken Türk-İslâm Ülkücülerinin «İslâm'da diriliş» hamlesini ümit ve sevinçle idrak ediyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, «uyanışın» da, «dirilişin» de, kaynağı Türkiye olacaktır.

Türk-İslâm Ülküsü, C; 3, sh: 139- 140

Ziyaret -> Toplam : 107,19 M - Bugn : 9532

ulkucudunya@ulkucudunya.com