« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

06 Ara

2006

DİL VE SÖMÜRGE EĞİTİMİ

Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU 06 Aralık 2006

Dil bir milletin kültürünün temel unsurudur. Dile ve dilde yenileşmeye gerekli önemi vermeyen, eğitimini yabancı bir dilde yapan milletler yaratıcı düşünce ortaya koyamaz. Yabancı dilde eğitim bir milleti sömürgeleştirmenin en etkin yoludur. (Bu konuda İngilizlerin İrlandalılara yaptıklarının iyi incelenmesi gerekir. Ayrıca Japonların kendi dil ve kültürlerine sımsıkı sarılarak bilim ve teknikte bugünkü düzeye geldiklerini unutmayalım.) Bu sömürgeleştirme oyunu Türk okullarına atılan ilk Amerikan İngiliz çengeli vasıtasıyla 1950'lerin başlarında başlamıştır. Milletimiz için zararlarını ve bundan sıyrılmanın yollarını şöyle sıralayabiliriz.

1- İngilizce bilim eğitimi sonucu, Batı hayranı kendi kültürüne yabancılaşan ve onu aşağılayan bir nesil yetişir. Böyle yetişenlerle bilim yapılamaz. Ayrıca İngilizcenin evrensel olduğu fikri de yutturmacadır. Bir insan bilimi en iyi, en rahat, en hızlı bir şekilde kendi dilinde öğrenir.

2- Dil bir milletin onurudur. Ancak onurunu koruyabilen milletler dünyada ciddiye alınır. Ünlü Alman tarihçisi ve dil bilgini Brockelman'ın şu sözleri çok önemlidir: “Dil bir milletin özelliklerinin (en) sadık aynasıdır. Millî benliğini, ulusal özelliklerini bilinçle kavrayabilecek düzeye erişmedikçe, hiçbir millet siyasî ya da manevî yönden kendisinden üstün olan yabancı milletlerin kültürel etkisine ve bu kültürün taşıyıcısı olan yabancı sözcüklerin anadiline girmesine engel olmak gerektiğini tam olarak kavrayamaz.”

3- Bilimin uluslararası yanı yöntemleridir. Ama hangi konuda araştırma yapılacağı, ne üzerinde çalışılacağı yani bilimin amaçları ulusaldır, toplumsaldır, kişiseldir. Bilim kişinin doğa ile etkileşiminde ortaya çıkar. Doğa sınırsız, kişiler ve toplumlar ise sınırlı olduğundan, o ülke bilimcilerinin düşün, istem ve kültür yapısına, o ülkenin kendine en çok gereken konu ve uygulamalarına göre genişler. Onun için bugün fen dallarında bile bir Fransız molekül biyolojisini (özdecik dirilbilimi), bir Amerikan fiziğini, bir Alman kimyasını, başka ülkelerin dirilbilimi, fiziği, kimyası yanında ayırt etmek, bir üslûp ve yön ayrıcalığını sezmek mümkündür. Bu üslûp ve yön ayrıcalığını yaratan o ülkelerin kültürleridir. Anadilinde bilim eğitimi yapmayan toplumlar kendine özgü bilim okulları (ekolleri) kuramazlar.

4- Bilgisayar teknik bilimi geliştikçe millî dil ve kültürleri yok etmek yerine onları da beraberinde geliştiriyor. Bilgisayardan örütbağa (internete) girildiği zaman karşımıza Macarca, Çekçe, Rusça, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Fince, Korece, Japonca, Lehçe ve birçok başka dillerden bilimsel makaleler, türlü haberler ve bilgiler çıkar. Çeviri yazılımlarıyla bilgisayar dilleri birbirine tercüme edebiliyor.

1960'ların sonu ve 1970'lerin başlarında, ilk kez bilgisayarlar Türkiye'ye girdiğinde Hacettepe, Bilkenti'nde Dr. Aydın Köksal ve arkadaşları daha başlangıçta “bilgisayar”, “bilgi-işlem” gibi güzel terimler kullanarak Türk dili ve yeni çağ Türk kültür ve teknikbilimine büyük bir hizmette bulundular. Yazılım teknikbilimine yeterince önem verirsek, yani Türkçe ile çalışan yazılımlar üretirsek dilimizi ve kültürümüzü İngilizce'nin etkisinden koruyabiliriz.

5- Türklerde matematiğe karşı büyük bir yatkınlık vardır. Türk tarihi ve Cumhuriyet dönemini incelersek, bunu, açıkça görürüz. Çünkü Türk dilinin yapısı matematikseldir. Ayrıca, Türkçe okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir dil olduğundan bilgisayar için en yatkın dildir. Türkçe bilim yapar, yanımıza da bilgisayar teknikbiliminin olağanüstü olanaklarını alırsak, matematik gibi olan bu dille harikalar yaratırız. Buna kısaca yerel düşünüp, küresel davranmak diyebiliriz.

6- Bir ulusun dilinin yok edilmesi, en büyük kölelik ve bir kültürel soykırımdır. Bu soykırımı önlemek için eskiden 3. Dünya dediğimiz, şimdiki Avrasya ülkelerinin ortak bir haber ajansları olmalıdır. Haberleri doğrudan birinci elden almalılar ve birbirlerini tanıma imkânları olmalı. Birbirimizin dillerini öğrenmeliyiz. Avrasya evrenkentleri kurulmalıdır.

Doğadaki her bitki ve her hayvanın doğaya bir katkısı vardır. Benzer şekilde dünyadaki çeşitli diller de insanlığın zenginliğidir. Buna kültürel çevrecilik diyoruz. Bir dilin diğerini yok etmeye hakkı yoktur.

7- Bilim ve tekniğin başdöndürücü bir hızla ilerlediği günümüzde eğitimin her düzeydeki İngilizce hazırlık sınıfları, büyük bir zaman israfıdır. Ayrıca yabancı dilde bilim eğitimi yolu ile özellikle Amerikan-İngiliz kitap şirketlerine büyük miktarlarda para aktarımı olmaktadır. Bu, büyük bir iktisadî savurganlıktır.

8- Eğitimin amacı: a) İnsanı kendine ve toplumuna değer katacak düzeye getirmek. b) Bir milletin geçmişiyle geleceği arasında sağlam köprüler oluşturarak, geçmişine dayanan ve geleceğe hazırlanan gençler yetiştirmektir.

Her ülkenin eğitim dili çoğunluğunun anadili olan resmî dilidir. Yabancı dilde eğitim Türkiye ve birkaç başka sömürge ülkelerinde görülmektedir. İngilizce ile bilim, eğitim kapitilasyonlarının en korkutucu olanıdır.

9- Bilim ve teknik yeni buluşlar yapanlar, bu buluşlarla ilgili kavramların kendi dillerindeki karşılıklarını türetmekle yükümlüdürler. Bundan dolayı, bilimin ön saflarındaki bilim adamları, yabancı diller kadar kendi dilinin yapısını, sözcük ve terim türetme kurallarını çok iyi bilmelidir.

10- Yabancı dil öğrenmenin yolu, yabancı dille eğitim yapmak değildir. Yabancı dil, yabancı dil derslerinde özel yöntemli görsel-işitsel dil kurslarında “doyurma” teknikleri ile birkaç ayda öğretilir.

Sonuç olarak, yabancı dil ile bilim eğitimi, Batı'nın Türkiye'nin geleceğini karartmak için pazarladığı dehşetli bir oyundur. Bu konu, sağ-sol çekişmelerinin ötesinde ulusal bir sorundur. Türkiye'nin kurtuluşu, Türkçe'nin kurtuluşuna bağlıdır. Bu amaçla, “Kültürel Kurtuluş Savaşı” vermek durumundayız. Bu savaşı kazanır, Türk Dünyası ile sağlam kültürel ilişkiler kurarsak, 21. yüzyıl Türk yüzyılı olur. Atatürk'ün son nefesindeki şu sözlerini unutmamalıyız:

“Arkadaşlar selâm, dil çalışmalarını sakın gevşetmeyin.”

ANKARA EĞİTİM KURULTAYINA SUNDUĞU BİLDİRİ
6-7 ARALIK 1997

Ziyaret -> Toplam : 105,95 M - Bugn : 19468

ulkucudunya@ulkucudunya.com