« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Hangisi doğru?

, 31 Tem 2007

SONRAKİ YAZI

Petkim kötü değil, iyi bir KİT idi (Satın alan hayrını görecek)

Güngör URAS, 31 Tem 2007

31 Tem

2007

AKP’nin zafer formülü

BEHİÇ KILIÇ 31 Temmuz 2007

BU yazı okuyucularımızdan Murat İnce Efe’ye aittir... Sayın Efe’nin yazısını sizlere aktarıyorum...
Secimden bir sonraki Pazartesi günü, bir aile dostumuz, eşi ile birlikte ziyaretimize geldi. Oldukça büyük bir insaat sirketinin sahibiydi ve Teknik Üniversite’den mezun oldugundan bu yana gecen yaklaşık 35 yıldır müteahhitlik yapiyordu. Ailesi ve ikametgahı Istanbul’da olan bu aile dostumuz, son bir yıldır, Erzurum’da, bir toplu konut inşaatı gerçekleştirmekteydi. Henüz sonuçlarının şaşkınlığını üzerimizden atamadığımızdan, konu ister istemez 22 Temmuz seçimlerine ve ozellikle AKP’nin Dogu ve Güneydogu’da, Anadolu’dan aldığı, beklentilerin üstündeki oy oranına geldi.
Aile dostumuz için bu sonuç hiç de şaşırtıcı değildi. Zira iki ay kadar önce tanık olduğu ve bu ziyaretinde bize de aktardığı bir olay bile, AKP’nin Dogu ve Güneydogu’daki başarısını açıklamaya yetiyordu.
Soz konusu olayı bize söyle aktardı: “ ... ‘Hakedişimizi’ bekliyordum. (Devletin, iş yaptırdığı müteahhitlere, belli aralıklarla yaptığı ödeme) Ziraat Bankası’na para geldigini öğendim. Bize ödenecek meblağyı almak üzere, kalkıp Ziraat Bankası’na gittim. Fakat içeri girmeme imkan yoktu. Zira bankanın önünde, kadın, erkek, yaşlı ve gençlerden oluşan mahşeri bir kalabalık vardı ve görevliler bu kalabalığı bir sıra haline getirmek için çırpınıyordu.
Kapıda duran ve tanıdığım güvenlik görevlisine, beni içeri alması için uzaktan işaret ettim. Onun yardımıyla kalabalığı aştım ve önce bankaya, sonra da müdürün yanına girdim.
Ahbabı olduğum banka müdürüne; ‘Hayrola, bu kalabalık ne bekliyor?’ diye sordum. Müdür kinayeli bir gülümseme ile, ‘Maaş almak için bekliyorlar’ şeklinde bir yanit verdi. Kalabalığın yapısı, banka müdürünün yaptığı açıklamayı tereddütle karşılamama neden oldu. Bunu fark eden müdür, konuya açıklık getirdi: ‘Devlet bu bölgede yasayan her aileye, okula giden erkek çocuklari için ayda 75 milyon, yine okula giden kız çocuklari için ise, ayda 150 milyon, eğitime katkı desteği veriyor. Bugün de ödeme günümüz...’”
*
AİLE dostumuz, AKP’nin sihirli formülünü açıklamak üzere detaylar vermeyi sürdürdü: “Bu bölgede yaşayan ve neredeyse tamamı yoksulluk sınırındaki Kürt kökenli vatandaşlarımız, ortalama 8 - 10 çocuk sahibi. Kız ve erkek çocuk oranının yarı yarıya olduğunu var sayarsak, 10 çocuklu bir aileye devlet; ayda 1 milyar 125 milyon lira yardımda bulunuyor. Bu, o yörede yaşayan bir aile reisi için ‘servet’ sayılabilecek bir meblağ.”
İki yeğeni aynı bölgede öğretmenlik yapan aile dostumuz, devletin yaptığı bu eğitim yardımını, öğrencilere ne şekilde yansıdığını ise; öğretmen yeğenlerinin gözlemlerine dayanarak aktardı: “Aile reisleri bu yardımı, çocuklara hiçbir şekilde aktarmıyorlarmış. Kitap, defter, kalem isteyen çocuklara, ‘Gidin, öğretmeniniz versin’ deniliyormuş. Yani sizin anlayacağınız bu yardım, çocuklara değil, babanın hayat standardını yükseltmeye yarıyor” dedi gülümseyerek.
“Baba hayat standardını nasıl yükseltiyor” diye saf saf sordum, bu ilginç gözlemi aktaran aile dostumuza. Yine bir tebessümle yanıtladı: “Eşine bir kuma getirerek!.. (İkinci bir kadın alarak)”
Ben bu seçmenin bölgesinde, sosyal ve ekonomik seviyesinde, fikir ve algı düzeyinde olsam, acaba kime oy verirdim ve cumhuriyet, laiklik, bağımsızlık gibi, bir türlü anlayamadığım kavramlara ne kadar yakınlık duyardım diye düsünmeden edemedim doğrusu. Belki siz de düsünürsünüz...
Hal böyle olunca değerli okuyucular, sandığın Yüce Divan kapısını nasıl kapadığının formülü de anşılıyor demektir...



HARBİDEN
Efendi BARUTCU

04 Nis 2020

Aşağıdaki yazı ilk defa 17 Kasım 1950 tarihinde Orkun Mecmuası’nda merhum Alparslan Türkeş tarafından “Kazganoğlu” müstear ismiyle yayınlanmıştır. Yazıyı arşivinden bularak bize gönderen değerli araştırmacı yazar Metin Turhan beye teşekkür ederiz.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 61,20 M - Bugün : 20087