« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

TARİHÎ-SOSYOLOJİK MANZARA

Prof. Dr. Erol GÜNGÖR, 27 Eyl 2006

SONRAKİ YAZI

TÜRK HALKI DEĞİL TÜRK MİLLETİYİZ

ATSIZ, 27 Eyl 2006

27 Eyl

2006

Çıkmaz Sokak

Mahir KAYNAK 27 Eylül 2006

Bir savaş kınamalarla ya da taraflardan birinin haksızlığını ispata çalışmakla durdurulabilir mi? Terör olayları karşısındaki tavrımız sıradanlığı aştı ve bayağılığa dönüştü. Önümüzdeki günlerde benzer bir olayla karşılaşırsak kimin ne söyleyeceğini ezbere biliyorum. Yetkililer kınayacak, başsağlığı ve acil şifa dileklerini sunacak ve suçluların en kısa sürede bulunacağını söyleyecekler. Aslında failler önceden bilindiği için kim yaptı sorusuna gerek kalmayacak ve yazarlarımız PKK üzerine çeşitlemeler yaparak sütunlarını dolduracak. Bu tavır güvenlik güçlerimize de büyük bir rahatlık sağlayacak ve olayın ne faili ne de hedefi konusunda uzun boylu düşünmeye gerek kalmayacak.

Olayları sadece kullanılan araç ve uygulanan metotlarla değerlendirmeye alıştığımız için gelişmelerin bir savaş olmadığını düşünüyoruz. Eğer yaşadıklarımız bir savaş olsaydı ordular karşı karşıya gelir ve bugüne kadar gördüklerimiz tekrarlanırdı.

Dünyada yeni bir şey olmaz, her şey geçmişin bir tekrarıdır, bu gördüklerimiz bir savaşa benzemiyor demek yerine ortaya çıkacak sonuçlara göre bir değerlendirme yapsaydık farklı düşünecektik. Haritaların değişeceği, bozulan dengelerin yeniden kurulacağı, yeni bir ekonomik modelin oluşturulacağı bir sürecin, sonuçları açısından, bir savaştan ne farkı var?

11 Eylül bu savaşın başlangıcı idi ve kullanılacak aracın ne olduğu da belliydi. Terör, yeni bir aşamaya geçilirken, bir savaş aracı olarak kullanılacaktı. İlk günden beri aynı şeyi söylüyorum ve bir tek kişi bile katılmasa bile, iddiamın arkasındayım.

Bir bebek, çocuk ya da sıradan bir insan teröristin ne hedefi ne de düşmanıdır. O, bu ölümlerin yaratacağı tepkileri amaçlamaktadır ve biz onun beklentisine uygun tepkiler vererek hedefine ulaşmasına yardım ediyoruz. Şu soruyu kendinize sorun ve cevaplayın: Terörist nasıl bir tepki vermenizi bekliyordu? Birisini sorumlu sayıp ona düşmanca duygular beslemeniz çok şaşırtıcı mı oldu? Düşman saydığınız kişi veya örgüt onun beklentisinden farklı mı? Yani onun hedefinden bir milim farklı bir şey yaptınız mı? Bana göre ne istediyse veriyoruz. Fazlası var eksiği yok!

Hayatını teröriste lanet okumak ve kınamakla geçiren, halkın tepkilerini söndürmek yerine körükleyen ama hiçbir çözüm önerisi getirmeyenler bu sürecin en gözde destekçileri konumuna düşmüyorlar mı?

Yaşadığımız süreç bir savaştır ve büyük bir çatışmanın sonuçlarına benzer etkiler yaratacaktır. Haritalar değişecek, güç odakları yeniden belirlenecek, İkinci Dünya Savaşından sonra oluşan denge ve ekonomik düzen yeniden şekillenecektir. Bir savaş sürecinde halkın sokaklara dökülüp düşmanı lanetlemesi, kendi içinde kamplara ayrılıp birbiriyle dövüşmesi ne kadar anlamlıdır?

ABD’nin de terörle savaştığını ve terörizmin sisteme yönelik bir düşman olduğunu söyleyebilir ve bizim de aynı şeyi yaptığımızı düşünebilirsiniz. İddianızı kabul etsem bile aynı şeyi yaptığımızı söyleyemem. O, terörizm dediği her neyse, onunla mücadele ederken tüm dünyaya yeniden biçim veriyor. Terörizmi önlemek için var olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylüyor. Bizim de tavrımızı buna göre belirleyip nelerin, nasıl değişmesi gerektiği konusunda bir öneri sunmamız gerekmez mi?

Bu savaş bir maskeli baloya benziyor. Kimse üniformaları içinde dövüşmüyor. Kimin hangi tarafta olduğu bilinmiyor. Daha da kötüsü tarafların kimler olduğunu ne bilen var ne de söyleyen. Herkesin bir teröristi var ve bunlar dünyada bugüne kadar yaşanmış tüm büyük savaşların sonuçlarına benzer etkiler yaratabiliyor. El-Kaide herkese rağmen varlığını sürdürüyor ve gerektiği zaman mesajlarını televizyondan kitlelere ulaştırabiliyor. Son mesajı Lübnan’a yollanan barış gücüne savaş açacağı biçimindeydi.

Bu mücadeleyi , anlasa da anlamasa da, hazırlıklı olsa da olmasa, da devlete bırakmak zorundayız. Halkın tepkileri işimizi zorlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.

16.09.2006

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

04 Nis 2020

Aşağıdaki yazı ilk defa 17 Kasım 1950 tarihinde Orkun Mecmuası’nda merhum Alparslan Türkeş tarafından “Kazganoğlu” müstear ismiyle yayınlanmıştır. Yazıyı arşivinden bularak bize gönderen değerli araştırmacı yazar Metin Turhan beye teşekkür ederiz.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 61,20 M - Bugün : 15036