« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Bahçeli’nin günahları

M. Ali KIŞLALI, 16 Tem 2008

SONRAKİ YAZI

Terör

Mahir KAYNAK, 16 Tem 2008

16 Tem

2008

Bozulacak “huzur’’ mu kaldı?

UFUK SÖYLEMEZ 16 Temmuz 2008

SAYIN Başbakan ülkede giderek kötüleşen ekonomik, sosyal ve siyasal gidişat karşısında iyice kontrolü kaybettiğini hâlâ görebilmiş değil.
Çünkü milletçe hepimizi derinden yaralayan ve şok eden son terör saldırılarında 3 polisimizin şehit edilmesi ve 2 polisimizin de yaralanması karşısında gösterdiği tepki işin vahametini hâlâ kavrayamadığını gösteriyor. Ülkede güpe gündüz pompalı tüfeklerle konsolosluklar basılarak emniyet mensuplarımızı şehit ediyorlar.
Aynı gün Ağrı Dağı'nda tırmanış yapan 3 Alman dağcının PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı açıklanıyor. AKP iktidarı ise bu esnada "muhalif tevkifatı" yaparak ülkede Mc Carthy rüzgârları estiriyor.
En yüksek faiz
Ekonomi ise tamamen başıboş. Gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükelleflerin sayısı son 5 yılda nüfus arttığı halde azalıyor.
2004 yılında 1 milyon 748 bin 846 olan gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin sayısı son 5 yıldan sonra Mayıs 2008 itibarı ile 1 milyon 726 bin 822'ye düşüyor.
Aynı şekilde basit usulde gelir vergisi mükellefi olan esnaf sanatkârların sayısı ise son 5 yılda 819 bin 143'den, 757 bin 089'a düşüyor.
Cari açığın 50 milyar doları, dış ticaret açığının ise 60 milyar doları aşacağından endişe ediliyor.
Dünyanın en yüksek reel faizini vermemize rağmen sıcak para artık eskisi gibi gelmiyor.
Enflasyonda çift hanelere yine geri dönülüyor.
İntikam operasyonları
İŞTE bu koşullar altında ipin ucunu tamamen kaçıran AKP iktidarı siyasi rövanş ve intikam operasyonları ile toplumu giderek daha fazla kutuplaştırmayı ve germeyi marifet sayıyor.
Hakkında iddianame düzenlenmeden, mahkemeye çıkarılmadan, savunma hakkı tanınmadan, insanlar yargısız infaza tabi tutuluyor, üstelik AKPCİ'lerin "İnsan hakları - özgürlükler" şamataları altında.
Hitler, Musolini dönemlerini dahi aratmayan, keyfi - kasti - gözdağı vermeye sindirmeye yönelik devleti tek parti devletine dönüştürme gayretleri, toplumda büyük endişeler yaratıyor.
İşte bu vahim gidişat ve kaos ortamında giderek bir rejim krizine dönüşen koşullarda, artık meşruiyeti tartışılan uygulamalar yaygınlaşıyor.
Tüm bunların üzerine de Sayın Başbakan kalkıp, hiç sıkılmadan "Türkiye'nin huzurunu ve istikrarını bozamayacaklar" türünden nutuklar atıyor.
Ama bu lafların hiçbir inandırıcılığı ve ikna ediciliği maalesef olmuyor.
Çünkü artık kredibiliteleri bitti. Ülkeyi cadı kazanına dönüştürdüler. İnsanları telefonla konuşurken, mail atarken Abdülhamit'in jurnalci başlarının yaptığı biçimde karalamaya, izlemeye başladılar. Koca ülke âdeta dev bir tele-kulağa dönüştü.
İhmali ve kastı bulunanlar
13 ay önce "Ergenekon" ismi verilen bir soruşturmada "örgütün finansörü" olduğu savıyla gözaltına alınan Kuddisi Okkır isimli şahıs iddianamesiz, mahkemesiz tutulduğu hapishaneden koma halinde ailesine son dakikada teslim ediliyor. Sağlam girip, ölü çıktığı cezaevinde ne ile itham edildiğini bilmeden, kendini savunamadan, sesini duyuramadan, parasız, pulsuz, çaresiz ve sessiz ölüyor. Esasında "öldürülüyor". Kuddisi Okkır'ı tutuklayarak tutuklamayı yargısız infaza dönüştüren 13 ay boyunca iddianame düzenlemeyen savcılar başta olmak üzere, bu konuda ihmali, kastı, sorumluluğu bulunan tüm adli ve idari yetkililer hakkında bu ülkede derhal bir idari ve cezai soruşturma başlatılması ve sorumlu bulunanların "ölüme sebebiyetten" yargılanmaları herkesin ortak dileği ve beklentisidir.
Bunların hesabı sorulur
İnsan hakları ve özgürlükler şampiyonluğu yapan Sayın Başbakan ve AKPCİ'lerin bu konudaki sorumluluklarını yerine getirmemeleri, bugüne kadar konuya kayıtsız kalarak, sükût etmeleri onları da başta Adalet Bakanı olmak üzere kanunen de, vicdanen de sorumlu kılar.
Bir gün AKP iktidardan gittiğinde ve demokratik meşruiyet içinde yeni bir iktidar geldiğinde, tüm bunların hesabı hukuk çerçevesinde sorulur, işte o zaman bugün kaybolmuş olan "huzura" da kavuşuruz inşallah.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

18 Eyl 2018

“Nerde o yiğitler ki gür Sesleri ülkeyi bürür, ‘Yürü’ dese dağlar yürür ‘Dur’ dese kalpler dururdu.” Bursa Eğitim Enstitüsü’nde 1968-1980 arasında yükseköğrenim görmüş arkadaşlarımızla bu defa Sivas’ta buluştuk.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 39,82 M - Bugün : 28925