« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

Yayına hazırlanan "1980 Öncesi Ülkü Ocakları Başkanları Başbuğ Türkeş'i Anlatıyor" isimli kitabımız için kapak resmi olarak okuyucular yukarıdaki resmi seçmiş bulunuyor; teşekkür ederiz...

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Kafam çok karışık!

Cüneyt ÜLSEVER, 09 Tem 2008

SONRAKİ YAZI

Balbay’ı dinlerken...

HASAN ÜNAL, 09 Tem 2008

09 Tem

2008

Muhalefet

Mahir KAYNAK 09 Temmuz 2008

Bir hareketi güçlendiren etkenin o hareketi başlatan odağın etkisi olduğu sanılır. Oysa çoğunlukla bu etki çok sınırlıdır. Yani yeni bir düşünce bir başlangıçtır ama asıl büyüten etken ona yönelik muhalefetin eylemleridir.

Mesela Erbakan İslamcı hareketi başlattığı zaman yüz kişiyi bulmayan kalabalıklara hitap ettiği gazetelere yansırdı. İnsanların inançları ve bu inanca yönelik tavırları kısa sürede değişmez. Halkımız o zaman ne kadar dindarsa bugün de aşağı yukarı aynı ölçüde dindardır.

Hareketi güçlendirmenin tek yolu muhalefetin halkın dini duygularına yönelik tavrında kitleleri rencide edici bir duruşun sergilenmesiydi ve bu yapıldı. Muhalefet siyasi harekete değil onun savunduğu inanca yöneldi ve halk bir partiyi değil inancını savundu.

Söz konusu hareketi güçlendirmenin ikinci aşaması alternatiflerini yok etmektir. Mesela halk pirinç bulamayınca ona en yakın saydığı bulguru tüketmeye başlar. Siyasette de bir hareketi güçlendirirken halkın alışık olduğu, desteklediği hareketi yok ederek onun yerine yenisini desteklemesi sağlanır. Bana göre 2001 ekonomik krizi bu amaçla planlandı ve o güne kadar etkili olan siyasi partileri tasfiye etti. Halk en yakın bulduğuna yöneldi.

Siyasette ve ekonomide geçerli olan görüş söylediklerimi reddeder. Yani bu olaylar herhangi bir aklın yönlendirmediği, kendi dinamikleriyle gelişen olaylardır. İnsanlar doğa olayları karşısında nasıl davranıyorsa bu olaylarda da yapabileceği, gelişmeleri yönlendirmek değil, onlara karşı uygun bir tavır sergilemekten ibarettir.

Son zamanlarda gelişen olaylara bu açıdan baktığımızda şu sonuçlara varırız: Ulusalcı hareket ideolojiyi ön plana çıkarmakta ve muhalefetini ekonomik ve siyasi konulara değil insanların yaşam biçimi ve inançları konusuna yöneltmektedir. Bu onu sınırlamakta ve dar bir alana hapsetmektedir. Kimse ulusalcılığı ekonomi ve dünya üzerindeki konumumuzla ilgili görmemekte sadece yaşam biçimimizin ve inançlarımızın değiştirilmek istendiğini düşünmektedir.

Ulusalcı cephe içinde yeni bir akımın yaratıldığı ve bunun CHP’yi yeterli saymadığı gözleniyor. Mitingler partiden giderek ayrışan ve sadece ideolojiyi ön plana çıkaran bir grubun toplantıları haline dönüşüyor. Darbe teşebbüsü ve aynı grubun buna yakın durması onların sınırlarını çiziyor ve bu sınır, kalın çizgilerle, toplumdan ayrışmayı simgeliyor.

Buradan şu sonuca varıyorum: AKP’ne yönelik operasyonla sol kanattaki gelişmeler birbiriyle ilgili değil sadece eş zamanlıdır. Yani bir yandan AKP yeniden şekillendirilirken diğer yandan sol benzer bir operasyona maruz kalıyor ve solun katı ideolojisini destekleyenler tasfiye ediliyor. Burada sol cephe anlamındadır ve ideolojisi de resmi ideoloji olarak algılanmalıdır.

Bu hesaplaşmaların iyi bir sonuç yaratacağını düşünüyorum ama ülkem için her zaman iyimser olmamın yarattığı düş kırıklıklarını da aklımdan çıkaramıyorum. Umarın artık akıl çağına gireriz ve meydanlarda gırtlağını yırtarcasına bağırmanın sorunları çözmeye yardımcı olmadığını anlarız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

09 Ara 2019

Bu soruya ilk cevabı Prof. Dr. Muharrem Ergin’den aktaralım: Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 56,92 M - Bugün : 4199