« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

16 Oca

2007

Apo’dan al haberi

BEHİÇ KILIÇ 16 Ocak 2007

ÜZERİNE biraz kafa yorulduğunda, neredeyse ortaya Apo’nun kendi isteği ile Türkiye’ye gelip “yerleştiği” gibi bir düşünce de insanın aklına geliyor!..

İmralı’daki “karargah”, Suriye’dekinden daha güvenli değil mi?..

Suriye’de “siyaset” yapması böyle “kolay” olabilir miydi?.. Ve mesajlarını yayması için avukat diye tanımlanan ekibi bu kadar kolay bir “trafik” rahatlığı bulabilir miydi?..

Bilinenleri tekrarlamayacağım...

İlginç bir çıkış yapacağım... Garip bir durum tespitini anlatacağım... Son demeçleri ile Apo, bizim de söylediğimiz, yandaşlarının da içinde olduğu, içerideki ihanet lobilerinin AB beslemelerinin v.s hep yalanladığı entrikaları,Türkiye aleyhine gelişmeleri “bir tanık gibi” doğruluyor...

Abdullah Öcalan, “dışarı” ile irtibatlarını sağladığı ziyaretcilerden, elbetteki bazı istihbari bilgiler alıyor... Apo’nun örgütü faaliyetini sürdürüyor ve bu faaliyetler tedhişin yanı sıra, haber almayı da kapsıyor. Apo’ya düzenli biçimde, hem AB kulislerinden, hem ABD’den, hem de Kuzey Irak başta olmak üzere, bölgeden bilgiler geliyor...

Apo “karargahından” son tebliğlerinde, ABD ve Avrupa Birliği’nin çıkarları için kendisini Türkiye’ye karşı pazarlık konusu yaptıklarını ileri sürdü...

Şu iddiada bulundu: “Türkiye’ye teslim edilmem karşılığında Kıbrıs, Ege ve diğer bazı finansal konularda taviz peşindeler. Teslim edilmem karşılığında verilen sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle yaşanan bir gerginliktir.”

Huzursuzluğunun sebebi, Batı’nın PKK’nın içindekileri Barzanileştirmeyi planladığını fark etmesinden ve kendisinin “İmralı” sakini olarak hep tutulacağı endişesindendir... Oysa belli ki, o bir süre sonra “çıkıp” Ankara’ya oynamayı hesaplıyor...

Şu sözleri söylüyor: “Bence bu konuda Türkiye ile AB arasında bir anlaşma var. PKK’nin tasfiyesi, Öcalan’ın da bu AİHM kararı ile zamana yayılarak oyalanması ve benim burada İmralı’da tutulmam konusunda anlaşılmış görünüyor...”

Söylediklerinde, kendisini ön plana çıkaran, her gelişmenin odağında bulunduğu iddialarını bir kenara koyun ve öyle değerlendirin... O zaman “doğruluk” payları görülür ve haber ağının iyi işlediği anlaşılır...

Şöyle diyor: “Bu plana göre bir yandan Kıbrıs sorununda Denktaş vb. ulusalcı-milliyetçiler devre dışı bırakılacak; öte yandan biz de, Kürt milliyetçisi bir hareket olarak değerlendirilerek devre dışı bırakılıyoruz. Kendilerine göre her iki taraftaki milliyetçi kesimler devre dışı bırakılıp, TÜSİAD gibi kurumların destek verdiği çözümler ön plana çıkarılıyor.”
Belirttiğim gibi, kendisine gelen istihbaratları, Batı’nın Türkiye aleyhine dayatmalarını, kendisini odak yaparak değerlendiriyor ve bunu cemaatini diri tutacak bir propaganda malzemesi yapıyor... Ama istihbaratları doğru...

Örneğin Türk topraklarının haraç mezat satılması konusu...

“Şu an Türkiye’nin yarısına yakınının satıldığı söyleniyor. İngilizler’le ticari ilişkiler kuran Türkiye’deki bazı kesimler, Türkiye’nin kıyılarında bulunan emlakların çoğunu İngiltere’ye satmıştır. Yine GAP projesi ile birlikte İsrail, Atatürk Barajı bölgesindeki toprakların yarısından fazlasını satın almıştır ama bunlar kamuoyunca bilinmemektedir. Çünkü, görünürde Türk şirketleri almış gösteriliyor ancak bunların arkasında İngiltere ve İsrail bulunmaktadır. Bu konuda Ecevit’in de bazı bilgileri vardı, bunu detaylı açıklamaya ömrü yetmedi. Rahşan Ecevit de bu konuda bir şeyler söylemeye çalışıyor ama tam ifade edemiyor” diyor...

Ve Apo’dan Sevr uyarısı!..

“Türkiye üzerinde, aslında Sevr demek istemiyorum, yanlış anlaşılabilir ama Sevr benzeri bir plan var.”

Kesmeden Apo’dan devam edelim...

“Şu an için Türkiye üzerindeki emperyalist planda Kıbrıs ile ilgili hesaplar var, Ermeni katliamı ile ilgili hesaplar var, Güney Kürdistan’daki gelişmeler var. ABD’nin de burada rolü vardır.”

Barzani-Talabani için sözleri de şöyle: “Kurulmak istenen oluşum, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri’ne benzer aileler, hanedanlar tarafından yönetilen, dış güçlere bağlı bir oluşumdur. Bu tür devletleşmeler anti-demokratiktir. Plana göre, sınırdaki bazı bölgeler de bu oluşuma katılacak. Resmen sınırlar değişmese bile, fiilen böyle bir durum yaratılacak. Halihazırda da oluşumu yöneten ailelerin, bu bölgelerdeki halk ile ilişkileri vardır. Bunların birbirleriyle aşiretsel bağları da vardır. Türkiye’de de bazı kesimler buna destek veriyor. Türkiye’deki kamuoyu, hatta devletin bazı kesimlerinin de bilmediği şeyler var.”

Mehmet Ağar “düz ovada siyaset”ten, Apo “Türkiye’de Sevr tehlikesi”nden bahsediyor...
Aklımıza mukayyit olalım!..

Ziyaret -> Toplam : 107,19 M - Bugn : 9150

ulkucudunya@ulkucudunya.com