« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Bağımsızlık

Mahir KAYNAK, 26 Şub 2008

SONRAKİ YAZI

Erdoğan ve avcı kekliği!

Arslan BULUT, 26 Şub 2008

26 Şub

2008

Avrupa Birliği projesi kesin bitti!

Yiğit BULUT 26 Şubat 2008

Türkiye’nin geleceği ile ilgili senaryoları sorgulayanlara yardımcı olmak amacıyla geçmiş dönemde ele aldığımız yazılardan bazı bölümleri “güncellenmiş” haliyle sizlere aktarmak ve “resmi verilerden” elde ettiğim çıkarımları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk etapta geçmişe dönelim ve AKP iktidarı döneminde ortaya konan icraatları da dikkate alarak bir soru soralım; Başbakan Erdoğan’ın son yıllarda ağzından hiç düşürmediği hatta “Ek protokolü imzalamayın” dediğimizde, bizim gibi düşünenlere cevaben “İmzalarız, amacımız win-win” dediği, büyük stratejiye ne oldu? Hani atılan imza ile herkes kazanacaktı? Hani Avrupa “yazılı” güvence vermese de “sözlü” güvence vermişti! Hani bu imza “Rumları” devredışı bırakacaktı?’

Sevgili dostlar, konuyu bilgi kirliliğinden arındırdığımızda gelinen noktada sadece kazanan bir taraf var. Kimler mi? Cevap çok açık değil mi; uluslararası anlaşmalara rağmen Türkiye’nin 60 yıllık AB sürecini kendilerini “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıma detayına endekslemeyi başaran Kıbrıs Rum yönetimi...

Bu tespit sonrası kaldığımız yerden devam edelim...

Sevgili dostlar, geldiğimiz noktada kazanan çok açık ama o günlerde “Avrupa’ya altın gol” attık diye televizyonları patlatanlar kısacası ’altın golcüler’konudan hiç bahsetmez oldular. TV’ler bomboş. Nereye gitti bu arkadaşlar? Hepsi futbolu bırakmış olabilirler mi? Onlar değil ama “futbol” onları bıraktı. Ellerinde “pazarlayacakları”, halkı kandıracakları “malzeme” kalmadı. Son günlerde kafa kaldırmayı deniyorlar ama nafile!

Peki hukuken olaya bakarsak; hangi noktadayız ?

Maddeler halinde sizlere aktarmak istiyorum;

* AB ile müzakerelerde “tarama süreci ve müzakere süreci” kamuoyunda birbirine karıştı ve “hâlâ müzakere edilmiş” Türkiye’nin AB standartlarına uyduğuna dair “onaylanmış” tek bir başlık dahi yok..

* Son alınan resmi karar ile “başlayamayan müzakereler” askıya alınmış oldu...

* Askıya alınan başlıklar “malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı”.

* Bu başlıkların çok büyük önemi var. Bu başlıkları çıkardığınızda “tam üyelik süreci” Chirac’ın “ortaya attığı” imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy’nin “bizi ittiği” yeni “açılıma”.

* Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var; “hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse , o başlık kapanmaz.”

* AB aynı kararla “Türkiye’nin limanlarını açıp açmayacağına dair” gözlem süresi koydu ve 2007, 2008, 2009 yıllarında “rapor yazılacağını” belirtti. Bunun anlamı çok açık. Üç yıllık bir süre için an azından “ilerleme yok.”

* Sarkozy ve Merkel, “Türkiye’nin AB üyelik sürecinin” imtiyazlı ortaklık şeklinde olabileceği konusunda anlaştı ve bunu da kamuoyuna duyurdular. Merkel, bu anlaşmayı “partisinin yazılı sözü” haline getirdi ve Parti Kongresi’nde tescil etti.

Sonuç 1: Geldiğimiz nokta çok açık ve net; resmi olmayan sözler ile “halklar” uyutulmaya çalışılsa bile “resmi belgeleri incelediğimde” karşıma Türk Halkı’ndan saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için “tam üyelik ve katılım” süreci “bitti”... Bazıları “Hayır” dese bile gerçek bu...

Sonuç 2: Diyelim bitmedi zorla devam edecek size küçük bir detay vereyim; “müzakerenin ilerlemesi”, Türkiye’nin Rumları “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tescil edip, tanımasına bağlandı. Türkiye’nin 60 yıllık Avrupa serüveni “Rumların” tanınmasına endekslendi ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti politik anlamda “tarihin en ağır yenilgilerinden” birini aldı... Rumlar, insaf etmez ise “ilerleme yok”!

Son söz: “Avrupa projesi” diye bir şey yok. Daha önce yazdım ama “gelinen noktada” özellikle Türk Devleti’nin geleceğini sorgulayan, ” “Ne yapsak” diyen kurum ve kuruluşlara, şahıslara kısacası herkese bir kez daha söylemek istiyorum; bana inanıyorsanız, size şerefimle bütün resmi belgeleri incelemiş biri olarak söylüyorum:

Avrupa, Türkiye ile, bu gerçeği bilen siyasetçi-yazar-enteller de Avrupa ağzıyla bizlerle dalga geçiyorlar... Türkiye için Avrupa diye bir yol yok ve asla olmadı!

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

25 Eyl 2020

Değerli okuyucularım, sizlere araştırmacı, yazar, hukukçu Dr. İrfan Sönmez Bey’in büyük emekler vererek yayınladığı üç kitabından bahsetmek istiyorum. Birincisi “Anadille Eğitim ve Milliyetçilik ve AB Hukuku”, ikincisi “Kürt Sorunu mu Devletleşme Sorunu mu ?” ve üçüncüsü de “Self-Determinasyon Ayrılma Girişimleri ve Kürtler”.

Hüdai KUŞ

24 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,46 M - Bugün : 10417