« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

AKP ile belgeli rüşvet başladı

ESFENDER KORKMAZ, 26 Şub 2008

SONRAKİ YAZI

İhanet vesikası

Asri Karaarslan UZUN, 26 Şub 2008

26 Şub

2008

Hangisi doğru

Mahir KAYNAK 26 Şubat 2008

Dünyada birbirine zıt iki eğilim yan yana yaşıyor. Bir yandan ülkeler etnik ya da dini nedenlerle bölünürken diğer yandan tüm bu farklılıkları önemsemeyip birleşme çabaları sürdürülüyor. Kosova etnik ve dini nedenlerle Sırbistan'dan ayrılıyor ama gözü kendisine hiç benzemeyenlerin oluşturduğu AB'de.

Asıl sorun bu gelişmeleri değerlendiren beyinlerde. Ayrışmalar için din ve etnik farklılıkları ön plana çıkarıp sebepleri bulduklarını söylerken diğer yandan AB ile bütünleşme konusunda bu sebeplere hiç değinilmemesi ve bunların ilerde bir ayrışma nedeni olabileceğini söylememeleri. İnsanların beyinleri su sızdırmayan bölmelere ayrılmış gibi birbirine tamamen zıt iki düşünceyi kardeşçe barındırıyor. Yani bu farklılıklar bölünme sebebi sayılıyorsa dünyada bölünmeyecek tek bir ülke yoktur. Eğer sebep bu farklılıklar değilse nedir soruna kimse cevap aramıyor.

Bu durumda ülkelerin neden bölündüğünü ya da farklı ülkelerin niçin bir araya geldiklerini açıklayan bir modele ihtiyacımız var. Eğer gözlemimiz doğru ve her ülkede parçalanmayı doğuracak nedenler varsa bu dinamikler ne zaman ne kimler tarafından harekete geçirilir sorusuna cevap vermemiz gerekir.

Türkiye yıllardır bu ikilemi yaşıyor. Bir yandan Kürt kimliğinin bölünmeyle sonuçlanacağı endişesini taşırken diğer yandan AB ile bütünleşmeyi geleceğimizin tek rotası olarak görüyoruz.

Buradan şu sonuca ulaşırız: Farklılıklar ayrışmanın gerçek nedeni değildir, bu nedenle farklılıkları bir tehdit olarak algılamanın ve bunları ortadan kaldırmanın ya da inkar etmenin hiçbir faydası yoktur. Önce dünyayı kontrol eden güç odaklarının geleceğe yönelik projelerini anlamak sonra bu projede kendimizi vazgeçilmez bir aktör konumuna sokacak tedbirleri almak gerekir. Eğer bu güçler projelerini bizi parçalamak üzerine inşa etmişlerse bu sonucun tüm projelerinin gerçekleşmesini engelleyeceği bir ortamı hazırlamak gerekir.

Bu kolay bir iş değildir. Yıllardır ABD'nin PKK'yı desteklediği söylendi şimdi onu bertaraf etmek için ortak operasyonlar düzenliyoruz ama neyin değiştiğini kimse bilmiyor ya da söylemiyor. Devletin önemli kademelerinde görev yapan bir kişi PKK'nın devlet içindeki bazı güçler tarafından kurulduğunu ve desteklendiğini söylüyor, diğer yandan aynı devlet onunla mücadele için büyük maddi ve manevi fedakarlıklara katlanıyor. Bu görüntü ülkemizi bölmek isteyen güçlerin devletin her kademesinde etkili olduğu gibi bir izlenim yaratıyor.

Düşünce dünyamızda tam bir keşmekeş yaşanıyor. Hangi olayı incelemeye kalksanız birbiriyle yan yana gelmeleri bile mümkün olmayan açıklama ve değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Bunların içindeki çelişkileri görüp tutarlı bir değerlendirme yapmak isteyenler hemen etkisizleştiriliyorlar.

Önümüzde iki yol bulunuyor. Ya bu çelişik düşüncelerin bir yanında yer alır ve sözlerinizi vatan, millet, din ambalajına sarrasınız ya da önce neyle karşı karşıya olduğumuzu tespit edelim, bir olayın teşhisinde farklı fikir olmaz ama tedavide farklılaşabiliriz dersiniz Ama bu yol kapalıdır.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

25 Eyl 2020

Değerli okuyucularım, sizlere araştırmacı, yazar, hukukçu Dr. İrfan Sönmez Bey’in büyük emekler vererek yayınladığı üç kitabından bahsetmek istiyorum. Birincisi “Anadille Eğitim ve Milliyetçilik ve AB Hukuku”, ikincisi “Kürt Sorunu mu Devletleşme Sorunu mu ?” ve üçüncüsü de “Self-Determinasyon Ayrılma Girişimleri ve Kürtler”.

Hüdai KUŞ

24 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,46 M - Bugün : 8850