« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

ALIN SİZE AÇILIM! (4)

13 Ağu 2013

SONRAKİ YAZI

ALIN SİZE AÇILIM! (3)

23 Tem 2013

M. Metin KAPLAN

06 Ağu

2013

KISACA

06 Ağustos 2013

Yeniçeri Ocağı, Türk Ordusu içinde büyük hizmetlerde bulunur. Ama her şey gibi, O’da ömrünü tamamlar... Şöyle olmuş, böyle olmuş, hepsi bahane; Yeniçeri Ocağı ömrünü tamamlar... 1826 yılında, topa tutularak ortadan kaldırılır. Sadece, çeşitli sebeplerle Kışla dışında bulunan Yeniçeri’ler kurtulur, diğerlerinin hepsi top mermileri ile can verir. Tarihçiler de, nedense, sanki alay eder gibi, bu olaya Vaka-i Hayriye derler.

Hâlbuki Yeniçeri Ocağı’nın tasfiye edilmesinin sonucu, Devlet-i Aliyye için tam bir felâket ve yıkım olmuştur! Ne mi olmuştur? Osmanlı İmparatorluğu; Cezayir’i, Navarin’de donanmasını, Yunanistan’ı, Mısır’ı ve ekonomik bağımsızlığını kaybetmiştir! Yani Devlet-i Aliyye’nin tasfiye süreci başlamıştır! Daha ne olsun? Nasıl mı olmuştur? Mümkün olduğu kadar kısa olarak arz etmeye çalışalım.

Fransa’nın Cezayir İşgali ve Navarin Faciası: Fransa, Cezayir’e saldırılarına 16 Haziran 1827’de başladı… Sonra da Cezayir’in sahillerini abluka altına aldı… Yunanistan meselesiyle uğraşan Osmanlı ‘olay’a müdahale etme imkânından yoksundu… Meselenin diplomatik yollardan çözümü için çabalıyordu… Ama Fransa, İngiltere ve Rusya’yla da işbirliği yaparak, 20 Ekim 1827’de yaptıkları bir hileyle Navarin’de demirli Osmanlı donanmasını yaktı. Elli yedi (57) Osmanlı-Mısır gemisiyle altı bin (6000) asker kaybedildi. Bu olaydan kısa bir süre sonra 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı başladığında ise Cezayir, Fransa karşısında iyice yalnız kaldı. Buna rağmen Fransa, Cezayir’i kısa sürede işgal edemedi… 14 Haziran 1830’da yeni bir donanma ve takviye birlik gönderdi. Ve bu güçlerle 5 Temmuz 1830’da başkent Cezayir'i işgal etti.

Osmanlı hükümeti, ortada harp durumu olmadığı hâlde, donanmasını batıran üç devletten tazmînât ve taziye talep etti. Elçiler olayın sorumluluğunu Türk kaptanlarına yüklemek için açıklamalarda bulundular. Açıklamaları reddedilince İstanbul’u terketmek zorunda kaldılar. Osmanlı Devleti ile Fransa, İngiltere ve Rusya arasında siyâsî münâsebetler kesildi… Fransa ve İngiltere Osmanlı ile harbe girmek niyetinde değildi. Rusya ise, Nisan 1828’de Osmanlı Devleti’ne harp îlân etti.

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı: Osmanlı, Navarin’deki deniz baskınını protesto etmek için Çanakkale Boğazı’nı Rus gemilerine kapadı. Bunun üzerine Rusya, Eflâk’a girerek, Bükreş’i ele geçirdi… Dobruca’ya yürüdü. Şumnu, Varna ve Silistre kalelerini kuşattı… 29 Eylül’de Varna teslim oldu. Ancak Şumnu’yu uzun süren kuşatmaya rağmen ele geçiremedi… Kış yaklaştığından Besarabya’ya çekildi. 7 Mayıs 1829’da Rusya tekrar saldırıya geçti… Silistre 19 Haziran’da teslim oldu… Ayrıca Ahıska, Ardahan, Posof, Erivan, Kars ve son olarak 27 Haziran 1829’da Erzurum’u ele geçirdi... 2 Temmuz’da ise Balkanları boydan boya geçerek, Burgaz’ı ve Sliven'i teslim aldı… 28 Ağustos’ta Edirne’ye kadar ilerleyen Rus ordusunun İstanbul’a girmesine 68 kilometre kaldı… Osmanlı, 14 Eylül 1829’de Edirne Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı.

Osmanlı bu antlaşmayla Rumeli’de Mora ve Güney Yunanistan’ı, 12 Adaları, Sırbistan sınırı üzerinde altı kadılık merkezini, Tuna deltasındaki Bucak topraklarını, Kafkasya’da Gürcistan, Gur ve İmeret Prensliklerini ve daha sonra da savaş tazminatı olarak, Ahıska eyaletini Rusya’ya bırakmak mecburiyetinde kaldı.

Yunanistan Bağımsızlık Kazandı: Bağımsızlık süreci, Mora’daki Rumların 17 Mart 1821’de ayaklanarak, 23 Eylül’de Tripoli’yi ele geçirmeleriyle başladı… Ayaklanma, Navarin Deniz Baskını’nda Osmanlı’nın yenilgiye uğraması sebebiyle Rumların lehine dönüştü… 1828-1829 Rus Savaşı’nı kaybeden Osmanlı, imzaladığı Edirne Antlaşması ile Yunanistan’ın bağımsızlığını kabul etti.

Mısır Bağımsızlık Kazandı: Osmanlı, Mora İsyanı sırasında, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Paşa, Girit ve Mora Valiliklerinin de kendisine verilmesi şartıyla, isyanı bastırmayı kabul etti… Nitekim 1825’ten itibaren, Osmanlı ordusu ile birlikte hareket eden Mısır ordusu, büyük başarılar elde etti. İsyan’ın bastırılması üzerine İngiltere, Rusya ve Fransa, Osmanlı Devleti’ne karşı bir protokol imzaladılar. Londra Protokolü ile; isyancılarla Osmanlı Hükümeti arasında bir ateşkes antlaşması imzalanmasını istediler. Ayrıca, ateşkesin ardından Yunanistan devletinin kurulacağını bildirdiler. Osmanlı bu kararları tanımayınca, 1827’de Navarin’deki Osmanlı-Mısır ortak donanmasını batırdılar.

Osmanlı-Rus Savaşı, 1829 da Osmanlı’nın mağlubiyeti ile sona erince, Mehmet Ali Paşa, Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanacağını anlamış, 1828’de İngilizler ile anlaşarak ordusunu Mısır’a çekmişti… Osmanlı, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Mehmet Ali Paşa’dan bir kere daha yardım isteyince ‘yolun uzaklığını, donanmasının Navarin’de büyük hasar görmesini, Suriye’de salgın hastalıklar bulunmasını’ bahane etti, yardım yapmadığı gibi kendisine vaad edilen Girit ve Suriye valiliklerini istedi. Ama talebi kabul edilmedi.
Mehmet Ali Paşa, ortamı uygun bularak, Akka valisinin üzerine bir ordu yolladı. Harekât denizden de desteklenince, Mısır kuvvetleri, 1832 ortalarına kadar bütün Suriye’yi işgal etti. Osmanlı, Mehmet Ali Paşa’yı asi ilân etti. Yerine atadığı Hüseyin Paşayı, Mehmet Ali Paşa üzerine gönderdi. Ancak Osmanlı ordusu, 1832’de Beylan’da yenilgiye uğradı… Mısır ordusu Torosları geçerek, Anadolu’ya girdi. Mehınet Ali Paşa, yeniden İstanbul’a başvurdu. Suriye kendisine verilmek şartıyla savaşı durdurmayı teklif etti. II. Mahmut bu teklifi reddetti ve yeni bir ordu gönderdi. Ordu, Konya’da bulunan Mısır kuvvetlerini kuşattı ve saldırıya geçti. Ancak Mısır ordusu karşısında perişan oldu. Savaş’ta, (21 Aralık 1832) Komutan esir düştü. Böylece Mehmet Ali Paşa’nın önündeki son engel de ortadan kalkarak Istanbul yolu açılmış oldu.

Osmanlı, Avrupa devletlerinden yardım istedi. Kısa bir tereddütten sonra, Avrupa devletleri kararlarını verdiler. Osmanlı’nın toprak bütünlüğü, Avrupa dengesi ve statükosu için önemli bir etkendi. Bu bakımdan ortaya çıkacak büyük bir değişikliğe karşıydılar. Bununla birlikte, Mehmet Ali Paşa isyanı ile yakından ilgilenen devlet Rusya olmuştur… Çünkü Osmanlı yönetimini destekleyerek, hem kendisini hem de gelecekteki emellerini garanti altına almak istiyordu.

Yardım talebini kabul etti. 1833 yılında İstanbul’a bir donanma ile 5.000 kişilik bir ordu gönderdi. Böylece Rusya, Osmanlı Devleti üzerinde etkili bir duruma geçti. Bu oldu bitti, İngiltere ve Fransa’yı harakete geçirdi. Diplomatik atağa kalkan İngiltere ve Fransa Mehmet Ali Paşa üzerinde baskı uyguladılar ve Osmanlı ile anlaşma yaparak ilerleyişini durdurması konusunda zorladılar… Mehmet Ali Paşa, 5 Mayıs 1833’de Kütahya Antlaşması’nı imzaladı. Antlaşma ile Mehmet Ali Paşa’ya, Mısır ve Girit valiliklerinin yanında Suriye valiliği, oğlu İbrahim Paşa’ya da Cidde valiliğinin yanında Adana’nın vergi toplama hakkı verildi... Bu Antlaşma’dan sonra, Mehmet Ali Paşa, Mısır kuvvetlerini Torosların güneyine çekti.
Ancak antlaşma her iki tarafı da memnun etmedi ve karşılıklı güvensizlik sürdü. Bunun üzerine, Osmanlı Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı imzaladı. Sekiz yıl süreli olarak imzalanan bu antlaşma ile Osmanlı Devleti’ne bir saldırı olması halinde, Rusya, karadan ve denizden yardım göndermeyi garanti ediyordu. Ancak, antlaşmanın gizli maddesi ile Rusya, Boğazlar üzerinde büyük bir avantaj elde etmişti… Antlaşma’nın gizli maddeleri, Fransa ve İngiltere tarafından öğrenildi ve büyük tepki yarattı. Bu devletler, Osmanlı Devleti ve Rusya'yı protesto ettiler ve bunu tanımayacaklarını bildirdiler.

Kütahya Antlaşması, gerek içeriği gerekse sonuçları açısından her iki tarafı da memnun etmemişti… II. Mahmut, Mehmet Ali Paşa’ya iyi bir ders vermek ve devletin şerefini kurtarmak, Mehmet Ali Paşa ise daha çok yerlere ve imkânlara sahip olmak istiyordu. Bu nedenle her iki taraf da savaş için hazırlıklar yapıyor ve birbirlerini kolluyordu… Ingiltere ise, muhtemel bir ikinci savaşta Rusya’nın Osmanlı’dan daha fazla taviz koparmasından endişeliydi. Bu yüzden Osmanlı ile ilişkilerini yakınlaştırma çabasına girdi. İki devlet arasında1838’de bir ticaret antlaşması yapıldı.

Osmanlı-İngiltere 1838 Ticaret Antlaşması ile Osmanlı ekonomik bağımsızlığını kaybetti!
Ticaret Antlaşması’na başlangıcında sert tepki veren Fransa, daha sonra antlaşmayı tanımış ve kendisi de bir ticaret antlaşması imzalamıştır.

Başa dönerek tekrarlarsak; Osmanlı, Yeniçeri Ocağı’nı imha ederek, ordusuz kaldığı için Cezayir’i, Donanmasını, Yunanistan’ı, Mısır’ı ve ekonomik bağımsızlığını kaybetmiştir! Hiçbir devlet silâhlı kuvvetlere sahip olmadan hayatta kalamaz, çünkü... Özellikle Anadolu gibi muhataralı bir coğrafyada… Ve hele Türk Milleti gibi düşmanı çoksa…

Bunları niçin mi yazdım?

Fazla söze gerek yok; anlayan anladı! Anlamayanın, zaten anlamasına gerek yok! Bilmek sorumluluk yükler, çünkü.

Şu kadarını söyleyeyim; Türk Devleti ile Milleti inşallah yarın da benzer bir yıkım ve felâketle karşılaşmaz!
M. Metin KAPLAN

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

13 Tem 2019

“TEPELERDEN KANLI AYLAR DOĞARDI, DEV ÖMÜRLER BİR NAMLUYA SIĞARDI, SAÇLARIMIZ BİR GECEDE AĞARDI SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ. GÖKLER, YAĞLI DUMAN GİBİ PUSARDI, DAĞLAR HANÇERLENMİŞ GİBİ SUSARDI, YEDİ YÖNDE YEDİ BORAN ESERDİ SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ” O.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 51,96 M - Bugün : 641